<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587</id><updated>2012-01-30T03:30:53.085+02:00</updated><category term='KANKASINA RÜYASINI ANLATAN ADAM'/><category term='TIYATRO'/><category term='GENEL'/><category term='OYUN'/><category term='TRIVIA'/><category term='ICINDE YASAMAK ISTEDIGIM'/><category term='SIR&apos;IN HIKAYELERI'/><category term='BIR OYUN OYNAMAK ISTIYORUM'/><category term='BEYAZ PERDE'/><category term='MUZIK'/><category term='GÜNCEL'/><category term='BOĞAZ'/><category term='SEYAHATNAME'/><category term='EDEBIYAT'/><category term='RESIM'/><category term='GETİRİN O GÜNLERİ'/><category term='YERKURE TARIHI'/><category term='ONCE BEN GORDUM'/><category term='SPORTIF FAALIYET'/><title type='text'>Ruhsal Atıklar</title><subtitle type='html'>Aramızda gün dolduran azap içinde bir ruh</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>344</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-8703974008906508824</id><published>2011-07-24T01:10:00.007+03:00</published><updated>2011-07-24T03:37:51.448+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Tenk yu Zedprex</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-_fqs3oxIu9g/TitQV5d0-TI/AAAAAAAACNM/6x1ZabV7f_U/s1600/20-strange-sculptures-pI-disturbing-sculpture.jpg"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-_fqs3oxIu9g/TitQV5d0-TI/AAAAAAAACNM/6x1ZabV7f_U/s400/20-strange-sculptures-pI-disturbing-sculpture.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5632684096090339634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;2011, Şubat ayının kar tutmaz günlerinden birinde vardiyanın son saatindeyiz; yanımda çocuklardan biri var ve aldığı kötü bir çağrıdan dolayı yazılı uyarı vermek üzereyim; çağrıyı dinletiyorum. O sırada acı acı çalıyor telefonum. Arayan living maze; kontrol altına almaya çalıştığı bir panikle konuşuyor kızkardeşim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben evdeyim; annem intihar etmiş.&lt;/span&gt;..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hissettiğini bilmediğin, bilemediğin anlardan herhalde. Diğerleri gibi önceden çalışılmış prova edilmiş şeyler yok. Annenin intihar ettiğini yirmi defa haber alsan bir taktik geliştirirsin ama yok işte. Hayatında bir şeylerin değiştiği ve hiçbir şeyin bir daha da eskisi gibi olamayacağına dair bir korku  var sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün taksiyle hastaneye giderken bir insan aynı anda milyon tane şey düşünebilir mi sorusunun cevabını buldum. Hastaneye gittiğimde de her şeyden vazgeçmiş annemi gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gariptir hissettiğim tek şey nefretti. Kardeşimi üzdüğü için, onu işyerinden arayıp ben ilaç içtim diyip korkudan öldürdüğü için; o gün belki sekiz defa beyaz önlüklülerin birbirine fısıldadığı o kelime öbeği için; her fısıldanışında gözlerde kendilerince aynı anlamlı bakışın belirmesine sebep olan dünyanın en kısa korku hikayesi; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;ilaç intoks&lt;/span&gt; için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayamadığım şey nasıl böyle hissedebiliyor olduğumdu. Hepimizin genetik koduna yazılmış olan şey bizi doğuran kişiyi sevmek değil miydi? Sevdiğim kadınlara karşı sevginin en doğal ifadesinden, dokunmaktan keyif alırken annem başta olmak üzere seviyor olmam gereken herkese karşı neden fiziksel tiksinti duyuyordum? Sedyenin yanında cansız duran ele neden rol icabı dahi olsa dokunamıyordum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruların cevabı yok hala bugün bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece her şey yoluna girdikten sonra, annem ölüm riskini atlatmış acil serviste yatarken asıl bizim için tren rayından çıkıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmeyin. İntihara sahne olmuş bir eve ilk giren siz olmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başucunda intihar notu yazılı ajandayı okumayın. Banka hesaplarının, kart şifrelerinin yazıldığı sayfaları, ilaç etkisini arttırdıkça daha kargacık burgacık görünen yazıları, ne kadar yalnız olduğunu ve üşüdüğünü okumayın. Çarşaflardaki kahverengi kusmuk izlerini görmeyin.  Mutluluktur bu noktada cahillik. Siz sabah kalktığınızda bunların yaşanmamış olacağını umarak uyumayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En akıllıca şeydi belki, sabah saat 5'te kalkmak; daha beyin uyanmadan o odaya dalmak.&lt;br /&gt;Ajandayı kendi odama saklamak, çarşafları çöpe atmak, kusmuğa bulanmış yer ve duvarları silmek. O eve ve odaya girdiyseniz bile bunları benim gibi beyniniz tam uyanmadan yapın. Sonra hiçbir şey olmamış gibi işe gidin, izin yapmanızı isteyenleri dinlemeyin, anlayabilecekleri bir şey değil bu, bir kez düşerseniz kalkamayabilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikayeyi izleyen dönem, aynı zamanda Kowalski ile iyi gitmeyen ilişkimiz de iyice çatırdamaya başlamış, kız arkadaşım ne hastaneye gelmiş, ne de durumumuzu sormak için haftasonu aramıştı. Birkaç gün içinde ayrıldığımızda başka biriyle görüştüğünü de tesadüfen öğrenmiş oldum. Ama artık hiçbir şey umrumda değildi, muhtemelen randevusu kötü geçen Kowalski ağlamaklı olarak geri döndüğünde kabul edişim de umursamazcaydı. Dediğine göre kendisini kimsenin daha fazla sevemeyeceğine ve kimsenin ona tahammül etmeyeceğine karar vermişti kahramanımız. Ne büyük yalanmışız aslında şaşkınlığı vardır ya, bildiniz mi? Ondan vardı artık bende.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemle ilişkimiz normalde döndü sonra. İşin kötüsü fazla normale döndü. Ondan neden nefret ettiğimin cevabını hatırlayacak kadar normale. 12 sene önce nasıl ki eve yine bize sormadan dolandırıcı ve çocuk tacizcisi birini getirdiyse yine aynını yapmaya kalktı. Ama bu defa karşısında 19 yaşında her şeyden ölesiye korkan oğlu yoktu. Olmadığı için de yeni eşiyle kendi yolunu çizmek üzere evden ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılır ayrılmaz da senelerdir yapmak isteyip de yapamadıklarımı yapmaya başladım, eve kedim Dexter'ı aldım. Anneme dokunamazken artık, kedime ve evde beslediğim üç semendere severek dokunabiliyorum. Bu da sorunun bende olmadığını gösteriyor bir yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlarla yetinmedim tabi ve Kowalski'ye tüm itirazlarına karşın yol verdim.&lt;br /&gt;Bunu yapabilmemde iç dünyamı düzene sokup beni sakinleştiren Zedprex'in katkısını gözardı edemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün hala gecenin bir vakti Kowalski'nin beni affet temalı mesajına uyanabiliyorum. Hala annem gün içinde arayıp özledim görüşelim diyebiliyor. İkisini de istemiyorum. Bu eylül 32 yaşına basacağım ve vicdan artık benim için bir lüks. İçimde çok az acıma duygusu kaldı. Hayatımda Dexter dışında vazgeçemeyeceğim yokluğunda yas tutacağım hiçbir canlı yok. Olmasını da istemiyorum zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmuz sonu itibariyle hayat, nisandan beri vukuatsız ve kazasız seyretmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-8703974008906508824?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/8703974008906508824/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=8703974008906508824&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8703974008906508824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8703974008906508824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2011/07/tenk-yu-zedprex.html' title='Tenk yu Zedprex'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-_fqs3oxIu9g/TitQV5d0-TI/AAAAAAAACNM/6x1ZabV7f_U/s72-c/20-strange-sculptures-pI-disturbing-sculpture.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3388795501377965336</id><published>2011-05-08T11:17:00.005+03:00</published><updated>2011-05-08T11:31:31.250+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Semender Semender</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Semender Asha&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-JT0XAk39LQc/TcZShxK485I/AAAAAAAACNA/qOD-RkKG3N8/s1600/DSCN8291.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-JT0XAk39LQc/TcZShxK485I/AAAAAAAACNA/qOD-RkKG3N8/s400/DSCN8291.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604257526397334418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Semender Todd&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-JT0XAk39LQc/TcZShxK485I/AAAAAAAACNA/qOD-RkKG3N8/s1600/DSCN8291.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-8HWkjKIvr4Q/TcZSNrqHCgI/AAAAAAAACM4/CTlnIkF3W1Q/s1600/DSCN8276.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-8HWkjKIvr4Q/TcZSNrqHCgI/AAAAAAAACM4/CTlnIkF3W1Q/s400/DSCN8276.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604257181320284674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3388795501377965336?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3388795501377965336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3388795501377965336&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3388795501377965336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3388795501377965336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2011/05/semender-semender.html' title='Semender Semender'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-JT0XAk39LQc/TcZShxK485I/AAAAAAAACNA/qOD-RkKG3N8/s72-c/DSCN8291.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2669775779036048661</id><published>2011-05-08T11:03:00.004+03:00</published><updated>2011-05-08T11:11:09.543+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Oğlum Gereb bir hain mi?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-wmdRBmH4ZX4/TcZOleBLkhI/AAAAAAAACMw/WYReCHj6lUw/s1600/9791774.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 279px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-wmdRBmH4ZX4/TcZOleBLkhI/AAAAAAAACMw/WYReCHj6lUw/s400/9791774.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604253191929303570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Budapeşte'deki &lt;i&gt;Pal Utcai Fiuk&lt;/i&gt; heykeli. Bizde bilinen adı &lt;i&gt;Pal Sokağı çocukları&lt;/i&gt;dır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;En rütbeli er Nemecsek'e selam olsun...&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12px; "&gt;&lt;h1 class="title" style="font: normal normal bold 12pt/normal Verdana, sans-serif; background-color: transparent; width: 1083px; color: rgb(0, 0, 128); border-top-style: none; border-right-style: none; border-bottom-style: none; border-left-style: none; border-width: initial; border-color: initial; white-space: nowrap; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 12px; line-height: 18px; color: rgb(0, 0, 0); font-weight: normal; white-space: normal; "&gt;&lt;i&gt;&lt;caps lock=""&gt;&lt;caps lock=""&gt;&lt;/caps&gt;&lt;/caps&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2669775779036048661?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2669775779036048661/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2669775779036048661&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2669775779036048661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2669775779036048661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2011/05/oglum-gereb-bir-hain-mi.html' title='Oğlum Gereb bir hain mi?'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-wmdRBmH4ZX4/TcZOleBLkhI/AAAAAAAACMw/WYReCHj6lUw/s72-c/9791774.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4624847452536157126</id><published>2011-02-01T23:17:00.004+02:00</published><updated>2011-02-01T23:39:52.384+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KANKASINA RÜYASINI ANLATAN ADAM'/><title type='text'>Dört ibnenin akıbeti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TUh5F3OoM7I/AAAAAAAACMQ/fDv7Iw5vPHw/s1600/twilightisbadforyou.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 271px; height: 226px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TUh5F3OoM7I/AAAAAAAACMQ/fDv7Iw5vPHw/s400/twilightisbadforyou.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5568834080875230130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanka şimdi dinle beni.&lt;br /&gt;Kıçın açıkta kalmış deme e mi?&lt;br /&gt;Çünkü efendime söyleyeyim&lt;br /&gt;Bir acayip rüyaydı aklın şaşar&lt;br /&gt;Anlatsam&lt;br /&gt;Ödün bokuna karışır ne diyeyim&lt;br /&gt;Bu işler bizi aşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşün ki ben,&lt;br /&gt;Üç katlı bir evin&lt;br /&gt;En üst katındayım&lt;br /&gt;kucağımda bir kitap.&lt;br /&gt;Sarı abajurun altında,&lt;br /&gt;Merdiveni tıkayan kapağın&lt;br /&gt;Yanındayım kanka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ses tam o anda&lt;br /&gt;Kapaktan geliyor&lt;br /&gt;Tık tık da tık tık&lt;br /&gt;Bir tık tık bir yumruk.&lt;br /&gt;Açıyorum dört adam,&lt;br /&gt;Merdivenden kafayı uzatıyor&lt;br /&gt;Tırmanıyorlar kanka&lt;br /&gt;İstemeye istemeye buyur ediyorum&lt;br /&gt;Aslında tırsıyorum bakma.&lt;br /&gt;Yapacak bir şey yok aslında&lt;br /&gt;Elin mahkum bir bakıma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar daracık odanın&lt;br /&gt;Dört yanında oturuyorlar&lt;br /&gt;Bana bakıyorlar dik dik.&lt;br /&gt;Sonra diyorlar ki efendi&lt;br /&gt;Bize uçak bileti lazım,&lt;br /&gt;Uğraşamayız yok trendi&lt;br /&gt;Arabaydı, filandı.&lt;br /&gt;Sen diyorlar burada eskisin&lt;br /&gt;Nerde bilet satılır bilirsin&lt;br /&gt;Arkadaşı verelim yanına&lt;br /&gt;Mahallede şöyle bir turla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reddedemiyorum kanka&lt;br /&gt;Tırssam da hala&lt;br /&gt;Peki diyorum iniyoruz merdivenleri&lt;br /&gt;Yanımda o şişkoyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokağı turlarken kanka&lt;br /&gt;Bir sis bastırıyor aklın durur&lt;br /&gt;Seçemiyosun on metre öteyi&lt;br /&gt;Şişkoyla yürüyoruz&lt;br /&gt;Buralar tekin değil diyoruz&lt;br /&gt;Gidelim yok biraz daha&lt;br /&gt;Haydi kardeş biraz daha&lt;br /&gt;Tenhalara derken ben&lt;br /&gt;Yok arkadaş buraya kadar&lt;br /&gt;Bilet işi burda yatar&lt;br /&gt;Dönüyorum gerisin geri&lt;br /&gt;Şişko da yürüyor beri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönünce kanka odada&lt;br /&gt;Sırıtıyor dört ibne birden&lt;br /&gt;Diyorum lan gülüyorsunuz neden&lt;br /&gt;Dank ediyor kanka o anda&lt;br /&gt;Titriyorum makatıma kadar&lt;br /&gt;Tekin değil bu hıyarlar&lt;br /&gt;Vampir lan bunlar?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elim götüme kaçarken kanka&lt;br /&gt;Süleyman'ın torunuyuz malumun&lt;br /&gt;Kaldırıyorum eli baba,&lt;br /&gt;Diyorum gece yatarken&lt;br /&gt;Odaya gelen olursa&lt;br /&gt;Tıkarım sarımsağı&lt;br /&gt;Götünün ortasına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlı çıkışım kanka&lt;br /&gt;Beklenen korkuyu yaratmıyor anlamışsındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatağımdayım sonra yan yatıyorum&lt;br /&gt;Kapının altından ışık sızıyor&lt;br /&gt;Diyorum aklımca&lt;br /&gt;Gelse bu ibnelerden biri&lt;br /&gt;Tespit ederim anında gölgesini&lt;br /&gt;Derken arkamda yaylar gıcırtıyor&lt;br /&gt;Bir hafif homurtu kanka&lt;br /&gt;Dönemiyorum yatakta&lt;br /&gt;Vereyim odunu beline&lt;br /&gt;İnadına yapıyor ibne&lt;br /&gt;Ne ara odaya girdiyse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönemiyorum hala kanka&lt;br /&gt;Bir tırnak dolaşıyor enseden boyna&lt;br /&gt;Bir topraklı nefes kulağıma&lt;br /&gt;Homurdanıyor&lt;br /&gt;Hala dönemiyorum kanka&lt;br /&gt;Nanıskim diyorum&lt;br /&gt;Uyanamıyorken daha&lt;br /&gt;Bekliyorum koparsın boynu&lt;br /&gt;Aksın kanlar sebil gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanamıyorum hala derken&lt;br /&gt;Cep telefonunun alarmı çalıyor da&lt;br /&gt;Kalkıyorum kanka&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu da böyle&lt;br /&gt;Bir garip hikayeydi&lt;br /&gt;Dört ibnenin akıbeti&lt;br /&gt;Bilemem ki neydi&lt;br /&gt;Ara sıra olur öyle&lt;br /&gt;Götün açıkta kalınca&lt;br /&gt;Açma kapıyı biri&lt;br /&gt;Merdivenli kapıyı tıklatınca&lt;br /&gt;Seni tıklatırlar ağlarsın&lt;br /&gt;Ne yapar eder uyanamazsın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4624847452536157126?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4624847452536157126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4624847452536157126&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4624847452536157126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4624847452536157126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2011/02/dort-ibnenin-akbeti.html' title='Dört ibnenin akıbeti'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TUh5F3OoM7I/AAAAAAAACMQ/fDv7Iw5vPHw/s72-c/twilightisbadforyou.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2464855249029354127</id><published>2010-12-09T00:19:00.004+02:00</published><updated>2010-12-09T02:06:12.560+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GETİRİN O GÜNLERİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Like Hemingway do - İki beyaz yarım kırmızı hap</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TQAEtChnIFI/AAAAAAAACME/r-SK0opM5Yg/s1600/Suicide-03.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 259px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TQAEtChnIFI/AAAAAAAACME/r-SK0opM5Yg/s400/Suicide-03.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548439912738922578" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın geçmişi yazamamamın sebebiyle, mevcut siyasi konjontür üzerine en iyi kitapların Türkiye Cumhuriyeti dış güçlerin etkisiyle dümen kırıp mevcut başbakanı astıktan on yıl sonra adını taşıyan vapur Kadıköy - Karaköy yapmaya başladığında yazılacak olmasıyla aynı. Konu ile ilgili şahıslar hala hayatındayken üstünde ciddi baskı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000'lerin ortasıydı ve altı gün çalıştığım işim yüzünden güneş ışığından yeterince faydalanamıyordum. Gece eve gittiğimde aşağı yukarı tüm gece MSN'den Amerika'daki Vix ile chatleşiyor sabah işe gözümden uyku damlayarak gidiyor, akşamı zor ediyor, gece yine chatleşiyor 20'lerimin ortasını iş - internet batağında başarıyla heba ediyordum. Ve evet, Vix'in de sevgilisi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'ye döndüğünde ilişkimiz gerçekten start aldı ve bu defa benleyken telefonu elinden düşmemeye başladı. Kartopu oynar, karda yuvarlanırken, Fenerbahçe Parkında otururken, beraber mantı açar, çiğköfte yoğururken binbir travma ile titreyen bir telefonla boynuzlanmakta olduğuma sinirlenmeye bir ay içinde başladım. Çocuk özlüyor, bunalıyor ve arıyordu, her aradığında benim damar kabarıyordu. Bu kabarma Vix'i Kaplumbağa ile aldatana dek sürdü. (Bildiğiniz gibi kaplumbağa'nın da sevgilisi vardı. 20'lerimi tamamen Beigbeder romanları tadında yaşadığım söylenebilir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vix ile ilgili en önemli detay bana yaşattığı cinsel doygunluktu. Eski kız arkadaşlarıma dair en iyi anıların yatakta gerçekleşmiş olmasını yüksek libidoma bağlamaktan çekinmiyorum. Bugün dahi sekiz, dokuz sene önceki tatmin edici her sevişmeyi büyük bir rahmetle anıyorum. Sorsanız nerelerime dokunduklarını, o geceki / gündüzkü hava durumunu, eve nasıl döndüğümü, o haftaki fener maçının ne olduğunu teker teker anlatabilirim. Sonuçta çevresel etkenler sayesinde her kadın farklı numaralar öğreniyor ve bu öğretiler gelecek nesle tecrübeyle aktarılıyor: apartmanda iki kat arasında yakalanma riski had safhadayken eşofmanı sıyırıp ayak üstü seks, tuvalette içeridekilere çaktırmadan ayak üstü seks, penetrasyon halinde ağızdan ağıza şarap verme usulü, İtalyan otuzbiri, tecavüz fantezisi, yatağa bağlama, kelepçeleme, camları buğulu arabada, sahil kenarında ayak üstü oral seks, bir sinema salonunda loş ışıkta yapılabilecek maksimum ayak üstü haşarılık ve benzerleri. Bir erkekte unutulmaz olmak istiyorsanız bunlardan birini yapın. Bir erkekte unutulmaz olmak istiyorsanız araba kullanırken sizi doyuma ulaştırmasına izin verin, emniyet kemeri icadolunduğundan beri yolculuklar sıkıcı derecede güvenli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vix ile ilgili ikinci ve bizi daha çok ilgilendiren detay bipolar bozukluğu olmasıydı. Düz yolda yürürken aniden kafayı çizip kaldırıma çöküyor ve ağlamaya başlıyordu. Birbirimize iliştiğimiz süre boyunca bipoların zirvedeki kısmına hiç denk gelemedim. İki sevgili olarak gündüz ve gece kadar farklıydık ama ne güdüyle bilemiyorum bir şekilde vapuru yüzdürmeye gayret ediyorduk. Vix ile olan ilişkimizin ilk devresi yine bir aldatmayla sona ermiş, ikinci devresi kaplumbağa ile ilk ayrılışımızda başlamıştı. Bugüne dek bana karşı en ağır konuşmuş ve konuşmakta haklı olan insandır kendisi. Sevişmemizin üzerinden on beş dakika geçmemişken kaplumbağadan gelen telefona koşturup yirmi dakika ortadan kayboluşumun ve dönüşümün ardından &lt;span style="font-style: italic;"&gt;sen ne büyük orospu çocuğusun arayan oydu değil mi &lt;/span&gt;demişti ve iki konuda da sonuna kadar haklıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vix şu anda bipolar dansının neresindedir, hala hayatta mıdır bilemiyorum. İçimden bir şekilde hayata tutunduğunu ve yenilmediğini düşünmek geliyor. Son görüştüğümüzde kilo almayı başarmıştı ve işler onun için iyi gidiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son iki gündür gazetelerin önemli gündem maddelerinden biri, vaktinde İran'lı petrol zengini kocasından aldığı 140 trilyonluk nafaka ile gündeme gelmiş olan sosyetik güzelin pankreas kanseriyle olan savaşını kaybedişiydi. Takip etmiş olacağınız gibi eski eşinden helallik aldığı, beyin ölümünün gerçekleştiği ama ailesinin fişi çekmeyi reddettiği konuşuluyor. Hikaye gerçek anlamda bir sinema filmi tadında sekanslar barındırıyor, kanser olduğunu ve hastalığın son aşamada olduğunu Amerika'da öğreniyor, Türkiye'ye dönüyor, ölüm döşeğine geliyor, hastanede resepsiyona böyle bir hastamız yok dedirtiyor, insanlar beni eski fotoğraflarımdaki gibi anımsasın diyor, eski eşiyle ölüm döşeğinde barışıyor ve kuvvetle muhtemel yok oluşunu eski bir dost gibi kucaklıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar eskiden zaatüreden, vebadan, hatta soğuk algınlığından sinek gibi ölüyordu. Bilim ilerledikçe bu hastalıklar yüzünden ölmek zorlaştı ama bu defa da AIDS, SARS, domuz gribi, kuş gribi ve en fecisi modern çağın vebası olan depresyonla cebelleşiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manif depresif gelenekten gelen anne tarafı ile guatr geleneğinin sürdüğü baba tarafı söz konusu olduğundan 2009 kasımından beri intihara karşı ruhani bir savaş veriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayakta beş saniyeden fazla durduğumda bacaklarımın ve ellerimin titremeye başlaması, kalp ritmimin çıldırması, ileri seviyelerde depresyon gibi belirtiler sonucu hipertiroidim olduğunu öğreneli tam bir yıl oldu. Bu bir yılım her yemekten sonra iki beyaz hap, yani propycil, ve bir yarım kırmızı hap, dideral alarak geçti. Dideral'i bir buçuk sene önce Terapi serisindeki dedenin kullandığı bir ilaç gibi gösterirken bir gün kendim kullanmak zorunda kalmamdaki ironiye dikkatinizi çekerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu savaşı zorlaştıran pek çok şey var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen performansı düşüşte olan agent'lardan biri yanıma geldi ve düşüşün sebeplerini anlatmaya başladı. İşe gelmek için evden çıkıyor, ama içini kötü bir his kaplayınca eve dönüyor. Döndüğünde beraber yaşadığı hasta annesini kanlar içinde yerde buluyor. Kadın önce sekiz tablet antidepresan yutmuş, ardından bileklerini kesmiş. Annesinin hastalığını soruyorum, çocuk guatr olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşi bırakma kararı alan bir kızla konuşuyorum. Annesini evde yalnız bırakmak istemediğini söylüyor. Kadın çok ağır depresyondaymış ve kendisini öldürmeye yeminliymiş. Üstelik de hastaymış. Hastalığını soruyorum ve guatrı var cevabını alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın hızlı çalışan tiroid bezleri yüzünden hasar görmüş sinirlerle, her gün öldür kendini diyen vücut kimyasallarıyla baş etmesi yeterince zorken başarı hikayeleri yerine dayanamayıp pes eden insanları dinlemesi ciddi anlamda cesaret kırıcı. 2009 sonlarında pes etmeye yaklaştığımda akşam eve gidip kendimi öldürdüğümü hayal edip inanılmaz mutlu oluyordum. Hayatta hiçbir derdim tasam kalmıyordu çünkü akşam eve gidip kendimi öldürdüğümde artık hiçbir şey için üzülmenin anlamı olmayacaktı. Aşık olamamanın, satışların düşmesinin, eksideki banka hesaplarının, her konuştuğunuzda kendisini öldüreceğini söyleyen annenin bir önemi kalmayacaktı. Akşam kendini öldüreceksen hayatının tek amacı akşamı beklemek oluyor ve bu inanılmaz huzur verici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010'da ise Dexter'ın Lumen'i bulması gibi ben de Kowalski'yi buldum. Aylar süren travmalarımızın ardından sonunda beraberiz ve birbirimize deli gibi aşığız. O da benim gibi bir "damaged". Tatminsizlikleri sebebiyle antidepresan kullanıyor, iki hafta öncesine kadar ben de kullanıyordum, evde annem de kullanıyor. Bu yüzden hayatımdaki bütün kadınların kafası güzel.&lt;br /&gt;Kafası güzel olmayan kadının da benle işi olmuyor zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kowalski'ye her akşam iş çıkışı İngilizce dersleri veriyorum. O bankacı ama hostes olacak ve aldığı bedava biletlerle bir gün dünyayı gezeceğiz. Beraber oynadığımız oyunlara bayılıyorum, her gittiğimiz yerde dönüşümlü olarak kendimizi kovdurmaya çalışıyoruz. Starbucks'ta yirmi kişinin ortasında herkesin duyacağı şekilde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;biri ibne mi dedi&lt;/span&gt; diyerek ayağa kalkıp sağa sola bakan bir tip düşünün. Malta köşkü merdivenlerinde Behlül ve Bihter'i canlandırırken garsona yakalanan ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Adnan açıklayabilirim&lt;/span&gt; diye bağıran bir tip düşünün. Her gittiğiniz yerde ölesiye güldüğünüz ama bir yandan da mekana son gelişiniz olduğundan üzüldüğünüz bir ilişki düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her akşam ders dönüşünde trene biniyorum. Treni çok seviyorum çünkü beyaz ışığı altında camdan hızla geçtiğimiz caddeleri izlemek hayatı ileri sarmak gibi görünüyor. Böyle anlarda pek çok detayı daha da net görüyorum. Arabaların rastgele park ettiği sokak ışığı altında loş caddeler, grafitiler, kertenkelelerin yuva yaptığı, yeşil demir tellerin saplandığı parça taş duvarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada mesela eve gittiğinde pes eden annesini kanlar içinde bulan çocuk geliyor aklıma ve ben nasıl hala hayattayımın cevabını düşünüyorum ve Sparks'ın o muhteşem şarkısını coverlıyorum içimden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;When do I get to kill myself? When do I get to kill like Hemingway did?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Belki de Hemingway Kowalski'sini bulamamıştı ve bütün sorun buydu.&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2464855249029354127?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2464855249029354127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2464855249029354127&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2464855249029354127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2464855249029354127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/12/like-hemingway-do-iki-beyaz-yarm-krmz.html' title='Like Hemingway do - İki beyaz yarım kırmızı hap'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TQAEtChnIFI/AAAAAAAACME/r-SK0opM5Yg/s72-c/Suicide-03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-5536088297957740999</id><published>2010-10-15T22:46:00.003+03:00</published><updated>2010-10-15T23:17:06.486+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Kara Ütopya - 2</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TLiwMNedihI/AAAAAAAACL0/8Uy4UlLTqJ4/s1600/War_by_alexiuss.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5528362266419628562" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TLiwMNedihI/AAAAAAAACL0/8Uy4UlLTqJ4/s400/War_by_alexiuss.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/kara-utopya_24.html"&gt;Kara Ütopya - 1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılından bahsediyorum, kıtlık yılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90'larda kurduğumuz hiçbir hayalin gerçekleşmediği yıl. Teleportasyonu, uzay araçlarını, ışın kılıçlarını beklerken dokunmatik ekranlı cep telefonlarıyla nanoteknolojik havlularla teselli bulduğumuz yıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol sıfırlı yılları kafamızda kurarken, otuz yaşındaki bizi çok önemli yerlere koyardık. Şimdi ise işin gerçeği 6 milyarlık klostrofobik bir gezegende, mercimek tanesinden daha mühim değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Dünya Savaşı çıkacaktı hesapta, su yüzünden. Hem de taş ve sopalarla yapılacaktı. Suriye İsrail'e girecekti. Ne Su yüzünden taş ve sopalarla savaşıldı, ne de marul yüzünden piyano teliyle, ne de kabak yüzünden meşe odunuyla. Bütün o korkunç senaryolar korku politikasıyla kalabalıkları yönetenlerin manipülasyon aracı olarak kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pastane köşelerinde buluşup limonata içerek flörtleşen bir kuşağın çocuklarıyız biz. Onlar yirmi senelik eşleri olmadan sürdürülebilen bir hayatı keşfettiklerinde biz anne ve babalarımızın hayatlarında öncelik olmayabileceğimizi keşfettik korkuyla. İlk önce başka şubeler açıp başka çocuklar yaptılar. Eskiden çocukları almak için açılan velayet davaları vardı, şimdi bol sıfırlı çekler talep eden avukatlar çocuklar karşı tarafta kalsın diye kıçını yırtıyor. Anneleri, babaları, aile büyükleri için, kendilerinden başka herkes için çocuk yapanlar şimdi o çocuklarla ne yapacağını bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz o boşanmış ailelerin büyük çocukları, hep daha olgun, daha sorumlu olmak zorundaydık. Şimdi ne annemizle babamıza, ne de o hep göz kulak olmak zorunda kaldığımız küçük kardeşlerimize benziyoruz. Bu dünyada kuşak olarak yalnız kaldık. Bir pencereden dünyayı izleyen milyon tane yalnızız. La fille sur le pont'da kocaman gözlerini kocaman açıp konuşan güzel Fransızın dediği gibi bize bir şey olsun diye bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O küçük kardeşler büyüyüp her şeyi devraldıklarında her şey daha hızlı olacak. Daha geçici, daha aç olacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdikinden bile daha kuralsız bir dünya düşünün. Kaos... Daha doyumsuz bir kuşak düşünün. Toplu halde avlanan piranhalar gibi sırayla dünyadan keskin ısırıklar alan. Kendilerinden daha sorumsuz bir kuşak büyütecek onlar. Bizi nitelerken, onlara anlatırken fosil kelimesini kullanacaklar, vizyonsuz, dargörüşlü olduğumuzu söyleyecekler. Muhtemelen son ısırığı o kayıp çocuklar alacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların yaşadığı dünya artık gri, yorgun ve tükenmiş bir yer olacak. Bugüne dek yassıtılmayan her teneke kutunun, boğazda batan her petrol tankerinin, atılmış atom bombasının ve insanoğlunun yüzüne çizik atan her bir soykırımın acısı o gün çıkacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte dünya o gün çocuk getiremeyeceğiniz bir yer olacak. Çocuğun iyiliği için değil, dünyanın iyiliği için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-5536088297957740999?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/5536088297957740999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=5536088297957740999&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5536088297957740999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5536088297957740999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/10/kara-utopya-2.html' title='Kara Ütopya - 2'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TLiwMNedihI/AAAAAAAACL0/8Uy4UlLTqJ4/s72-c/War_by_alexiuss.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-7998531799430555615</id><published>2010-08-03T18:28:00.004+03:00</published><updated>2010-08-03T19:39:55.939+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Dorian Gray'in izometrik vesikalığı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TFg3o5WGZRI/AAAAAAAACLc/yu_ak6191IE/s1600/recep.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 288px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TFg3o5WGZRI/AAAAAAAACLc/yu_ak6191IE/s400/recep.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501208120560870674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi bilemiyoruz ama bizim şahsi olarak yazmamızın, çizmemizin, düşünmemizin ve yaptığımız bilimum eblekliğin ana sebebini tam anlamıyla kim olduğumuz tesbit edebilmek teşkil ediyordu. Detaylara baktığımızda egosantrik, kendini beğenmiş, ukala, öğrenmeye aç, bencil ama çalışkan, ilkeli, tutarlı bir sezar salatası olduğumuz, hayatımıza giren kadınları bir şekilde öğütüp fast food tarzı tükettiğimiz ortadaydı. Tüm bu ipuçlarından bir genel portre çıkıyor ama portrenin dinamikleri tam anlamıyla çözümlenemiyordu. Yeterince tikat olursak satır aralarında bitmeyen tükenmeyen bir anlam arayışı olduğunu, ya ben böyleyim sanırım aslında ama böyle olmaktan da pek mutlu değilim duygusunun hakim olduğunu görebiliyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıp parçaların bir araya gelebilmesi için canım şirketimin takım liderlerine Trimetrix sistemin geribildirim raporunu vermesi gerekiyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rapora göre potansiyelinin farkında ama kendisini gelişime açık gören, hayattaki tüm rollerini asıl değerleriyle net belirlemiş ve bu rollere gereken değeri veren, gitmesi gereken yolu çok net gören ama seçeneklerinden pek de memnun olmayan bir birey(mişim) Ofdırekırd konuşmamızda sevgili danışmanımız farkındalığımın 4 milyar insanın bir kafa üstünde olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beeeenn nickfallin, hem kendim hem de başkaları için pek çok standart belirlermişim. Benliğimin güçlülüğü bu standartlara uyulmasını şart koşuyormuş. Gevşemeyi ve kendi hızımı ayarlamayı öğrenmem gerekiyormuş, kendimi ve başkalarını  kontrol etmek için aşırı enerji harcıyormuşum. İnsanların durumlar ve olaylarla ilgili temel varsayımlarını sorgulama yeteneğim varmış. Yaratıcılığımdan, kesinliğimden ve zekamdan gurur duyuyormuşum. Israrcı, agresif ve kendime güvenliymişim. Baskı altında bulunduğumda şiddetli bir aciliyet hissi ve işleri yapıp bitirme gereksinimi duyan bir kişilik tipiymişim. Yaratıcıymışım ve bunu problem çözmede kullanırmışım. Bir projenin meydan okuyuculuğu sona erdiğinde ona karşı ilgimi yitirirmişim. Hemen bir başka talepkar projeye hazır hale gelebiliyormuşum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülerek söylemeliyim ki dostlar sonuç odaklılık, öğrenme, kendi kendine harekete geçme söz konusu olduğunda altı milyarınıza da çok pis basıyorum. Bu arada beni harekete geçiren ilgi tutum ve değerler kuramsal ve estetik olanlarmış. Sevgili danışmanımızın sunumuna eklediği tablonun Van Gogh'un yıldızlı geceleri olması, benim portrait du docteur Gachet'den yola çıkarak fiyatını doğru tahmin etmem ve daha önemlisi bu tablonun afişinin duvarımda asılı olması sunulan portrenin doğruluğunu korkutucu noktalara vardırdı dostlar eklemeden geçemiycem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazılanlardan yola çıkılarak Başak burcu ne yapmazdı sorusunu sorduğumuz cinnet geçirmez yelek başlıklı postumuz daha büyük anlam kazanıyor. Orada bu aciliyet, kontrol ve iç disipline sağlam bir eleştiri getirmiş ve gevşeme ihtiyacımızı dile getirmiştik. Ayrıca hayatımıza giren kadınları içten içe bir proje olarak tanımladığımız ve projeyi onları duygusal olarak kendimize bağlama ile sonuçlandırınca ilgimizi kaybettiğimiz de ortaya çıktı. Buna üzüldüm açıkçası, ben kadınları severdim bir zamanlar. Onları ne kadar zamandır böyle gördüğümü de merak ediyorum desem de cevabı belli. Danışman buna paralel bir durumu insan davranışlarını kökten değiştirecek şey yaşanan büyük travmalardır şeklinde açıkladığına göre evet, sebebi belli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kariyer bağlamında bir projeniz felakete doğru gidiyorsa emanet etmeniz gereken herifler ben ve benim gibi rekabetçi, analitik, aciliyet hissi had safhada, anında sonuç almanızı sağlayan rahatsız tipler. Duygu bağlamında ise kendimi kimseye zaten önermiyorum. Asansöre binildiğinde herkes kafaları sayarken benim kafamda kiloları hesapladığım anlaşılırsa benimle asansöre binen herkes bir garip olur. Danışman diyor ki ben de otobüse bindiğinde çantasında akbilini aramaya başlayanlardan olmalıymışım. Öyle olmayı çok istiyorum buna inanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah saat 7.00'da uyanmayı planlarken kendimle yataş fingirdeşmesini uzattığımdan 8.00'a doğru ayaklanabildim. Doktora gideceğimden kahvaltı falan da etmeden şortum sandaletim tişörtüm dışarı fırladım. Hava gölgede seksen dereceydi. Yine minibüsleri teker teker süzüp her sokak arasında bekleme yapıp kornasının ırzına geçmeyecek tipte prezantabl şöförler aradım ve bulduğuma bindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastaneye vardığımda sevgili doktorum yine beni teste uğurladı, testin çıkmasını beklediğim 2 saatte merkeze gittim, kendime fitnessta giymek için şort ve tişört aldım. Sahilde kahvaltı yaptım, kahvaltı yaparken kedinin biri masaya çıktı. Maalesef normal(!) insanlar gibi kediye elimin tersiyle koyamayacağımdan bir iki tane höt yaptım ama kedi yemedi. Muhtemelen içinden bu herifte kediye vuracak tip yok demiştir. Blöfün işe yaramaması insanda hakikaten vurma isteği yaratıyor çünkü analitik düşünüyorsun, bir sonraki safha bu. Yine de vurmadım kediye. Kıçından tutup bahçeye attım gerisin geri. Kediye vuran bir tip olduğumu anlamıştı ama kahvaltısını paylaşmayacak kadar bencil olduğumu atlamıştı kedi. Buna da uyansa kedi olmaz zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında kayalıklara indim ve guatr vermeye başladı alttan coşkuyu. Kendime hayali arkadaş yaratacak kadar yalnız hissettim, artık hiç sevmiyorum yalnız olmayı. Doktorun nasılsınız diye sorması bile insana arkadaşı varmış gibi hissediyorsa bu hayatınız kırmızı alarm veriyor demektir dostlar. Eğer yanınızda o kadar arkadaşınız yok ki danışmak için psikoloğa gidiyorsanız da bittiğiniz andır. Daha herifin ofisine girmeden kapısında ağlayıp rahatlıyorsanız bilin okeye dönüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları düşünerek kayalıklardan kalktım haydi gerisin geri sevgili doktorumuzun yanına test sonuçlarıyla gittim. Herif ne zaman o sonuçları eline alıp gözlüğünün üstünden okuyup iç geçirse yarın ölecekmişim gibi hissediyorum, hiç sektirmeden. Bekledi de bekledi, en sonunda kafasını memnun memnun sallayıp büyük iyileşme var dedi. Evet var çünkü bu ay iyileşmeyi bir proje olarak kabul ettim ve hastalıkla rekabete başladım diyemedim. Ne bilsin herif trimetrix analizi?&lt;br /&gt;Sırtımdan sekiz ton yük kalktı. Posta katarı vasıtasiyle Misisipi nehri kıyısından fiti fiti yol aldı. Elim ayağım boşandı. Bu hastalık sinir agresyon yapar idare edebiliyo musun diye sordu. İşim stresli, çok da sabır gerektiriyo zorlanıyorum dedim. Daha anlatıcaktım ama sormadı, çok kıl oldum. Boynuna atlayıp her şey yoluna giricek di mi sorusunu sorup ağlamak üzereydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüş yolunu gölgeden gölgeden yürümeye karar verdim ama kötü fikirmiş. Mezarlığın önünden geçerken guatrın coştuğu o anlarda mezar taşı okumanın ne gibi sonuçlar doğurabileceğini görmüş olduk, çünkü ayran gibi yayılıp duygusallaştım ve yine gözlerim doldu. Eczaneden ilaçlarımı yazdırdım dedeler gibi. Çıkarken anam anam diye çıktım usul yerini bulsun diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusura bakmayın sormuşunuz gibi anlatıyorum ama akabinde fitness e gittim. Torso machine, hyper extension yaptım. b. curl efendime söyleyeyim butterfly... sonra havuza gittim, üye olduğunuz havuzun halk plajına dönüşmesi de insana koyuyormuş bunu gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahil kenarında uyumuşum, uzun uzun, ne nedir diye düşünmeden. Şu hayatta hiç bişey düşünmeyebildiğim tek zaman sahilde uyuyarak geçirdiğim zaman. Uyandığında da beyninin bütün sikko şeyleri toparlayabilmesi de belli bir süre aldığından rahat ediyosun. Uyanma esnasında da kafamın içinde Örovizyon birincisi Lena Meyer çalıyodu, çıkardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi kaçamak yapayım donut yiyeyim diye girdiğim McDonalds'ta ilk çocuklu ailenin gelmesiyle kulaklıkları kafama geri takmam bir oldu. Çocuk terörü yaşanıyor sokaklarımızda! 1.30 boyunda kafasının tepesinde kasık kılı tutulup tükürüklenip yapıştırılmış gibi duran bi velet bebek arabasına yayılmış sırıta sırıta burnunu karıştırıyordu. Çocukların çığlık atmaya başlaması genellikle anaları zorla yemek yedirmeye başladığı ana tekabül ediyor. İşte o an geldiğinde masadan kalktım, aileye hızlı hızlı hiçbir korunma yöntemi %100 garantili değildir diye bağırıp fiti fiti kaçtım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size bu satırları evde yazıyor ve pasifiğin hayalinizdeki kadar mavi olduğunu umuyorum. Arayış sona erdiğine göre bize dair her şey bitip başka şeyler başlayabilir. Ahanda burası 3 senelik izometrik vesikalığımızdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi gün otobüste daha durakta akbilini hazırlayan birini görürseniz, asansöre bindiğinde herkesin kilosunu hesaplamaya çalışan bi arkadaşınız olursa, ya da sizi gece kulübüne elinde haritayla götürüyosa beni hatırlayın. O herif kafayı çizmek üzere arkadaşlar, destek olun. Sahilde kucağınızda uyutun hiçbi şey düşünmesin. Ben artık bişiy düşünmek istemiyorum, güzel şeyler düşünmek istiyorum, Rachel Hurd Wood, tavuklu noodle, honey mustard sos gibi şeyler. Hayattan da çok bişey istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzur istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bit..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-7998531799430555615?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/7998531799430555615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=7998531799430555615&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7998531799430555615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7998531799430555615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/08/dorian-grayin-izometrik-vesikalg.html' title='Dorian Gray&apos;in izometrik vesikalığı'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TFg3o5WGZRI/AAAAAAAACLc/yu_ak6191IE/s72-c/recep.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-5196846050235491290</id><published>2010-06-18T17:32:00.006+03:00</published><updated>2010-06-18T18:26:40.681+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Sırtımda güneşin parmak izleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TBuPfkdnc5I/AAAAAAAACKg/9_eryYPwrsc/s1600/pool.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TBuPfkdnc5I/AAAAAAAACKg/9_eryYPwrsc/s400/pool.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484134743780324242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyin kusursuz bir düzende gittiğini düşündüklerinde her şey bitince bu kadar şaşırmaları anlamsız aslında. Çünkü hiçbir şey kusursuz bir düzende gitmiyor gerçekte; ilişkide her şeyi idare ettiğin zamanları saymadığımızda, mükemmelliği günde bir defa doğru zamanı gösteren bozuk bir saat gibi belli anlarda yakalıyorsun. Gölde yemyeşil ağaçlar arasında sandalla gezerken, Foça'da bir pansiyonda o göğsünde yatarken, evde pastel boyalarla resim yaparken bunlar birikip birikip bir dolu şahane anın haline geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonradan geçmişe baktığında bunları hatırlayıp her şey mükemmeldi demek yanlış, mükemmel olan o bir sene değil, o senenin içindeki belirli günlerde adı konmuş belirli saatlerdi, kalanında her şey belki de hiçbir şey iyi gitmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkbahara girdiğimizde, içimde ne olduğunu anlayamadığım bir karmaşa, bitmek tükenmek bilmeyen bir depresyon vardı, ve Sır'ın gitmesine gereğinden fazla üzülüyordum. İşimde mutlu değildim, param yoktu aşağı yukarı kötü gitmesi mümkün olan her şey kötü gidiyordu.&lt;br /&gt;Böyle zamanlarda, olanları parçalara bölüp her birini nasıl çözeceğine karar verip strateji belirlemek önemli, hayatın kötü gidiyorsa senin suçun değil, bu konuda bir şey yapmıyorsan hepsi senin suçun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sır'ın gidişine üzülüyorsan yerine ağzına sıçacak başkasını bul, işin kötü gidiyorsa bırak yeni bir iş bul, içinde anlayamadığın bir haltlar oluyorsa git bir doktor bul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları sondan başlayarak yaptım, ilk işim doktora gitmek oldu. Doktor guatr teşhisi koydu, teşhis konunca benim Sır'a bu kadar sarışımın sebebinin de hastalıktan kaynaklanan duygusal bulanıklık olduğu ortaya çıktı, bu arada da bir buçuk kat maaş aldığım yeni bir iş buldum, para ve iş meseleleri de arka arkaya sonuçlanmış oldu. Gidişata cilayı çeken (artık isim bulmakta zorlanıyorum) Bal ile tanışmam oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün izinliydim ve havuza gittim. Bal ile mesajlaşırken anladım, Ekim'den Şubat'a hayatım tepe taklak yokuş aşağı giderken, 3 ayda direksiyon hakimiyetini sağlamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi bir işim var, ve çok başarılıyım, yakışıklıyım, param, güzel bir kız arkadaşım, dünya tatlısı iki kız kardeşim var.&lt;br /&gt;Bir anlık mükemmelliyet bugün Dragos semalarında göründü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Adam Haklı Beyler&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-5196846050235491290?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/5196846050235491290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=5196846050235491290&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5196846050235491290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5196846050235491290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/06/srtmda-gunesin-parmak-izleri.html' title='Sırtımda güneşin parmak izleri'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TBuPfkdnc5I/AAAAAAAACKg/9_eryYPwrsc/s72-c/pool.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2901816078089011171</id><published>2010-06-14T23:52:00.002+03:00</published><updated>2010-06-15T00:07:44.799+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><title type='text'>Ninja'nın intikamının intikamı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TBaW_pz7mrI/AAAAAAAACKI/VidBOHgy_Vs/s1600/ninja.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 269px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TBaW_pz7mrI/AAAAAAAACKI/VidBOHgy_Vs/s400/ninja.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482735616669751986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen akşam gene makatımdan soluya soluya yokuşu tırmanırken manitu her nereden üflediyse ulan bari şu tezgahtan dividi temin edeyim dedim. Dividici kıro mıro değildi ama hakikaten zevksizliğin sınırlarında yaşıyordu. Ben filmlere göz atarken hangi tırt filmi görse abi süper film dedi, ve ben herif hangisine süper dediyse bir kapağına göz atıp yerine koydum. İnadına yapar gibi. Yerine koyduğum filmlerden biri de Ninja'nın intikamı idi. Ninja'nın intikamı pek çok kopyesiyle sürekli karşımıza çıktı ve herif her defasında almam için aynı ısrarı sürdürdü. Sevmiyorum testesteron filmleri. Östrojen seviyorum, hoş değil kavga dövüş. Entrika ise candır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak içimizdeki Jacob sevgisi sebebiyle Twilight new moon, Prozac Nation, Blood Hunter ve bir adet romantik komedide karar kıldık. Seçtiğim filmlere bakan Herifin suratı turşuya döndü, en son abi 5'e tamamlayalım 10 lira olsun dedi, hemen bir film daha kaptım, atıldı, Ninja'nın intikamını da ben sana hediye edicem dedi. Artık nasıl hayvanlaştıysam ya siktir et ninja'nın intikamını sen bana bunu ver bari dedim rastgele Franklyn diye bir filmi seçtim ve kapar kapmaz Eva Green'in kapaktaki resmini gördüm, yokuşu Eva Green ile zenginleştirilmiş hülyalı bakışlarla tırmanmaya başladım. Eva Green Casino Royale'da Daniel Craig'in hayatını kaydıran hatun olarak gönlümüzü kazanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve gider gitmez Eva Green hayalleriyle Franklyn'in kabundan çıkan yazısız dvd'yi koydum. Bu arada da herifin hediye ettiği filmi almayarak ne denli hayvanlaştığımı düşündüm, paramount pictures logosundaki yıldızları saymayı bekler tam keyifle Eva Green'i izlemeye hazırlanırken ekranda dev bir yazı belirdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ninja'nın intikamı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2901816078089011171?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2901816078089011171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2901816078089011171&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2901816078089011171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2901816078089011171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/06/ninjann-intikamnn-intikam.html' title='Ninja&apos;nın intikamının intikamı'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TBaW_pz7mrI/AAAAAAAACKI/VidBOHgy_Vs/s72-c/ninja.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-8697522065620328182</id><published>2010-06-14T23:42:00.002+03:00</published><updated>2010-06-14T23:48:32.843+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><title type='text'>Tonight's the night</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TBaUheMmWwI/AAAAAAAACKA/bL-cQt5Bi6o/s1600/12853_358953850270_15526475270_10214371_6527188_n.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 254px; height: 265px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TBaUheMmWwI/AAAAAAAACKA/bL-cQt5Bi6o/s400/12853_358953850270_15526475270_10214371_6527188_n.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482732899132660482" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurgunun gerçekten daha iyi olduğu konusunda hemfikiriz ve Anakin Skywalker'dan sonra kendimi en çok bağdaştırabildiğim karakter herhalde Dexter. Hayır, canlılara eziyet etmeyi sevmiyorum ama Dexter'ın iç dünyasında ne kadar katı olduğunu saklayabilmek için, örneğin cenazelerde yas tutmadığını farketmemeleri için takındığı sosyal maskelere bayılmamak elde değil. Eğer benden ölümü ölesiye dramatikleştirmemi isterseniz yaparım, incinecek kadar umursa deseniz yapamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seviyoruz Dexter'ı, sabah kahvaltısını, akşam yemeğini, ritüellerini. 4. Sezon finali de ebemizi sikti bu bir gerçek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-8697522065620328182?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/8697522065620328182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=8697522065620328182&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8697522065620328182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8697522065620328182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/06/tonights-night.html' title='Tonight&apos;s the night'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TBaUheMmWwI/AAAAAAAACKA/bL-cQt5Bi6o/s72-c/12853_358953850270_15526475270_10214371_6527188_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3947716737110620748</id><published>2010-05-13T23:24:00.005+03:00</published><updated>2010-07-01T19:19:21.626+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Alt Metinler - Konuşmadan söylemek - Annem senden nefret ederdi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S-xtr1jGflI/AAAAAAAACJU/_9Au7gJd3ls/s1600/coworkers-flirting.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 310px; height: 310px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S-xtr1jGflI/AAAAAAAACJU/_9Au7gJd3ls/s400/coworkers-flirting.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5470868247224417874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sizi çok özlemişim.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir buçuk  aydır olanlar hiç de sadece bir buçuk ayda olacak şeyler değildi. Bunları bir sonraki postta anlatacağım. Şimdi ise sırada iki gündür olanlar var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etraflıca düşünmeseniz bile aslında sadece alt metinlerle yaşıyoruz. Günaydın'ın belki de mümkün elli altmış farklı telaffuzu var ve her telaffuz farklı bir alt metin içeriyor. Sakin, gergin, sinirli,  sevinçli, sabırsız, mutlu, mutsuz, keyifli, keyifsiz, dalgın günaydınlar ve diğerleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bakışta aşka inanan vardır, ben onlardan biriyim. Ama ilk bakışta aşkın başkalarına olabileceğine inanırım. Hani&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Christine&lt;/span&gt;'in ilk sayfalarında &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Arnold Cunningham&lt;/span&gt;'ın 58 Model Plymouth'u gördüğü  o ilk an vardır. O anı bazen bir kızla, bazen bir evle, bir futbol takımı formasıyla bile yaşayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar konusundaysa çok yaşadığım bir şey, tipim değil diyerek dudak büktüğüm biriyle dahi yakınlaştıktan sonra yoğun duygusal ilişmeler yaşayabilmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta gerçekten zaafım olan şeyler var. Erkeğe asılan medeni cesareti üstün kadınlara bayılıyorum. Başarılı kadınlara bayılıyorum. Güçlü kadınlara bayılıyorum. Meraklı ve atak insanlara bayılıyorum. Bir de ensemdeki saçların okşanmasına bayılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu yapıldığında hemen gözlerimi kapayıp kafamı hafiften arkaya atıyor, okşanan kedi gibi hırıldıyormuşum. Farkında değildim &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Living maze&lt;/span&gt; söyledi. İşin kötüsü bunu yapanın kadın erkek olması hiçbir şeyi değiştirmiyor, tamamen unisex bir zevk. Hatta geçen gün traş olurken berberin telefonu çaldı. Herif telefonu açtı, diğer eliyle de dalşgın dalgın ensemdeki saçlarla oynamaya başladı, beş dakika sonra kendime geldiğimde beyaz örtü üstümden sıyrılmış, koltukta yan yatmış, kafamı azami zevk alacak pozisyonda sabitlemiştim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette ki bu iş de bir şekilde boka saracak. Belki bir gün belki on gün, belki bir yıl sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki Kor iki yıl sonra ağzıma sıçabilecek beni süründürebilecek raddeye getirecek, benim sarhoş olduğumda ilk arayıp saçmalamak istediğim insan olacak. Bunlar güzel şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama en güzel kısım daima, o ilk tanışma, konuşma, birbirini uzaktan izleme, sonra akşam yatağa girdiğinde yaşadığın saf saf hayal kurma kısmı olacak. Oturup Living maze entrikalarını sıralarken sen de ben bugün Kor ile flörtleştim, çok tatlı bir kız, kuğu gibi yürüyor diyeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım benim ya, çok tatlı, annem tanışsa kesin nefret eder.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3947716737110620748?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3947716737110620748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3947716737110620748&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3947716737110620748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3947716737110620748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/05/alt-metinler-konusmadan-soylemek.html' title='Alt Metinler - Konuşmadan söylemek - Annem senden nefret ederdi'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S-xtr1jGflI/AAAAAAAACJU/_9Au7gJd3ls/s72-c/coworkers-flirting.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-761649670391178268</id><published>2010-03-21T02:11:00.006+02:00</published><updated>2010-03-21T03:11:55.503+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Terapi - 6</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6VkWHvjKZI/AAAAAAAACI8/MbDMk7KvQ4A/s1600-h/EdwardLRG1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 301px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6VkWHvjKZI/AAAAAAAACI8/MbDMk7KvQ4A/s400/EdwardLRG1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450873255200237970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/terapi-1.html"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/terapi-2.html"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/10/terapi-3.html"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/11/terapi-4_18.html"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2010/03/terapi-5.html"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Bunu daha önce yaşadım ben. Déja vu dersen olmaz, toujours vu desen zayıf kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukat sağolsun geçirmekte olduğum travmanın boyutunu anladığından her gece başka bir evde uyandık. Avukat neredeyse tek arkadaşım ama harika bir arkadaş. Bu arkadaşlığın tek kötü yan, onunla istediğimizden çoğunu paylaşmış olmamız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkimiz de aynı eski travmanın pençesindeydik. Sonra ben Frambuaz'ı buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah uyandığımız ev tanıdığı bir broker'a ait. Aslen oğlancı olan bu sikik herifle karşılıklı diz çöküp sehpahada kokain çekmişiz. Bir süre kendi bokumuzda güreşmişiz. Sekizinci reminde dolanan avukatın burnundaki damarlar kıpkırmızı. Tamamen çırılçıplak ve sadece boynunda kravatı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve bir ara rus kızlar gelmiş. Önümde yattıklarından, giyimlerinden ne işle meşgul oldukları anlaşılıyor. İkisi de nalbur değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün önce bir pezevengin evindeydik. Ondan önceki gün bir travestinin. Üzüm üzüme baka baka kararır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukatın çevresi geniş. Avukat bir şeyleri unutturmayı biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasedi ileri sarıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurun sözlük tanımı bu olmalı. Frambuaz yanımda, göğsüme yatıyor. Parmaklarım saçları arasında dolaşıyor. Ona aşığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seni kaybettiğimi sanmıştım&lt;/span&gt;, diyorum. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çok acı çektim&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ama değdi&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirimizden koptuğumuzu sandığımız için en güzel sevişmemiz oldu. Sanki bir daha hiç görüşmeyecekmişiz gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ukala herif yüzünden kızgındım, o kızdırdığı için pişmandı. Bunlar duygusal afrodizyaklar.&lt;br /&gt;Bir dost bu eski sevgililerin buluşmasını ve sevişmesini "al sana, al sana" seksi olarak adlandırmıştı. Diyebilirim ki bu daha iyisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylenecek pek çok şey var. Belki kayıp parçaların yerini bulması gibi. Yerine oturan bir vida. Ayağı saran eski bir ayakkabı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz birbirimiz için varmışız gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün çok net hissetmiştim, her şeyim vardı. İşim, aşkım, dostum. Hayallerim... Düşlerimin efendisiydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana bir şeylere kızgın olduğumu söylemişti.&lt;br /&gt;Artık Frambuaz'ın o kişi olduğundan o kadar eminim ki anlatabilirim.&lt;br /&gt;Beni geçmişte kovalayan hayaletleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Frambuaz&lt;/span&gt;, diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessiz bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;efendim&lt;/span&gt; geliyor, göğsüme dağılan saçlarının arasından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukatla biz çok küçüktük, daha ilkokuldaydık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hıhım&lt;/span&gt;, diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir sınıf arkadaşımızın evine giderdik&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Babasının evinde bir sürü tabanca, tüfek vardı, dün gibi hatırlarım&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz nefesini tutuyor. Ben duraksıyorum. Hala anlatıp anlatmama konusunda çekingenim sanki. Bir dakika boyunca ikimiz de susuyoruz. Frambuaz cesaret vermek istiyormuş gibi elini karnıma koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir gün babasıyla tanıştık. İkimize yemek yedirdi, oyun açtı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala nefesini tutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sonra bizi yatak odasına götürdü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İkimizden soyunmamızı istedi. Çok korktuk.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Orda mısın&lt;/span&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elini çekiyor, göğsümden kalkıp bir an yüzüme bakıyor, yüzünde acı bir ifade. Sanki birşeyler okumayı bekliyormuş gibi. Sonra yanıma yatıp bana sırtını dönüyor. Titrediğini hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sonra soyunduk... Birbirimizle yapmamızı istedi. Çok korkuyorduk&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz elleriyle yüzünü kapıyor. Sonra da kulaklarını. Dişleri birbirlerine kenetleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne söylediyse yaptık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir daha ikimiz de normale dönemedik. İkimiz de asla normal olamadık. Çevremize uyum sağlayamadık. Bir daha uyuyamadık, nefes alamadık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ama bir daha asla da ayrılmadık. Bu ikimizin sırrıydı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şimdi geçmişe baktığımda...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;O herif elime geçse diyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bize yaptıklarından sonra...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz&lt;span style="font-style: italic;"&gt; sus&lt;/span&gt; diyor. Yüzü acıdan kasılmış. Benim için bu kadar üzüldüğü için içim içime sığmıyor. Sanki bu defa aşacakmışım gibi. Hatta aşmışım gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ben zayıftım, avukat daha güçlüydü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Benim iyileşmem için senin gelmen gerekti&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz&lt;span style="font-style: italic;"&gt; sus &lt;/span&gt;diyor&lt;span style="font-style: italic;"&gt; kes sesini&lt;/span&gt;. Ve ekliyor,&lt;span style="font-style: italic;"&gt; babam polisti&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyler değişiyordu. Dünya bedenimin altından kayıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çocuklara dokunurdu, onları taciz ederdi. Ondan nefret ederdim&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaymakta olan dünya duruyor. Üzerindeki milyarlarca insanla beraber duruyor. Kimsenin nefes almadığı, kımıldamadığı bir dünya. Bir karanlık çağ. Felaketleri mıknatıs gibi çektiğin bir dönem, akıl tutulması. Susmasını istiyorum ama devam ediyor. Korkunç bir uğultu, çökmekte olan binaların arasından, arasında yürüyen. Ne olur sus...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Size bunu yapan babamdı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ben diğer çocuklara yaptıklarından o kadar utandım ki...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;O kadar pişmandım ki...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hayatım erkeklere zevk vererek geçti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Size bunu yapan benim babamdı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylenecek tek bir kelime yok. Tek bir kelime bile. Avukat'ın bahsettiği sekreter, Avukat'ın arkadaşı Frambuaz değildi. Frambuaz sekreterdi. Avukat'ın psikoloğa gitmesinin sebebi de büro büro dolaşması değil bunları aşabilmekti.&lt;br /&gt;Yüzünün bana tanıdık gelişi, tanıdık gelişi... Parçalar bir araya geliyor. Gözlerim kararıyor.&lt;br /&gt;Aniden kollarıma gelen bir güçle doğruluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki elim Frambuazın boynunda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözleri parıldıyor, kollarıyla bana vurmaya çalışıyor. Bana artık kurşun işlemez. Parmaklarım yer değiştirdikçe altları bembeyaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durgunlaşıyor, yumrukları güçsüzleşiyor.&lt;br /&gt;Hayat gözlerinden akıp gidiyor ve bakışları donuveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala sıkıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamen duruyor ama fırtınam dinmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala sıkıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorlukla bırakıp yataktan devriliyorum. Soğuk parkelere düşüp kalıyorum, çırılçıplak. Cenin pozisyonunda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tüm olan buydu. Haklıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başımıza gelenlerin hiçbir sebebi yok. Bazen sanki görünmez bir el her şeyi yönetiyor sanki ama, hayır, hiçbir sebebi yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkana baktıkça ileri yürüyemez oluyorsun. Tek gerçek bu. Kabullenmen gereken tek gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün yaşadığımız her şey silikleşecek. Rüzgarın savurduğu izler dağılacak. Bir gün çocuklar gibi özgür olacağız. Bir gün her şeyin üstesinden geleceğiz. Şimdi kabullenmek zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başımıza gelenlerin hiçbir sebebi yok. Dün yok, sonsuza dek şimdi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terapi serisi altı adet tek gecelik hikayeden oluştu. İkinci bölümü yazdığımda sonunu çoktan kafamda kurmuştum. Bu aralar tüm hikayelerim yazdıklarımı beğenmeme sendromuna kurban gitse de anlatıcı - Frambuaz - Avukat üçlüsü birkaç ay da olsa hayatımda yer etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chuck Palahniuk tüm hikayeleri arasında en çok Choke'taki Denny karakterini sever. Ben tüm kurgu karakterlerim arasında en çok avukat karakterini seviyorum. Onun hayata bakışı, sıradışı mizah anlayışı ve hiç tanımadığımız kırılganlığı bence eşsiz. Özellikle Feng Shui'ye göre kendini öldürmeye çalıştığı sahnelerde çok eğlendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olursa olsun Terapi, bana çok şey kattı. Umarım sizi de bir süre eğlendirmiştir. Sevgiler&lt;/span&gt;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-761649670391178268?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/761649670391178268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=761649670391178268&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/761649670391178268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/761649670391178268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/03/terapi-6.html' title='Terapi - 6'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6VkWHvjKZI/AAAAAAAACI8/MbDMk7KvQ4A/s72-c/EdwardLRG1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3831542316250235418</id><published>2010-03-21T01:12:00.006+02:00</published><updated>2010-03-21T02:04:26.284+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Terapi - 5</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6VWWRc20II/AAAAAAAACI0/OC_8Q2xsf4s/s1600-h/terapi5.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6VWWRc20II/AAAAAAAACI0/OC_8Q2xsf4s/s400/terapi5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450857864643399810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/terapi-1.html"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/terapi-2.html"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/10/terapi-3.html"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/11/terapi-4_18.html"&gt;&lt;span style=";font-family:arial;font-size:85%;"  &gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Frambuazla televizyonun karşısındayız ve düne kadar adını dahi duymadığımız bir güney amerika ülkesinde kırmızı bereli bıyıklı bir herifin iktidardan düşürülmesini izliyoruz. Hemen peşi sıra mobese kameralarından elde edilen kaza görüntüleri var. Herifin biri önünde aniden fren yapan arabaya çarpmamak için motoru sola kırıp karşı yönden gelen otobüsün arka tekerine dalıyor, ben iç çekip &lt;span style="font-style: italic;"&gt;hayatımda daha önce hiç aşık olmadım&lt;/span&gt; diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bugüne kadar hep geçmişte yaşadım ve komplekslerimin, saplantılarımın esiri oldum&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bugüne kadar yattığım tüm kadınlara şehvetten başka bir şey hissetmedim&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu defa mavi bayrak sahibi bir koya batmakta olan bir tankerden sızan ham petrolün yayılışını izliyoruz. Bütün deniz sakinleri amerikan kasabalarında katrana bulanan dolandırıcılar, kumarbazlar gibi tepeden tırnağa pislik içinde oradan oraya yüzüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seni kaybetmekten korkuyorum ama yeterince değil&lt;/span&gt;, diyorum. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sanıyorum ki uğruna yeterince acı çekmediğim hiçbir şeye değer veremiyorum&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanan bir binadan vaktinde tahliye edilemeyen kapkara bir ceset mozaiklenerek enkazdan çıkarılıyor, müteveffanın annesi ile kardeşi ekranda ağlıyor. Bir şemsiye fabrikası krizde 1.500 işçi çıkarıyor. Mavi tulumlu, baretli tipler sokaklarda dükkanların camekanlarını indiriyor. Onları durdurmaya çalışan bir işyeri sahibini tartaklıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Belki de&lt;/span&gt; diyorum, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;dünya canımızı bu denli yakmasa, hiçbirimiz hayatta kalmaya çalışmazdık, ölümle barışırdık&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Seni kaybetmektense ölmeyi yeğlemek istiyorum&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hayatımda bir defa olsun birini umursamak, kıskanmak istiyorum&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz kafasını bile çevirmeden sessizce izliyor ve beni dinliyor. Tartaklanan herifin sağ kolunun dirsekten aşağı yavaşça sallanıyor. Mozaiklenmesine rağmen görüyorsunuz kolun kırılmış olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaalanında bir ambar havaya uçuyor, bir planör sessizce yanmaya başlıyor. Sobadan sızan karbondioksitten beş kişilik bir aile zehirleniyor. Hayat kadını bir viyadüğün ayaklarında boğazı kesilmiş halde bulunuor. Cüzdanı çalınmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz gözlerini kırpıp, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;seni kendime bağlamanın bir yolunu biliyorum&lt;/span&gt; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cüzdanı çalınan kadının 6 yaşında bir de kızı varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Eğer umursamazsan, kendini uyuşmuş hissediyorsan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sahip olduğun tek şeye aşık olman gerekiyorsa&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Eğer ona gerçekten aşık olunca, bir türlü öldüremediğin hayaletlerden kurtulacaksan&lt;/span&gt;, diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kasedi sarıyoruz, bu defa sahne dekoru perdeleri mor renkte, loş ışık altında şahane bir bar.&lt;br /&gt;Frambuaz bar taburesi üzerinde ve elbisesinin yırtmacı uzun bacaklarını gizlemiyor. Yan durduğundan, bulunduğum yerden, toplanan kumaş yüzünden iyice açılan degajesini görebiliyorum. Tek göğsü neredeyse tamamen açıkta, havalandırma yüzünden sağlam cereyan yiyor olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan sevgilisi, metresi, ya da her neyiyse bir yere gitmek üzere hazırlandığında, bunu içten içe kendisi için yapmadığını bildiğinde ona çok derin bir şeyler hissediyor. Bu belki de boğulmak üzere olan bir insanın son nefesinde sarsılarak boşalması gibi. Her şey elinden kayarken aniden hislerin yoğunlaşıyor. Frambuaz jartiyerini giyerken onu uzun uzun seyrettim ve her ne deniyorsa onda çok başarılı olduğunu düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O taburenin üstünde etobur bir bitki gibi avını beklerken ben uzaklardan seyrediyorum, ne yapmaya çalıştığını anlamış gibiyim. Şu anda yanına gitsem beni tokatlayarak reddeder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bunları düşünürken herifin biri yanına oturuyor, ensemdeki tüyler diken diken oluyor.&lt;br /&gt;Uzun saçlı ukala herif ona dönerek bir şeyler söylüyor. Fakat o da ne. Frambuaz sözlerine şahane bir tebessümle karşılık veriyor. Bütün sol yanımda kıskançlık alev alev yanarken hem sinirlenmeye başlıyorum, hem de sonunda bir şeyler hissedebiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda muhtemelen uzaklarda bir yerlerde insanlar tsunamiye kapılıyordur. Şehrin sokakları suyla dolmuş, birkaç kişi arabaların içinde hapsolup boğulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımız bir korku, şiddet panayırı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi harekete geçiren duygu hep aynı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birini bileziklerini almak için boğazlıyorlar, katil sorumsuz ve tembel yeğen çıkıyor. Herifin biri iflas ettiği için karısı ve çocuğuna bakamayacağını anlayınca silahını kafasına dayıyor tetiği çekiyor. Daha da acısı var, uzun saçlı ukala herif Frambuaz'ın kulağına bir şeyler fısıldıyor ve Frambuaz kahkahalar atıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonu gelmeyen bir şekilde Frambuaz'ın ukala herifi terslemesini bekliyorum. Hayatın gerçekleri benim umduğumun tam tersi. Herifin parmakları Frambuazın altın perçemlerinde dolaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizce ayağa kalkıp cekedimi giyiyorum. Olanları görmemek için barı terkediyorum. Kıskançlıktan cayır cayır yanarken artık Frambuaz'a aşık olabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İleri sarıyoruz,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri taksiyle köprüden geçerken aracı durdurmuş. Korkuluklara çıkmış, kalın borulara tutunmuş esen sert rüzgarla savruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonum çalıyor, ekranda Frambuaz. Saat geçenin ikisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son Amerikan Kartalını da vurmuşlar, hayvanın leşini karıncalar istila etmiş. Çayırlarda dolanan farelere bir güzel haber daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flora ve fauna fakirleşiyor, küresel ısınma yüzünden 128 tür bitki son fotosentezini yapmış, telefonum çalıyor, arayan Frambuaz gecenin iki buçuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıyorum ve ahizeden şehvet dolu inlemeler geliyor, Frambuaz altın vuruşu yapıyor. Başkasıyla yatakta sevişirken seslerini bana dinletiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık ona aşık olabilirim.&lt;br /&gt;Binbir travma içinde dolanırken artık yepyeni ve dev bir tanesi var. Bu travma diğerlerinin üstesinden gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi bütün insanlığın öksüz çocuğu, zavallı piçi gibi hissediyorum.&lt;br /&gt;Benden daha zavallı tek kişi ünlülerin evlatlık koleksiyonuna katılmayan Taylandlı çocuklar.&lt;br /&gt;Doğal felaketler yaşamın süsüdür, anaforlar, girdaplar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz'ın başka biriyle yatması. Milyarlarca insanın ölmesi gibi felaketler. Nefes alamıyorum.&lt;br /&gt;Bitti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3831542316250235418?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3831542316250235418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3831542316250235418&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3831542316250235418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3831542316250235418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/03/terapi-5.html' title='Terapi - 5'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6VWWRc20II/AAAAAAAACI0/OC_8Q2xsf4s/s72-c/terapi5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4413997958784352665</id><published>2010-03-20T00:21:00.006+02:00</published><updated>2010-03-20T00:59:53.910+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Gece yarısını dört geçe</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6P5DQsbpSI/AAAAAAAACIc/oL5wjPJLogI/s1600-h/LiveImages_G%C3%BCzelim_MELANIE+LAURENT_11.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 329px; height: 289px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6P5DQsbpSI/AAAAAAAACIc/oL5wjPJLogI/s400/LiveImages_G%C3%BCzelim_MELANIE+LAURENT_11.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450473808464684322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın, Terapi serisinin son iki bölümü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesinde yeni bir hikaye, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Duygusal atıklar&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6P5Wn_rrQI/AAAAAAAACIk/bLLjMBWerk8/s1600-h/091029-trauma-0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6P5Wn_rrQI/AAAAAAAACIk/bLLjMBWerk8/s400/091029-trauma-0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450474141136956674" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Menekşe'nin beni beşinci terk edişi ile altıncı terk edişi arasında bir yerde, Tazı ile ek hesabımdaki eksi binleri görmüştük. Sarhoşluk ardı depresyonunda kalabalık caddede yürürken gördüğüm her güzel kızın ayakları dibine çökerek bacaklarına sarılıyor, gözlerimden yaşlar akarken &lt;span style="font-style: italic;"&gt;lütfen beni sev&lt;/span&gt; diye bağırıyordum. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sev beni, çok sev, kimse buna benim kadar muhtaç olmamıştır&lt;/span&gt;. Gözyaşlarım keten pantalonlarında, çoraplarında dağılırken Tazı beni çekiştiriyor ve ağır çekimde ağzını koskocaman açmış &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Başka bir hayat mümkün&lt;/span&gt; diyordu. Sesi yolu çevreleyen tarihi binaların pencerelerine çarpa çarpa uzaklaşıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlü kadınlara tapıyorum. Benim gibi ilişki-kolik, ayrılık-fobikler söz konusu olduğunda, Menekşe'nin beni siklemez halde seri terk edişleri Mona Lisa'nın dudak çevresindeki fırça darbeleri kadar, mutlaka bir sahnesinde meme ucu görünen fransız filmleri kadar sanatsaldı.&lt;br /&gt;Bir gün temelli gider de beni boş çuval gibi bırakırsa, yeniden bana ne yapacağımı söyleyebilecek kadar güçlü bir kadın aramak zorunda kalırım diye korkuyordum. Korkarken kendi başına varolamayacak kadar zayıf olduğum için kendimle gurur duyuyordum."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4413997958784352665?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4413997958784352665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4413997958784352665&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4413997958784352665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4413997958784352665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/03/gece-yarsn-dort-gece.html' title='Gece yarısını dört geçe'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S6P5DQsbpSI/AAAAAAAACIc/oL5wjPJLogI/s72-c/LiveImages_G%C3%BCzelim_MELANIE+LAURENT_11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3659572384830705691</id><published>2010-03-14T00:09:00.002+02:00</published><updated>2010-03-14T00:17:50.254+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BOĞAZ'/><title type='text'>İyi şeyler düşün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S5wOS6nUK1I/AAAAAAAACIM/t6mg4YlSN_8/s1600-h/noodle.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 303px; height: 318px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S5wOS6nUK1I/AAAAAAAACIM/t6mg4YlSN_8/s400/noodle.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448245367346047826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün o çalkantı - felaketten sonra Sır işi bitmek zorunda kaldı. Ben bir kadının dudaklarından öptüğü bir adamın sevgilisi yerine arkadaşı olduğunu iddia etmesini asla anlayamayacağım. Beni nereye koyacağına emin olduğu günü bekleyeyim desem de asla gelmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel şeyler düşüneyim bari diyorum, chicken noodle mesela... Yarın çıkayım Bahariye'de yiyeyim bari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3659572384830705691?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3659572384830705691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3659572384830705691&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3659572384830705691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3659572384830705691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/03/iyi-seyler-dusun.html' title='İyi şeyler düşün'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S5wOS6nUK1I/AAAAAAAACIM/t6mg4YlSN_8/s72-c/noodle.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-6081937752182740420</id><published>2010-03-08T01:40:00.004+02:00</published><updated>2010-03-10T23:40:40.739+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SIR&apos;IN HIKAYELERI'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>(SIR'IN HİKAYELERİ I ) Hayvanların korkunç hikayesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S5Q5oPQSweI/AAAAAAAACH8/CnoUSm2C_8k/s1600-h/sea_creature.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 236px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S5Q5oPQSweI/AAAAAAAACH8/CnoUSm2C_8k/s400/sea_creature.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446041212850192866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan söylediğinizde erkekseniz, eğer bunu yaptığınızın farkındaysanız, beceriksiz yalanınıza ilk önce kendiniz inanmıyorsunuz. İşin kötüsü biz erkeklerin yalan söylemeyi beceremememiz bir yana, kadınların bu konuda gerçekten doğaüstü sezgileri var ve karım da bu tartışılmaz sezgilere sahip. İnanmayacağını bile bile ona yalan söylemek ise birşeyleri ondan gizlemeyi değil, onu (ve aklını) korumayı amaçlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neredeyse uykusuz geçen ikinci gecemde, sokak lambasının ışığı çarşafa düşerken biraz doğrulup sokağın karşısındaki terk edilmiş arsanın boy atmış çalılarını görmeye çalışıyorum. Karım huzursuzlanıyor ama uyanmıyor. Belki de rüyasında uçsuz bucaksız yeşil çimlerin üzerinde babasıyla uçurtma uçururken sadece çarşafı çekiştiriyor ve eski uyku pozisyonuna geri dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer ona her şeyi anlatmaya kalksaydım, buna cesaret edebilseydim, dikkatli ol derdim. Bir daha ömür billah ardını göremediğimiz yeşilliklere gitmemeliyiz, denize girmemeliyiz. Sayfiye mekanlarında göl başında yemek yememeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe giderken terk edilmiş arsanın çok yakınından gitmemeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tavsiyeleri dinlerken hayatı boyunca bir kez olsun sözümü kesmeden dinleyip, beni delilikle suçlamadan sözümü bitirmemi bekleseydi ona bir ağacı hayal etmesini söylerdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, benim çocukluğumdan beri defalarca budanmasına rağmen her seferinde yeniden doğan koyu kahverengi renkte bir çınar ağacı olurdu. Yıllar geçtikçe, sahilden gelen asfalt yolun üzerine iki kolunu kaldırır korkutmaya çalışır gibi giderek eğilmiş bir çınar ağacı. Ağacın sırtını döndüğü tarafta tüm gün önünde oynadığımız ufak bir market olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekte bu marketin yanından geçen yol, çınar ağacının eşlik ettiği yolla dik kesişir ve doğduğu yer kuzey batısı sahildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer karım bu sahilin yerini sorsaydı ona bugün yerinde yeller estiğini söylerdim. Kentleşme bir zamanlar ev bildiğimiz her şeyi yok ederken, sahilin iç kısmındaki dut ağaçlarının yerini park yerlerinin, dev çayırın yerini ise yirmi katlı dev binaların olduğunu. Hatta belki o şeyin geri dönmesinin sebebinin yaşam alanının yerini alan dev binalar olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona yalan söylemek her nedense evde sigara içmediğimi söylemek kadar haince değil. Neden göz altımda halkalar olduğunu, bir kaç tel saçımın aniden neden beyazladığını (ki bunu görecek kadar  korkutucu derecede dikkatlidir) ellerimin niye yeniden titrediğini sorduğunda verdiğim cevaplar hep gerçekle alakasız oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halbuki kuzeybatı sahilinden gelen yolun sol tarafında yükselen aşınmış taş duvarları ve ötesini bileseydi eğer belki onun da elleri titrerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım asıl konuya girmeyi ertelememin sebebi korku, yoksa lafı bu kadar dolaştırmazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğun yaşam kadar uzun gözüken yaz günlerinde, dut ağaçlarına tırmanmadığımız zamanlarda ki birinci çoğul kişi kullandığıma bakmayın benim görevim daima ağaçtaki tarafından yere atılan dutları toplamaktı, o dönemki favori arkadaşlarım Sivilce ile Ipek'ti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte bulduğumuz pek çok oyun vardı, bu oyunların hepsi iyi niyetli değildi. İpek'in saçları gözalıcı, neredeyse kör edici derece beyaz ve yumuşaktı. Nedense her yetişkinin durup en azından bir dakika boyunca ilgisini yoğunlaştırmasına sebep olan masumiyet ve güzellik bizim dikkatleri dağıtarak dondurma ve çikolata çalmamıza vesile oluyordu. Bunun dışında üçümüz sık sık sahile bisiklet sürmeye gidiyor ve ben bu sıklıkta mutlaka suya itiliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Sivilce genel anlamda zorba bir çocuktu, İpek'e belki de kız olduğundan zorbalık yapmayı kendine yediremiyor olacak  gücünü benim üstünde denemeyi severdi. Sivilce alkolik babasından dayak yediğinde, ya da karnesindeki onlarca kırık yüzünden eve gidemediğinde mutlu bir çekirdek aileye sahip olan benim başıma hep birtakım kazalar geliyordu. Bu kazalardan birinde artık vücudumdaki saklanamayan morluklara ek olarak kapanan gözüm ebeveynlerim tarafından farkedilince uzun süreli bir sorguya maruz kalmıştım. Ama sivilceyi asla satmadım. Belki bugün anlamsız bir kahramanlık belki de enayilik olarak görülebilir, kısmen haklısınız. Yine de bu konuda ısrar edeceğim, Ipek ve Sivilce ile dolaşmak benim kadar sessiz ve yalnız bir çocuk için "arkadaşım varmış gibi hissetmek" anlamına geliyordu ve çok önemliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpek ile marketin önünde soğuk gazozlarımızı içip Sivilceyi beklediğimiz bir yaz günü, gerçekten geciktiğini düşünmeye başladığımızda Sivilce, muhtemelen gecenin yaklaşmasına rağmen hala sıcak olan havaya aldırmadan, kafayı fırına sokmuşsunuz hissi veren nem yüzünden su içinde kalmış fanilası içinde koşa koşa yanımıza geldi. Nefes nefeseydi ve kendisini toparlaması için kollarını dizlerine dayayıp koca bir dakika boyunca eğilmesi ve sırtının körük gibi genişleyip daralması gerekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgunluğu biraz geçince, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;size inanılmaz bir şey göstericem&lt;/span&gt;, dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpek'le söylediklerine inanamadık çünkü bizi etkilemeye çalışmak Sivilce'nin bugüne değin önemsediği bir şey değildi. Göstereceği inanılmaz şeyin sahil tarafındaki çalılarda olduğunu söylemesi şaşkınlığımızı aniden korkuya çevirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dönemleri asla bugünle karşılaştırmayın. Bugün insanoğlunun habitatında girmediği, tecavüz etmediği tek bir yeşillik yok. (karşıdaki arsayı saymazsanız) O günlerde ise soba üzerine kestane pişiren dedelerimiz bizi belki de bitlenmekten kurtarmak için &lt;span style="font-style: italic;"&gt;gece yürüyenler&lt;/span&gt;den bahsederdi.&lt;br /&gt;Gece yürüyenler, tahmin edebileceğiniz gibi geceleri o çalıların arasında yürürlerdi. Derileri kapkara olduğundan onları yalnız gözlerinden tanırdınız. İpek ile benim ayrı ayrı nefeslerimizi tutarak iliklerimize kadar titreyerek dinlediğimiz hikayelerde Gece yürüyenler hantal görünürken aslında bir puma kadar çevikti. Çeneleri o kadar kuvvetliydi ki, sivri dişleri avını öldürmek zorunda kalmadan canlı canlı yutabilmeleri için deriye kenetlenebiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin en korkuncu ise bu yaratıkların gündüz, gece olduklarından çok başka şekillere girmeleriydi. Markete 50 metre mesafedeki bir bank karanlık çöktüğünde, gece yarısından hemen sonra bir gece yürüyene dönüşüp belki de sokak köpeklerini avlıyordu. Ertesi gün geldiğinizde köpeğin sadece bacağının bir parçasını bulabiliyordunuz ama bunu kimin yaptığı konusunda hiç kuşkunuz olmuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedemiz derdi ki bir gece yürüyenle karşılaştığımızda yapmamız gereken gölge kapanıyla onu durdurmaktır. Belki asla o yasak çalılara gitmeyecektik ama, evimizde kendi halinde bekleyen dev bir saksı çiçeği gece yarısından sonra kapımızı aralayıp salyalarını akıta akıta yatağımıza yaklaşıyorsa onu engellememiz gerekecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsedilen gölge kapanı genelde ışık kaynağıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Gece Yürüyenler ışıkla karşılaştıklarında gündüz olduğunu düşünerek sarı gözlerini kapar ve kıpırtısız dururlarmış. Bu da avlarına kaçma şansı verirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu abuk subuk hikayeye tam anlamıyla inanmasak da bir çocuğun eşsiz bucaksız hayal dünyasında hep belki olur. İpek ile ben zaman zaman bu hikayenin gerçekliğini tartışır, konu derinleştikçe kendi kendimizi korkutur ve uzun bir süre konuşulmamak üzere kenara koyardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramızda anlatılanlara inanmayan belki de hayatında daha gerçek problemleri olan Sivilce'ydi. O bütün bunların çocukça olduğunu, ebeveynlerimizin tek korkusunun o çalılara gidip kaybolmamız, ya da denize düşüp boğulmamız olduğunu söylediğinde korkular su tutulmuş çamur yığınları gibi aklımızdan kayıp gidiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilce, kolumuzdan tutmuş bizi neredeyse zorla o inanılmaz şeye götürüyordu. Dinlendikten sonra daha da amansızlaşmış, batmakta olan güneş ufukta kayburken can çekişen kızıl ışınların vurduğu yüzünde pis bir sırıtış belirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalılar neredeyse adam boyundaydı, ilerlemeye başladığınızda ancak üç adım ötesini görebiliyordunuz. Sivilce bir elinde çalılara girmeden aldığı ince uzun bir sopa, diğer elinde bir el feneri en önden giderken önündeki çalıları dürtüyordu. Böylece çamura gizlenmiş yılanlar uğradıkları bu tacize karşı kendilerini bizi sokarak savunmak yerine kaçmayı tercih edeceklerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş dakikalık bir yürüyüş vücuduna batan dallardan rahatsız olan İpek ile, artık kafayı çevirdiğinde geridedut ağaçlarını göremeyen bana yetmişti. Yerlerde görülen soda şişeleriyle Fast Food poşetleri artık tamamen yokolmuştu. Geldiğimiz yerler artık sözümona bakirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilce hırsla, hadi biraz daha, diyerek bizi cesaretlendirmeye çalıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sopasıyla yolu açarken sağına soluna bakınan İpek'in donup kaldığını farkettim.&lt;br /&gt;Aynı anda Sivilce de durdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam önümüzde görece ufak bir açıklıkta uzunca bir kütük duruyordu. Cansız gibiydi, hareketsizdi ama şeklen bir ağaca ait olamayacak kadar sivrilen bir ucu, giderek genişleyen ama üst çenesi olmayan bir ağıza dönüşüyordu. Çeneye benzeyen kısım sivri beyaz uzun taşlarla çevrilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki şeyin bir canlı olduğuna inanmak kolaydı, özellikle de bir çocuğun hayalgücüyle, ama değildi, bir heykel gibiydi. Doğanın kendi yarattığı, ama insan elinden çıkmaya benzeyen ağaç kütüklerinin, taş yığınlarının süpriz fotoğrafları gibi. Hani bugün baktığınızda üzerinde oynanmış mı oynanmamış mı tam anlamıyla karar veremediğimiz fotoğraflar. O zamanlar bir gün doğayla insan elini ayıramadığımız dönemlerdi ve İpek'le bakakaldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün son ışıkları tükenirken biz artık bu "şeyin" varlığına alışmış gibi, nasıl oluşmuş olabileceği üzerine tartışıyorduk. Sivilce belli ki sadece konuşmaktan sıkılmıştı, ayağını sabırsızlıkla yere vuruyor koşarcasına konuşuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bana belki bir yıl gibi gelen o anda, Sivilce'nin suratının karanlıklar içinde olduğunu gördüm. Yüzünde az ötedeki denizin dalgalarla oluşan parıltısı vardı. Ne kadar büyük görünse de bizim gibi, bir çocuk olduğunu o an tekrar farkettim. Sivilce daha iyi görebilmek için el fenerinin düğmesine bastı, fener çalışmadı. Kütüğe doğru bir adım daha attı ve fenerin ter tutup diğer eliyle temassızlığı gidermek için pat pat vurmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kütük adeta bir yılan gibi uzadı. Bir soba borusundan daha kalın olmasına rağmen kırbaç gibi kıvrılıp Sivilce'nin bacağına vurduğunda kemiğin iki yana bastırılan bir dal gibi çatırdayıp kırıldığını duydum. Alt çeneden vücuda bağlanan kapkara bir boru kırık yerden bacağı koparmaya çalıştığında Sivilce şok içinde bağırmaya başladı ve çığlıklarına İpek de katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çığlıkları uzaklaşmaya başladığında İpek'in kaçıp gittiğini anladım. Kaçmak ile yardım etmek arasında sıkışıp kalmıştım. Sivilce elleriyle kendisini korumaya kalktığında yılan bu defa sağ elini yakalayıp kemirmeye başladı. Fırlayan El feneri yere düşüp önüme kadar yuvarlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaratık Sivilce'nin kolunu göğsüne kadar yuttuğunda artık şuurunu kaybetmişti. Kan gece gibi kapkara görünüyor, ıslak çamura damlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben feneri çalıştırmaya çalışırken yaratığın kendini yere bıraktığını gözucuyla farkettim ve bacaklarım titrerken kaçmadığım için pişman oldum. Vücudunu yay gibi gerip bana saldırmaya hazırlandığında el fenerini çalıştırmayı başardım ve gözlerimi kapayıp hayvanın ya da her neyse onun yüzüne tuttum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün olanları hatırladığımda cesaretime inanmakta güçlük çekiyorum. Ama belki ben de kaçsaydım arkamdan kolayca yakalanacak o yaratık her neyse, ona yem olacaktım.&lt;br /&gt;Aynen anlatıldığı gibi ışık kaynağıyla ipnotize olan yaratık eski durgun, hareketsiz, zararsız haline dönüştü. Ben feneri ona tutarken, düşmekten, fenerin bozulmasından ölesiye korkarken adım adım geriledim, en sonunda makul uzaklığa varınca hayvanın Sivilce'nin baygın vücuduna doğru süründüğünü farkettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalıların arasında son hızla koşarken, arkamdan Sivilce'nin uzun çığlığını duydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün şimdi, uykusuzca yatakta ellerim başımın arkasında düşünüyorum. Dün evin karşısındaki boş arsada, çalıların arasında gizlenen onu düşünüyorum. Yıllar sonra karşıma çıkışını, düne kadar hayal meyal hatırlarken bugün yeniden gerçek olmasını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve karıma ne diyeceğimi, onu nasıl koruyacağımı düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki yarın o çalıların arasına dalar, anlatıldığı gibi gündüz saldırmadığını umarım.&lt;br /&gt;Belki elimde bir balta olur.&lt;br /&gt;Belki.&lt;br /&gt;Hayatta kalırım, belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu da böyle tek gece iki saatte yazılmış tırt bir Stephen King denemesi olarak kalsın. Belki bir gün daha güzelini de yazarım. Şu anda yazdığım şeyden nefret etme periyodundayım hala.&lt;br /&gt;Sevgiler. Yarın beraber 19. yüzyıl İngilteresine gidicez kısmetse =)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-6081937752182740420?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/6081937752182740420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=6081937752182740420&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6081937752182740420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6081937752182740420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/03/hayvanlarn-korkunc-hikayesi.html' title='(SIR&apos;IN HİKAYELERİ I ) Hayvanların korkunç hikayesi'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S5Q5oPQSweI/AAAAAAAACH8/CnoUSm2C_8k/s72-c/sea_creature.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4699645596913039626</id><published>2010-03-08T00:48:00.002+02:00</published><updated>2010-03-08T01:04:45.987+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SIR&apos;IN HIKAYELERI'/><title type='text'>Sır'ın hikayeleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S5QvurM1JTI/AAAAAAAACHs/zuLuKjRzgFU/s1600-h/alice_tim_burton.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S5QvurM1JTI/AAAAAAAACHs/zuLuKjRzgFU/s400/alice_tim_burton.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446030328314799410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyla beklenen oldu ve Sır Britanya uçağına bindi, arkasında artık ben dünyadaki her tek kişiden daha da yalnızım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sır'a bir söz verdim, o gelse de gelmese de 90 gün boyunca, bazıları çok kısa, bazıları uzun, bazıları neşeli, bazıları üzgün, bazıları korkunç bazıları gülünç 90 hikaye yazacağım. Bir gün döner de bana ne yaptın yokluğumda derse, önüne SIR'IN HİKAYELERİ'ni koyacağım. Sır'ın hikayeleri liseden eski bir dostla kurduğumuz edebiyat grubunun ruhuma zerkettiği edebi tohumların da eseri. Artık eserler daha ebedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım yaratıcılığımın boyutları ne kadar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kural da şu: Eğer geceye kadar çalıştıysam ve yazamıyorsam ertesi gün iki hikaye yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi okumalar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4699645596913039626?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4699645596913039626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4699645596913039626&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4699645596913039626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4699645596913039626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/03/srn-hikayeleri.html' title='Sır&apos;ın hikayeleri'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S5QvurM1JTI/AAAAAAAACHs/zuLuKjRzgFU/s72-c/alice_tim_burton.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-6982782313949158205</id><published>2010-03-02T20:42:00.006+02:00</published><updated>2010-03-02T22:14:20.534+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Paralanmış kalp kardeşliği</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S41cVw8GCKI/AAAAAAAACHk/efhgxB072Nw/s1600-h/wreck.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 265px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S41cVw8GCKI/AAAAAAAACHk/efhgxB072Nw/s400/wreck.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5444109053544761506" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce bir 15 Ekim sabahı o travmayı yaşadığımda, beynimin bugün hala varlığına şaşırdığım uyuşmuş, bir adım geriden bakan kısmı, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;sonunda oldu işte&lt;/span&gt; demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yıllarca kendini yakın ama güvenli bir mesafede tuttuktan sonra açık verdin ve şimdi o sokaklarda dolaşan hayalet-insanlardan olacaksın. Bir yerde oturup yemek yediğinde olanlar aklının bir köşesinde bekleyecek, biriyle tanıştığında travmalarını saplantı haline getirmiş, onlardan başkasını düşünemeyen, yaşayamayan ışıksızlardan olacaksın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan yaşadıkça, evden ayrılma kararı alıp eşyalarını toplayan bir insanın beraber alınan bir kıyafete, efendime söyleyeyim bir yüzüğe rastladığında yaşadığı donma, kitlenme anının ne kadar korkunç olduğunu öğreniyor. Üstüne kapıyı ardından çekerken hadi selametle diyor, her sahnesi ilk perde ile bağlantılı bir filmi, ilk perdeyi tamamen unutarak yaşamaya çalışıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun yıllar sonra, hatta o travmalarla ateş çubuğu yakıp aynı eve çıktıktan, kalbini seksen yerden kıran birini sevdiğini kendine itiraf ettikten, sonra bir gün o sevgi dahil her şeyden vazgeçtikten dahi yıllar sonra kozmik olaylar birbirini izleyince Sır ile birbirimizi bir barda karşılıklı içerken buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sır&lt;/span&gt;'ın asla &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kürdan, Göz&lt;/span&gt; ya da diğerleri gibi olmayacağını anlamam için birkaç saat yeterli oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte geçirdiğimiz iki günün ardından önce ondan hoşlandığımı farkediyorum. Sonra üçüncü gün, onu tekrar görebilmek, tebessüm ettirebilmek için içimde o kadar büyük bir istek oluyor ki, ayaklarım elimde en sevdiği tatlı ve çiçeklerle beni evinin önüne götürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cama çıkıp beni gördüğünde o güzel bal rengi gözlerinin, rüzgara kapılan saçlarıyla yarışamayacağını anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağı indiğinde o kadar güzel kokuyor ki, o güzel boyna, o güzel tebessüme bir adamın her şeyini verebileceğini anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan aşık olmaya başladığında pis sakallı tırt pop şarkıcılarının söylediği her şarkı anlamlı gelmeye başlıyor. Arabada radyo dinlerken Serdar Ortaç şarkıları bile sizi anlatıyor. Bagajdan ve torpido gözünden gözü onunkiler gibi bal rengi saçları benimkiler kadar sarı çocuklar kafayı uzatıp tozlukların üstünde takla atıyor. Annesi, babasıyla, kardeşi dayısıyla, amcası kuzeniyle ailesine bir yerden dahil olmuş herkesle tanışmayı, sabah ona ekmek getiren kapıcının bile seni çok sevmesini istiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşyeri sana dar gelmeye başlıyor ve tüm ofiste şakıyarak oradan oraya zıplamaya başlıyorsun. Bütün raporları vaktinde veriyor, onu Phuket ya da Koh Samui'ye götürecek parayı kazanmaya derhal başlıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, başını servisin koltuğuna dayadığında kendini Selim Soydan onu Hülya Koçyiğit, kendini Kadir İnanır onu Türkan Şoray, kendini Brad Pitt onu Angelina Jolie, kendini Gullit onu Van Basten, kendini Bilica onu Capone olarak hayal etmeye başlıyor şekil şekil botanik düşler görüyorsun. Her dakika mesajlaşmaktan nasır olmuş parmaklarınız sevgiyle sızlıyor, telefon her titrediğinde kendi kendine bir seher vakti oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinemaya gidiyoruz bana onu herkesin sevdiğinden çok seven ama şiddet kullanan göt deliği eski sevgiliden bahsediyor. Ben de ilk seven ya da çok seven değil, seni kimin mutlu ettiği önemli diyorum. Bu söz de benim önemli sözler antolojime katılırken uzanıp o minicik ağzı ile güzel dudaklarını öpüyorum. Mevsim aniden bahar oluyor, keman yayları Bach'tan Air for g string çalıyor. Kuşkusuz Bach da bizi anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amma ve lakin Sır ile benim bütün bu güzelliklerin arasında pastaya konan bok sineğini farketmemiz uzun sürmüyor. Sır bir haftaya kadar mahşer kadar uzun bir süre kalmak üzere yurtdışına göçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte yaşanmışlara dayanarak beklenen oluyor, Sır ile aramıza mesafe giriyor.&lt;br /&gt;Bu mesafenin sebebini sorduğumda ben keşke dememek için oralara göçebilecekken onun bu mesafeden ürktüğü ayyuka çıkıyor. Sır benim hep yanında olmamı istiyor. (Her şeye rağmen)&lt;br /&gt;Bu iş hoşlanmak istikametinden aşk yönüne uzanan otobanın yirminci kilometresinde kalsın diyor geç olmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim lugatımda daha taze aşık olma sürecinde olduğum biriyle arkadaş olmak yok. Benim zaten arkadaşlarım var, onlar bana arkadaşlık etmeye yarıyor. Sır benim kalbimi güzel kokulu çiçekler etrafındaki kelebeklerin kanat çırpışı gibi attırıyor ve bunu arkadaşım olarak yapamaz. Zaten o işi arkadaşlar yapmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tüm bunlardan sonra ona diyorum ki bazen kimsenin suçu değildir. Derken de içim kanıyor, hissediyorum. Göğsün sol yanında koc-caman bir boşluk peydahlanıyor. O da kendini kötü hissettiğini söylüyor, kuvvetle muhtemel planladığı aşık-arkadaş dönüşümünün olmayacağını bu yirmi dört saatin son paresi sona erdiğinde birbirimizi sonsuza dek göremeyeceğimizi, aylarca o telefonun boş ekranına katatonik ifadelerle bakacağımızı anlıyor ve bu kararı için pişman oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım yanlış bir karar vermemişizdir, diyorum. Cevap veriyor:&lt;br /&gt;Umarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların süpriz yapıp evine gelen, işindeki son günü diye gizli parti düzenleyen adamlara bir kastı var. Kadınların genel olarak aşık adamlara kastı var. Aşık olunca zayıflıyoruz, hoşlarına gitmiyor. Bunları düşünürken iç ses devreye giriyor ve gereksiz bir şekilde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;yine oldu işte&lt;/span&gt; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tam yıllarca kendini yakın ama güvenli mes&lt;/span&gt;/ demeye kalmıyor sus iki dakka amına koyayım diyorum. Ben bu kıza aşık oldum... Oldum lan işte... Olduysam oldum, pişman da değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sır pazar günü öğlen sularında bir Aırbus'un penceresinden bize yazık edicek. Ben yüz tane adama direktif verirken hayalet-insanlar gibi boş bakıcam, aklımın kenarında o varken o yüksek irtifadaki Airbus'a kıçımı dönüp bakmayacağımdan ofis penceresinden bize çok günah edicem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun uçuşuna günler, saatler kalmışken ben o kalem çektiği muhteşem bal gibi gözlere, o dalga dalga simsiyah saçlara taviz vermiycem ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;pes, deneyelim, bir yolunu buluruz&lt;/span&gt; mesajını atamıycam. Çünkü köpek gibi biliyoruz, biz testesteron yumakları, bu kahpeliği asla bir defa yapmıyor östrojen kardeşleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak hayatımız Jeux D'enfants, ben Guillaume Canet, o Marion Cotillard...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğiniz var mı iyi bir doktor, gururu operasyonla alabilen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Canım acıyor...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-6982782313949158205?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/6982782313949158205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=6982782313949158205&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6982782313949158205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6982782313949158205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/03/paralanms-kalp-kardesligi.html' title='Paralanmış kalp kardeşliği'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S41cVw8GCKI/AAAAAAAACHk/efhgxB072Nw/s72-c/wreck.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-5676094081120601288</id><published>2010-02-19T00:54:00.004+02:00</published><updated>2010-02-19T00:57:46.532+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><title type='text'>Juliet, vur ha vur!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S33FTquqepI/AAAAAAAACHE/pPSvcw3jJDg/s1600-h/katevsjuliet.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S33FTquqepI/AAAAAAAACHE/pPSvcw3jJDg/s400/katevsjuliet.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5439720866611624594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahile geri döndüklerinde Jack'in sürekli Juliet ile takılışı, Kate'in morarışı.&lt;br /&gt;Zaten Juliet'in yemek getirdiğinde Kate'i dümdüz edişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel hareketler bunlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-5676094081120601288?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/5676094081120601288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=5676094081120601288&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5676094081120601288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5676094081120601288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/02/juliet-vur-ha-vur.html' title='Juliet, vur ha vur!'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S33FTquqepI/AAAAAAAACHE/pPSvcw3jJDg/s72-c/katevsjuliet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-1680814506623859852</id><published>2010-02-19T00:43:00.003+02:00</published><updated>2010-02-19T00:48:45.115+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONCE BEN GORDUM'/><title type='text'>Kiele Sanchez</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S33DHhZ-1JI/AAAAAAAACG0/0S7Kn12q8K8/s1600-h/kiele.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 185px; height: 275px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S33DHhZ-1JI/AAAAAAAACG0/0S7Kn12q8K8/s400/kiele.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5439718458927273106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S33DW5CQ-kI/AAAAAAAACG8/h5XP5_4acmg/s1600-h/sanchez.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 183px; height: 275px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S33DW5CQ-kI/AAAAAAAACG8/h5XP5_4acmg/s400/sanchez.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5439718722968287810" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masal kadar güzel bir kız Kiele ve en son Lost adasında canlı canlı gömülüyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senin için adam öldürülür. Senin için savaş çıkarılır... &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-1680814506623859852?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/1680814506623859852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=1680814506623859852&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1680814506623859852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1680814506623859852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/02/kiele-sanchez.html' title='Kiele Sanchez'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S33DHhZ-1JI/AAAAAAAACG0/0S7Kn12q8K8/s72-c/kiele.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-6103941673729970213</id><published>2010-01-29T19:39:00.004+02:00</published><updated>2010-01-29T20:12:09.226+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Benim için uç, güneşin Kuşu!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S2MfA2skMcI/AAAAAAAACGs/H6Pa2x2vljY/s1600-h/the_sunbird_US.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 140px; height: 219px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S2MfA2skMcI/AAAAAAAACGs/H6Pa2x2vljY/s400/the_sunbird_US.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432219675081847234" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S2Mevo3ceAI/AAAAAAAACGk/S2i6MjvBhxk/s1600-h/the_sunbird.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 144px; height: 219px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S2Mevo3ceAI/AAAAAAAACGk/S2i6MjvBhxk/s400/the_sunbird.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5432219379311605762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wilbur Smith'in mükemmel dehasından &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/01/drdbiryerdeler.html"&gt;dördübiryerdeler&lt;/a&gt; postunda bahsetmiştik. O dehadan çıkan en iyi romanlar (Mısır serisini bir kenara koyarsak tabii ki) &lt;span style="font-style: italic;"&gt;The Sunbird&lt;/span&gt; ile &lt;span style="font-style: italic;"&gt;When The Lion Feeds&lt;/span&gt; idi. Bu iki roman dilimize, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Güneşkuşu&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bencil&lt;/span&gt; olarak çevrilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Sunbird, Kısa boylu, kambur ama içi güzel profesörümüz Benjamin Kazin'i merkeze alır. Hem asistanı hemi de derinden yanık olduğu Sally Benator ile, Louren Sturvesant adındaki mültimilyoner kankasının kurduğu enstitüde Afrika Tarihi üzerine çalışan Kazin, Louren'in üzerine kara kara düşünmekte olduğu Ay Sitesi Opet'in yerinin bulunduğunu söylemesiyle gaza gelir. Hep birlikte bahsi geçen bölgeye uçarak hem avlanır, hemi de tarihin izini sürerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir romanın ihtiva içermesi gerektiği kadar entrika, terör, aşk, ihanet, hiyanet, zulüm içeren bu eserde, üçlümüzün başına gelenler, vaktiyle ay sitesinde yaşamış olan Hycannus, Huy Ben Amon ile rahibe Tanith'in başına gelenlere her nedense çok benzer ve yazar bizi aniden, apar topar reenkarnasyon gerçeğine götürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci bahsettiğimiz roman, yani Türkçe ismiyle &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bencil&lt;/span&gt;, bu defa 19. yüzyılda yine Afrika'da geçer. Bencil, yakışıklı, şımarık büyük kardeş Sean Courteney ile zayıf, aciz, sakat kardeşi Garry Courteney'in travmatik ilişkisiyle başlayan hikaye, önce altın madenlerine, oradan fildişi ticaretine gider ve en sonunda Theuniskaal çiftliğine geri döner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Courteney serisinin bu ilk kitabında tanıştığımız Sean'un çocukluğuna, gençliğine, erkekliğine ve yaşlılığına ve en sonunda ölümüne şahit olmamızı sağlayan Wilbur Smith bazen hakikaten Sean gerçekten yaşasaydı da karşılıklı rakı içseydik hissiyatını sık sık yaşatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyacak bir şey arayanlara,&lt;br /&gt;Alkoliklere,&lt;br /&gt;Hayalperestlere,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önerimizdir...&lt;br /&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 333px; top: 483px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-6103941673729970213?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/6103941673729970213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=6103941673729970213&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6103941673729970213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6103941673729970213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/benim-icin-uc-gunesin-kusu.html' title='Benim için uç, güneşin Kuşu!'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S2MfA2skMcI/AAAAAAAACGs/H6Pa2x2vljY/s72-c/the_sunbird_US.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-7877591023267074706</id><published>2010-01-27T21:22:00.003+02:00</published><updated>2010-01-27T23:14:29.676+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>L'amour dure 3 ans?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S2CTKxe1EqI/AAAAAAAACGc/0Gt4CTZ9zdw/s1600-h/2699778034_small_2.png"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S2CTKxe1EqI/AAAAAAAACGc/0Gt4CTZ9zdw/s400/2699778034_small_2.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5431502963899437730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frédéric Beigbeder, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;L'amour dure trois ans&lt;/span&gt;'da evlilikte ilk yıl eşyaların alındığını, ikinci yıl yerlerinin değiştiğini, üçüncü yıl ise eşyaların paylaşıldığını söyler. Ona göre eskiden evlilikler geçici hevesleri kaldırıyordu ancak bugün artık evliliğin kendisi geçici bir heves.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar başkalarından yukarıda olamadıklarında, aşağıda olmak da istemediklerinden, normal görünmek istediklerinden evlenirlermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beigbeder'in görüşüne göre evlenirken yanınızda bir dünya adam vardır ve bu adamlar limitsiz içkinizi içip kanepelerinizi hüpletir, öte yandan boşandığınızda, yanınızda olmaları gereken yegane anda ortalıktan yokolurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marc ve Alice işte bu şekilde üç yıl önce evlenmişti. İşin can sıkıcı tarafı, birbirleriyle evlenmemiş olmalarıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marc, Alice'in haftasonu vicdan azabıyla geçmesin diye cumaları kendisini terk edip pazartesi affettiği günlerde şunu anladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XX. yüzyılda aşk çalmayan telefondur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik denilen geçici hevesten kurtulup Özgür kalan Marc Maronnier'e göre otuzundan sonra hayatta olan herkes ahmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben geçen yıl otuz yaşıma bastım, ahmaklaşmama az kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyun okutun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-7877591023267074706?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/7877591023267074706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=7877591023267074706&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7877591023267074706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7877591023267074706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/lamour-dure-3-ans.html' title='L&apos;amour dure 3 ans?'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S2CTKxe1EqI/AAAAAAAACGc/0Gt4CTZ9zdw/s72-c/2699778034_small_2.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-5075428317777165621</id><published>2010-01-26T01:43:00.009+02:00</published><updated>2010-01-26T02:18:17.076+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GETİRİN O GÜNLERİ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Filmlerini seven çocuk</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14y_CA7dVI/AAAAAAAACGM/dYSoKIYuTsE/s1600-h/20080512175017_peaceful+place.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14y_CA7dVI/AAAAAAAACGM/dYSoKIYuTsE/s400/20080512175017_peaceful+place.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430834259109311826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 yıl sonra&lt;br /&gt;Nerede görüyorsun kendini?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün o&lt;br /&gt;Camla kaplı yüksek binalar,&lt;br /&gt;Bütün o hiyerarşi ve kurallar,&lt;br /&gt;kandırmasın seni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14v9Mx_fvI/AAAAAAAACF0/rR_sIsQLpwc/s1600-h/Sleepy_Hollow_Horseman_by_Harkon72.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 309px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14v9Mx_fvI/AAAAAAAACF0/rR_sIsQLpwc/s400/Sleepy_Hollow_Horseman_by_Harkon72.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430830929104830194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için hayat,&lt;br /&gt;Ürkek Ichabod Crane'nin,&lt;br /&gt;Sleepy Hollow'daki düşlerinin,&lt;br /&gt;O düşlerdeki güzel annenin kucakladığı kış bahçesinde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pirinç taneleri gibi dökülen ve yerde bi halı gibi kar,&lt;br /&gt;İğne uçlu çam ağaçları ve kardelenler,&lt;br /&gt;Bir iskeletin dalları gibi o ağaçlardan sarkan tüm eller,&lt;br /&gt;Hepsi bir girdap oluyor, eriyen buz gibi içime akıyor,&lt;br /&gt;Ve ben ölüyorum o beyaz çarşafın kollarında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14wbG6G7aI/AAAAAAAACF8/lqmPhhl7CTU/s1600-h/coraline-garden.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 241px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14wbG6G7aI/AAAAAAAACF8/lqmPhhl7CTU/s400/coraline-garden.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430831442924334498" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya Coraline'in,&lt;br /&gt;Düğme gözlü annenin kucağına&lt;br /&gt;giderken geçtiği o doğumgünü bahçesine ne demeli?&lt;br /&gt;Zambaklar ve ateş rengi aç çiçekler,&lt;br /&gt;Balkabakları ve ateşböcekleri,&lt;br /&gt;Garip asma köprüler ve yukarıdan gülümseyen bir yüz gördüğünde,&lt;br /&gt;ölesim geliyor o yeşil çimlerin ortasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14s_4UCS5I/AAAAAAAACFk/oWNR32bKgRc/s1600-h/0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14s_4UCS5I/AAAAAAAACFk/oWNR32bKgRc/s400/0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430827676615199634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dave Gahan sanki,&lt;br /&gt;Maria Doria'nın batığında,&lt;br /&gt;Yenilenmiş, canlanmış spotların altında,&lt;br /&gt;Etrafında mekanik balıklar auraları mavi ve parlak,&lt;br /&gt;Düşündürüyor o hakim olamadığımız büyük planı.&lt;br /&gt;İskele ya da sancak belki de pruvada,&lt;br /&gt;Seyrederken mavi girdaptan yükselen beyaz ışığı,&lt;br /&gt;ölsem yeridir sürükleyen akıntıların arasında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14xaIGEJfI/AAAAAAAACGE/IZmwZQqox8g/s1600-h/Prestige_lights_full.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14xaIGEJfI/AAAAAAAACGE/IZmwZQqox8g/s400/Prestige_lights_full.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430832525574678002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya, Prestige'de,&lt;br /&gt;Tesla'nın ampul ektiği karlı bahçeye ne demeli?&lt;br /&gt;Değdiğinde sihir gibi parıldıyor gecenin çiçekleri...&lt;br /&gt;Sanki toprağa güç ekiyor Tesla,&lt;br /&gt;Angier başta inanmasa da,&lt;br /&gt;Birbirinin eşi ışık ve ayak izleri,&lt;br /&gt;Hep onu Borden'a, Borden'i ona&lt;br /&gt;Götürüyor, benim o karlarda ölüme yatasım geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte benim modern şiirden,&lt;br /&gt;anladığım budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fantastik ve huzurlu,&lt;br /&gt;Gizemli ve görkemli dünyanın misafiri,&lt;br /&gt;Popüler kültürün köpeğiyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana tek elle on farklı teknikle,&lt;br /&gt;Sutyen kopçası açmayı sorun;&lt;br /&gt;Ama birini&lt;br /&gt;sonsuza dek sevmeyi sormayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka evlerde uyanan,&lt;br /&gt;Güzel kadınların komodinine,&lt;br /&gt;Aynasına,&lt;br /&gt;Ayakkabısına,&lt;br /&gt;Makyaj kutusuna,&lt;br /&gt;Haikular yazıp bırakan ben,&lt;br /&gt;Kafam sürekli binbeşyüz,&lt;br /&gt;Ne güzel ertesi gün iş yok diye,&lt;br /&gt;Sevine sevine blog yazıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Falan filan feşmekan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nickfallin, Ocak 2010...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-5075428317777165621?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/5075428317777165621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=5075428317777165621&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5075428317777165621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5075428317777165621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/filmlerini-seven-cocuk.html' title='Filmlerini seven çocuk'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S14y_CA7dVI/AAAAAAAACGM/dYSoKIYuTsE/s72-c/20080512175017_peaceful+place.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-8787120838381147195</id><published>2010-01-24T22:27:00.009+02:00</published><updated>2010-01-25T23:14:31.909+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Gece Yürüyenler gereksiz bilgiler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1zIQ5erKPI/AAAAAAAACFM/LCjDyVcUlS0/s1600-h/metro-onnettomuus.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1zIQ5erKPI/AAAAAAAACFM/LCjDyVcUlS0/s400/metro-onnettomuus.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430435443334916338" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Geçen yılın son günlerinde Sarı, nişanlısı ve bilimum arkadaşıyla Taksim Küba Bar'da Sarı'nın doğumgünü kutlayacaktık. Gece 11 gibi oradaydım ve her cumartesi olduğu gibi eğlence yerleri köle gemisi Amistad ile aşık atıyordu. O insan bulamacının içinde nasıl eğlenilebileceği konusunda fikrim olmadığından dışarıda Sarı'nın kardeşinin herifin biriyle olan muhabbetine katıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İntikam temalı bu diyalogda Sarı'nın kardeşi boşanma süreciyle ilgili bilgiler veriyor, dahası sarhoş olduğundan ağzını zor toplarken davalı, davacı nafaka geçen cümleler kuruyordu. Herif elinde içkisiyle söylenenleri dinliyor, arada nasıl intikam alabilirim'İn cevabını almaya çalışıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda Sarı'nın kardeşinin alkol seviyesi kafadaki kablolardan birini kopardı ve içeri kusmaya ya da sıçmaya gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herif annesinin de desteğiyle Rus bir kadınla evleniyor, evliliğinin beşinci ayında kadın evden kaçıp yattığı avukat aracılığı ile boşanma davası açıyor. Sarı'nın kardeşinin dediğine göre kadın donuna kadar alabilirlermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herif bana nasıl intikam alabilirim diye soruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona evlenmeden kadının kaçak olduğunu ve evlenmeden önce Türkiye'ye kaçak girdiğini bilmediğini söyle diyorum.&lt;br /&gt;Anında sınır dışı etsinler. Bu fikri beğeniyor ve ben de konuya giriyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Yazık, o kadar güvendiğin kadın seni sırtından bıçakladı&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt; diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Doğru&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Şimdi donuna kadar alacak&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt; diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Almaması için uğraşıcam&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt; diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Yaşın 40'In üstünde, sence o kadar güzel bir kadın seninle paran dışında bir sebepten yatar mıydı&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;, diye soruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Nasıl yani&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;...???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;42 yaşındasın ve parasız kalacaksın.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Bütün bunlar canına yetmedi mi?&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Seni bütün acılarından kurtaracak bir yol olsa yapmaz mıydın&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;Öldür kendini, öldür kendini.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:130%;"  &gt;..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herif ağlayarak, sol göğsüm karıncalanmaya başladı diyor, vücudunun sol tarafını ovuşturarak bardan çıkıyor, karanlık sokakta hızlı hızlı yürümeye başlıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hala bana evliliği savunuyorlar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 995px; top: 529px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" id="what_the_hell_icon_img" src="http://i41.tinypic.com/4ktudv.png" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 776px; top: 1464px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 55px; top: 238px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 417px; top: 1183px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 484px; top: 1510px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-8787120838381147195?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/8787120838381147195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=8787120838381147195&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8787120838381147195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8787120838381147195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/gece-yuruyenler-gereksiz-bilgiler.html' title='Gece Yürüyenler gereksiz bilgiler'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1zIQ5erKPI/AAAAAAAACFM/LCjDyVcUlS0/s72-c/metro-onnettomuus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-6652282962848495722</id><published>2010-01-24T22:21:00.003+02:00</published><updated>2010-01-24T22:26:52.254+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Kara ütopya</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yr9g9fMzI/AAAAAAAACE0/M49diIf72y4/s1600-h/Zombie+Gang-733699.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yr9g9fMzI/AAAAAAAACE0/M49diIf72y4/s400/Zombie+Gang-733699.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430404324010177330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Trebuchet MS"; 	panose-1:2 11 6 3 2 2 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Helen Hoover Boyle, Chuck Palahniuk'un &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Lullaby&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;'ında, kendi kocası ve oğlunu öldürmesine sebep olan ölüm şarkısını kullanarak bir seri katile dönüşmemek için kullandığı yöntemi şöyle tanımlar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bu işi paraya çevirmek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yani Helen adam öldürme işini para alarak yaptığı için canı birini beleşe öldürmek istemez, aynen bir jinekoloğun bütün gün vajina gördükten sonra eve döndüğünde karısına kıçını dönüp yatması gibi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Öte yandan Helen yolda yürürken biri kendisine çarpıp ayağına basıp özür dilemediğinde, &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: trebuchet ms;"&gt;bazen ne kadar adam öldürürsem öldüreyim yetmezmiş gibi hissediyorum&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; der.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bundan beş ay önce Süpürge yüksek miktarda kimyasal içeren kozmetik ürünlerini aşırı kullandığından, gözlerinin beyazı kan kırmızısına döndü, ensesi kabuk gibi kabarıp, kızardı. Vücudunun bilimum deliğinden kan geldi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Süpürge aniden hastaneye kaldırıldı ve doktor &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: trebuchet ms;"&gt;bir saha kimyasal kullanırsan ölürsün&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Daha sonra Süpürge, bir görüşmeye ayağında görebileceğiniz en tüylü ugg, siyah külotlu çorap üstünde siyah şort ve bej renkte bir kazakla, kafa Aslan adam Vincent modeli geldi, daha bu moda katliamının şaşkınlığı atamadan, insanların oturduğu masaların tam ortasında kendi kendine göbek atmaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İşte o an hayattan tiksindim...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Süpürge belki de intihara teşebbüs ediyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Peki ya Çerçeve'ye ne demeli? Çerçeve'nin 20'li yaşlarının başında Güllüoğlu baklava usulü abdominalleri vardı. Dediğine göre 100 kilonun üstüyle bench pres yapıyormuş. Öte yandan Çerçeve'nin genç yaşta aldığı steroidler memelerini sarkıtıp onu Banu Alkan'a çevirmiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Çerçeve geçenlerde fitness salonunda ağırlığı ayağına düşürüp bileğini çatlattı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Darwin ödüllerine namzet tanıdıklarım var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bunları gördükçe, insanların başına ne kadar felaket gelirse gelsin bana az geliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Aracına jet motoru takıp gaza bastığında bir kilometre ötedeki kayaya yapışıp gömecek parçasını bırakmayan herifle yamaç paraşütü yaparken timsah üreme çiftliğine düşen salak aramızda yaşıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bunları düşündükçe servisle işe gelirken, arka koltukta uyuyakaldığından şöförün evine geri dönen Balon'un salaklığı sıradanlaşıyor, gündelik bir hal alıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Peki ya Saftorik'e ne demeli?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Saftorik geçen gün benim telefonumdan kocasını aramak için izin istedi, ben de verdim. Tesadüf ki telefonu hoparlöre almıştım; Saftorik numaraları çevirdi ve kocası alo dedi. Buna karşılık bizimki alo diye cevap verdi. Kocası tekrar alo dedi. Bizimki konuşup kendisini tanıtacağına alo dedi. Kocası tekrar alo diyince ahizeyi kulağından uzaklaştırıp bu beni duymuyor yahu diyerek telefonu kapayıp yerine döndü ve gülmekten kırılıyordum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Saftorik kocasıyla ikinci denemede konuşabildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bazen ne kadar salak ölse bana azmış gibi geliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bir başka idiyot olan Et Beni, müşteriye telefondan &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: trebuchet ms;"&gt;yatarak mı çalışıyorsunuz&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; diye soruyor. Teslimat süresi verirken ürünün &lt;/span&gt;&lt;i style="font-family: trebuchet ms;"&gt;ayın 32'si gibi&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; geleceğini söylüyor. Et Beni ya bir dadaist ya da gerizekalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Modern tıp sağolsun artık sokaklarda daha çok salak dolaşıyor. Salaklık doğal seçilimin aracı olmaktan çıktı. Bu insanlar bizimle otobüse biniyorlar ve bindikleri otobüsün nereye gittiğini anlamak için yandaki otobüsün nereye gitmediğini soruyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bizimle ATM sırasında bulunuyorlar ve bi havale için yarım saat uğraşıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Salaklık bir salgın gibi; dünyanın bir gen terapisine ihtiyacı var. Salaklık babadan çocuğa geçiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;2050 yılı geldiğinde bir türlü ölemeyen bu salaklar dünyayı ele geçirecek. Karayollarını, çevre düzenlemelerini dekorasyonu bunlar yapacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bütün mazgallar su seviyesinin üstünde olduğundan yolları su basacak. Aldığınız evin banyosunda çamaşır makinesinin kirli suyunu dökecek giderin yapılmadığını göreceksiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İnsanlar deniz kenarındaki çimlerde daha çok mangal yapacaklar, Tuğba Ünsal gibi götlerine Mustafa Sandal yazdırıp sonra pişman olacak, lazerle sildirecekler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;2050 yılında insanlar hala birbirlerine sol elleriyle sağ elleriyle yaptıkları nah hareketini göstererek gülecek. 2049'un 31 Aralığında insanlar yine gelecek yıl görüşürüz diye vedalaşacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bazen ne kadar salak ölse sana az geliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Edit: Son iki cümle, hadi neyse bakalım diyerek kaldırıldı. 18.01.2010 03:15&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="position: absolute; left: -17px; top: 521px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" id="what_the_hell_icon_img" src="http://i41.tinypic.com/4ktudv.png" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 159px; top: 953px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 482px; top: 1618px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 51px; top: 242px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 40px; top: 250px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 41px; top: 199px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 53px; top: 186px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 67px; top: 232px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 55px; top: 263px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 46px; top: 240px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-6652282962848495722?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/6652282962848495722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=6652282962848495722&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6652282962848495722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6652282962848495722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/kara-utopya_24.html' title='Kara ütopya'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yr9g9fMzI/AAAAAAAACE0/M49diIf72y4/s72-c/Zombie+Gang-733699.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3426792157773790355</id><published>2010-01-24T22:17:00.005+02:00</published><updated>2010-01-24T22:20:15.743+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Gerascophobia</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yq3-PKSvI/AAAAAAAACEs/7Oea4_U2XEY/s1600-h/Gerascophobia.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yq3-PKSvI/AAAAAAAACEs/7Oea4_U2XEY/s400/Gerascophobia.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430403129278089970" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Trebuchet MS"; 	panose-1:2 11 6 3 2 2 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sırf eve Kafein geliyor diye bütün DVD'lerimi kütüphanelerde kullanılan Dewey yöntemine göre sıraladım, mutfaktaki üç günlük bulaşığı temizledim, oturma odasında çamaşırları kurutmak için kullandığımız askıyı diğer odalara taşıdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapları yazarlarına göre ayırdım, yine akşam yatacağımı bile bile yatağımı bile topladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafein bütün bu çabayı görse, çektiğim bütün bu acılardan dolayı, hoşlandığından değil yani, benle düşünmeden yatardı. Biz erkeklerde kız geleceği zaman evi toplayabilme geni var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafein'i aldığımda yine yeni yeniden kafasını telefonuna gömmüştü ve &lt;i&gt;ailem arıyor&lt;/i&gt; dedi. Ardından mesaj geldi ve &lt;i&gt;çok eski bir arkadaşım&lt;/i&gt; dedi. Eve girerken mesaj geldiğinde de biri gelecek haftaki mesaisini soruyormuş. Düşündüm de popüler kız bu Kafein, beni Turkcell'den başka soran yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin gerçeği onu eve gelmeye ben davet etmedim, ben sözüme sadık kalmayı seçeceğim gibi geliyordu ve çok kafa olduğunu düşündüğüm Kafein'in tam bir ruh hastası olduğu da ortaya çıkmıştı. Yine kararsız kalmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl kelam eve girdiğimizde ben taarruza geçtim ve ilk olarak kahveleri yaparken alnından, sonra da balkondan deniz manzarasına bakarken boynundan öptüm. Bu taarruzlara ters jestlerle cevap verince film izlemek için koltuğa uzandığımızda herhangi bir atakta bulunmadım, Silent Hill'i izlemeye başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir noktada filmden nefret ettiğini söyleyince Silent Hill sevmeyen bir insanın hayatımda barınamayacağını anladım. Değiştirip Fight Club'ı koyduğumda kendisini Marla Singer'a benzettiklerini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Marla da konformist olsaydı ezan okunurken bacaklarını toplayan Kafein de Marla'ya benzeyebilirdi. En düz insanların kendilerini ne kadar da istisnai sandıklarına bir defa daha şaşırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edward Norton filmde fotokopi makinasının başında uyuklamaya başlayınca Kafein aniden üzerime atlayıp beni dudaklarımdan öptü. Ne olduğunu anlamaya çalışırken kıçını benim bacaklarımın arasına yerleştirdi ve vücudu yarı dönük vaziyette dilini mideme doğru uzatmaya çalıştı. Erkek okuyucular doğrulayacaktır ki bu noktada, bu muhteşem pozisyonda bir erkeğin durabilmesinin mümkünü yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala ne kadar ileri gidebileceğimizden habersiz öpüşürken Kafein üzerindeki kazağı, sutyeni fora edince kendi kendine bir seher vakti oldu. Ben de erkeklere özel kolları çapraz yapıp tişörtü seksi bir şekilde çıkarma hareketini yapınca inledi ve blog aniden playboy forumlarına döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eh... İkimiz çıplak kalınca da doğal olarak koltuğun üzerinde seviştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevişmemizin üzerinden on dakika geçmişti ki Kafein &lt;i&gt;benim&lt;/i&gt; &lt;i&gt;gitmem lazım&lt;/i&gt; dedi. Yine telefonu çaldı ve ben bu defa, &lt;i&gt;bence senin erkek arkadaşın var&lt;/i&gt;, dedim. Yorum yapmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twist endinglerin başarılı olması hayatta da bol bol twist ending yaşamamız bence. Ben, yine bir şekilde ikinci adam olmayı başarmıştım, Kafein telefonu çaldıkça yok boyunca öfledi. Onu bıraktıktan sonra eve dönerken yolda uzun uzun &lt;i&gt;Shadowside&lt;/i&gt; dinledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine geçmişteki sevgililerimle birbirimize dair çıkardığımız son sesleri düşündüm, Siyah'la askere gitmeden konuşmuş, evlendiğini öğrenmiştim, Açık Kahve beni terk ettikten sonra yüreğinin sesini dinleyip bana kavuşmayı istemiş, ben suratına bile bakmamıştım, Kaplumbağa ile teras katında yemek yemiş, Bon'a mail atmış, Kürdan'a sms çekmiştim, arada gelmiş gitmiş olan onlarca kızı o denli unutmuşum ki bir zamanlar yatmış olduğum insanların şimdi ne yaptığını dahi merak edemiyorum. Acaba ölmüş olanı var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin özü bende artık Gerascophobia da başladı; yaşlanma korkusu. Yaşlanıp kilo alıp kırışacağımdan ve artık kadınların vücut kokumu çekici bulmayacağından, kıçlarını bana dayayıp, yan dönüp dilimi emmeyeceklerinden ölesiye korkuyorum. Son birkaç hafta anormal derecede seks düşündüm ve seksin benim için önemini kaybedeceği günleri sabırsızlıkla bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen kadınların erkeklerin tek gecelik, iki saatlik ilişkilerden ne anladığını merak ettiğini görüyorum: Bir erkeğin kendi tavladığı bir kızla yatması egosunu seksen beşle çarpar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat aslında basit, biz beceremiyoruz.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;link rel="Edit-Time-Data" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_editdata.mso"&gt;&lt;!--[if !mso]&gt; &lt;style&gt; v\:* {behavior:url(#default#VML);} o\:* {behavior:url(#default#VML);} w\:* {behavior:url(#default#VML);} .shape {behavior:url(#default#VML);} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Trebuchet MS"; 	panose-1:2 11 6 3 2 2 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:12;"  &gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S0ehp6_G06I/AAAAAAAACDk/6DpofnLH04U/s1600-h/freakish-and-disturbing.jpg"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;!--[if gte vml 1]&gt;&lt;v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" spt="75" preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"&gt;  &lt;v:stroke joinstyle="miter"&gt;  &lt;v:formulas&gt;   &lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 1 0"&gt;   &lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @2 1 2"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 0 1"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @6 1 2"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"&gt;  &lt;/v:formulas&gt;  &lt;v:path extrusionok="f" gradientshapeok="t" connecttype="rect"&gt;  &lt;o:lock ext="edit" aspectratio="t"&gt; &lt;/v:shapetype&gt;&lt;v:shape id="BLOGGER_PHOTO_ID_5424482017771705250" spid="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" alt="" style="'width:225pt;height:300pt'" button="t"&gt;  &lt;v:imagedata src="file:///C:\DOCUME~1\MER~1\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_image001.jpg" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S0ehp6_G06I/AAAAAAAACDk/6DpofnLH04U/s400/freakish-and-disturbing.jpg"&gt; &lt;/v:shape&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if !vml]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 319px; top: 1044px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" id="what_the_hell_icon_img" src="http://i41.tinypic.com/4ktudv.png" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 592px; top: 1827px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: -29px; top: 388px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3426792157773790355?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3426792157773790355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3426792157773790355&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3426792157773790355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3426792157773790355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/gerascophobia_480.html' title='Gerascophobia'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yq3-PKSvI/AAAAAAAACEs/7Oea4_U2XEY/s72-c/Gerascophobia.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2604049577473403586</id><published>2010-01-24T22:13:00.003+02:00</published><updated>2010-01-24T22:15:53.707+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Amfetamin kuyruğu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yqNxQDsPI/AAAAAAAACEk/mmH-oBqlGOM/s1600-h/Gerascophobia.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 389px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yqNxQDsPI/AAAAAAAACEk/mmH-oBqlGOM/s400/Gerascophobia.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430402404237684978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca göbeğimden çükümü göremediğim günlerde kilolu insanları kimsenin sevmediği gerçeğini bilmek için dahi olmak gerekmiyordu. Güzel insanların yaşama hakkı daha çok olduğundan, o güzel insanların başına bir şey geldiğinde vah vah nidalarıyla acıma duyguları hasıl olduğundan oturarak çalışmaya başladığım dönemlerde fazla kilolardan dolayı ileri seviyede çirkin hissediyor, kendimden nefret ediyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken bir gün bir sabah, görünmez bir el sağ böbreğimin üzerine bıçakla adını kazımaya kalktı.&lt;br /&gt;Bu tarif edilmez acı yüzünden bir haftada on kilo, ameliyat sonrası hemşire penisimden bir metre uzunluğundaki boruyu çekip çıkardığımda da bir ay içinde sekiz kilo verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sabahları kalktığımda eskiden aşağı sarkarken şimdi düzgün bir çizgiyle ikiye ayrılarak genişlemiş göğüs kaslarımı, üçte birine inmiş kıçımı seyrediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzelliğimi aynada seyretmek Narsistçe öte aynı zamanda ensestçe. Bu görüntüyü o kadar beğenmeye başladım ki kendimi sikebilirim ve bunun adı masturbasyon olmaz. Şimdi o zayıf ve yakışıklı insanlar aynaya baktığında ne hissediyor anlıyorum. Ben kendime tecavüz etmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kirpi bundan böyle blogda Tilki olarak geçecek)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeplin, önlenemez olaylar silsilesinin sonucunda işinden ayrılmıştı ve hikayenin güzel kısmı burada başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Kürdan ile beraberken Zeplin Kürdan'ın kıçından ayrılmıyordu. Arkadaş ayağı göt ayağı prensibine uygun olarak, o manalı manalı Kürdan'ın tilki yani benimle ilişkisi olup olmadığını sorgularken ben gelişmeleri temkinli bir şekilde izliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim Kürdan'ı terkedişimi müteakiben Zeplin Kürdan'a evlenme teklif etti. Kürdan yüzüğü kabul etti. Böylece sadece işyerinde tren yaptığımız değil kadınların intikam uğruna yerçekimi ile güreşebileceği gerçeği bir kere daha tescillendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayları müteakiben ben de Kafein ile ilgilenmeye başladım. Kafein ile evde kahve içtik ve ikinci buluşmamızda sinemada bademcik ameliyatı yaptık. Kısmetse bu yakınlarda sıvı nakli de yapacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu olaylar bir dedikodu ve entrika zinciri başlattı. Ben Kafein ile görüştüğümde Kürdan aniden asabileşerek sağa sola bağırmaya başlıyor, sonra Kürdan bana bir şey sorduğunda Kafein seni de sikerim onu da bakışları fırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bunlar yaşları benden küçük kızlar ve hiçbiri tecrübe olarak benim bugüne kadar atlattığım beraberlik ve ayrılmalara yaklaşamaz bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de en güzel sevdiğini öldürüyorsun, bir defa sevdiğin birini harcadın mı bir sonraki sefer her şey daha kolay oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olanlar üzerine hatırladığım hikaye sadece kızların değil benim de yerçekimiyle yarıştığımı kanıtlar nitelikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün hayatım boyunca iki defa aşık oldum. Bunlardan birincisinde, üniversitede, erkek arkadaşı olan Siyah'a çok yoğun birşeyler hissediyordum. Bu karmaşık durumda bir türlü birbirimizden kopamadık ve en sonunda onun sekiz senelik erkek arkadaşından ayrılmasıyla beraber olduk. O zamanlar Siyah, Ben, Göz ve Sakal beraber dolaşırdık. Bu grup biz Siyah'la beraber olduğumuzda daha da pekişti, hepsi Siyah'ın sekiz yıllık travmatik aşk hikayesinin bitmesinden memnundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlar Siyah bana aşık olduğunu nasıl anladığını şöyle anlatırdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine birbirimizden kopmaya çalışırken, bir gün ben seni aradım ve bana bir arkadaşınla buluşacağını söyledin. O arkadaşın cinsiyetini sorduğumda kadın olduğunu söyledin ve ben telefonu kapadığımda kıskançlıktan delirdim. Bu duyguyu eşelediğimde gerçek işte orada duruyordu, ben sana aşıktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkta ufak tefek cinayetler olur. Siyah benim ilk aşkımdı ama yaşı benden büyüktü.&lt;br /&gt;En sonunda bir gün, o bana her şeyiyle açıldığında kalbini bir daha onarılamayacak şekilde kırdım ve anlaşarak ayrıldık. Daha sonra 4 ilişkim evlenme evlenmeme muhabbetinden bitecekti, bunu bilmiyordum, Siyah bu zincirin ilk kurbanı oluvermişti bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah benden önce sekiz senelik bir travmayı atlattığından onun hayatına devam etmesi daha çabuk oldu. Aslında bizim ilişkimiz de benim onu iyileştirmemle devam eden, ben o ve eski sevgilisi üçgeninde travmatik bir ilişkiydi. Bir buçuk sene boyunca defalarca ona dönmek istedi, çocuk defalarca gece sarhoş mesaj attı, biz defalarca bunlara uyandık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir defasında artık benden ayrılmaya karar verdiğini, giyinip makyajını yapıp, çocukla buluşmak üzere hazırlandığını; tam o sırada çocuğun şarjının bittiğini anlattı. Hayat o kadar ince tesadüfler üzerine kurulu ki! Ve ben üzülmekten o kadar yorulmuştum ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda bittiğinde, ben hala onunla olmamaya alışmaya çalışırken herifin biriyle çıkmaya başladı. Bu defa benim kalbim orta yerinden kırılmıştı. İlk defa aşık olan bir insanın bu travmayla başetmesi çok kolay değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi paylaştıkça çoğalır, acı paylaştıkça azalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerinde ben de onu acıma ortak etmeye karar verdim.&lt;br /&gt;Ona bir elektronik posta attım. Bu postada onu öldürecek tek bir cümle vardı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O beni kıskandığın gün buluştuğum kız Göz'dü, biz o gün yattık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi geçmişe baktığımda o kendini çok aşmış zanneden insanlar gibi çocukça bulmuyorum yaptıklarımı, bana yapılanları. Hepimiz aşk denen Amfetamin kuyusunun başında kuyruktayız.&lt;br /&gt;Ne kadar büyükse sana o kadar yoğun hissettiriyor. Şimdiki zamandan bakıp o zaman olanları küçümsemek, o mutsuz çocuğa haksızlık gibi sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Kürdan ile Zeplin evlenirse, bir gün, ben de izi sürülemeyecek kadar uzaklarda olursam, Zeplin'e de benzer bir elektronik posta gider mi? Kimbilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bazı şeyleri belirli sebeplerden değil, insanların kriz ve kaos ortamında nasıl davranacaklarını görmek için yapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilginin bulaşıcı olduğuna inanıyorum... Bilginin tedavisi yok, sadece zaman aşımı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Siyah evlendi, bir de ufak oğlu var. Eğer ki klişelere sonsuz inancınız varsa, oğlunun resimlerine bakıp, kalbini hiç kırmamış olmayı istediğimi sanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanılırsınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sadece Siyah bana aşk dolu iki yıl yaşattığı için minnettarım. Beni ben yaptığı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık olduğumda ne kadar yükselip, ne kadar alçalabileceğimi gösterdiği için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2604049577473403586?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2604049577473403586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2604049577473403586&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2604049577473403586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2604049577473403586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/gerascophobia_24.html' title='Amfetamin kuyruğu'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yqNxQDsPI/AAAAAAAACEk/mmH-oBqlGOM/s72-c/Gerascophobia.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4964883595359650397</id><published>2010-01-24T22:06:00.006+02:00</published><updated>2010-01-24T22:12:40.388+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Her şey yerli yerinde</title><content type='html'>&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yomLRvcUI/AAAAAAAACEc/898ZHByrUbw/s1600-h/her+sey.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 387px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yomLRvcUI/AAAAAAAACEc/898ZHByrUbw/s400/her+sey.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5430400624517673282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link style="font-family: georgia;" rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;link style="font-family: georgia;" rel="Edit-Time-Data" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_editdata.mso"&gt;&lt;!--[if !mso]&gt; &lt;style&gt; v\:* {behavior:url(#default#VML);} o\:* {behavior:url(#default#VML);} w\:* {behavior:url(#default#VML);} .shape {behavior:url(#default#VML);} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Trebuchet MS"; 	panose-1:2 11 6 3 2 2 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SygVHKkp21I/AAAAAAAACCc/kfSjTlKwsuk/s1600-h/omer.jpg"&gt;&lt;span style="text-decoration: none;"&gt;&lt;!--[if gte vml 1]&gt;&lt;v:shapetype id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" spt="75" preferrelative="t" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"&gt;  &lt;v:stroke joinstyle="miter"&gt;  &lt;v:formulas&gt;   &lt;v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 1 0"&gt;   &lt;v:f eqn="sum 0 0 @1"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @2 1 2"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @0 0 1"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @6 1 2"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @8 21600 0"&gt;   &lt;v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"&gt;   &lt;v:f eqn="sum @10 21600 0"&gt;  &lt;/v:formulas&gt;  &lt;v:path extrusionok="f" gradientshapeok="t" connecttype="rect"&gt;  &lt;o:lock ext="edit" aspectratio="t"&gt; &lt;/v:shapetype&gt;&lt;v:shape id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415601764754381650" spid="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" alt="" style="'width:290.25pt;height:300pt'" button="t"&gt;  &lt;v:imagedata src="file:///C:\DOCUME~1\MER~1\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_image001.jpg" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SygVHKkp21I/AAAAAAAACCc/kfSjTlKwsuk/s400/omer.jpg"&gt; &lt;/v:shape&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if !vml]--&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;İnsan hayatı boyunca sürekli, artık kendisini tanıdığı yanılgısına düşüyor.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Sonra da hemen kendinde keşfedecek yeni bir yön buluyor.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Ben dört yılı aşkın süredir hissizim. Bu hissizlik yüzünden de bir insanın geçmişinden alabileceği en büyük intikam mutlu olmaksa bu yolda bir gıdım ilerlemiş değilim.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Dört yıldır o aşk denilen nanenin silik bir suretiyle yaşamak zorundaydım. Bu dört senede aşk hayatım üzerine aldığım tüm kararları Mr Spock gibi aldım. Olmayı en son istediğim insan olmayı da sonunda başardım.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Geçmişte, ne sevgili ne de dost olarak dengimi bulamadığım için bunaldığım yalnızlığı bu şekilde dindirebileceğimi sandım. Yanılmışım. Masum biri köhne bir hücrede ne kadar mutlu olabilirse o kadar mutlu oldum. Galiba kendimi o kadar çok seviyorum ki, başkasına hissedeceklerimi bu duyguyla yarıştırmak haksızlık oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Kafein ile bir süredir flörtleşiyorduk.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Onu eve bırakmayı teklif ettim ve kabul etti. Bu da bir süredir olanların hikayesi...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Yine&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt; kışın geciktiği bir yılda, yine kendini tekrarlayan sıradan bir aralık ayının soğuk bir gecesinde ön cama bulaşan çamuru temizledim ve buğulanmaması için kaloriferi açtım. Kafein o bütün kızların sahip olduğu büyük komik çantaya sanki fırsat bulsa kucağından atlayacakmış gibi sıkı sıkı sarılıyordu. Ben bu ifade şeklini daha ziyade ilk defa arabama bindiği için yaşadığı çekinceye bağladım.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Uzunca bir süre hayatımızdan bahsettik, ben başımdan geçen abuk subuk olaylara değinirken o da ailesinin bunu evlendirmek istediği embesil oğlanı anlattı.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Eğer&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt; dedim, &lt;em&gt;&lt;span style=""&gt;sen yarın çalışmasaydın beraber kahve içmeye giderdik.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; Çok sevindi, izin &lt;em&gt;&lt;span style=""&gt;günümüzde o zaman&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; dedi. Senin anlatacak çok keyifli hikayelerin var gibi sanki, dedi.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;(You have no idea =)) &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Benzin istasyonunda durduğumuzda, mesai değişiyordu ve beklememiz gerekti.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;İşte o an emniyet kemerini çözdüm ve Kafein'i öpmeye karar verdim. &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Kafein'i öpmenin ne kadar zevkli olacağını önceden düşünmüş olsam da, asıl amacım hakkında hiçbir fikrim olmadığını o an farkettim.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Kafein'i biraz beğeniyordum ama yatacak kadar değil. Kafein'den azıcık hoşlanıyordum ama çıkacak kadar değil. Dudakları güzeldi ama zart diye üstüne atlayacak kadar hiç değil. Ben o gece de dahil dört yıldız hissizdim ve biz Kafein ile çıksak, ardından sevişsek, ben bir sabah kalktığımda ondan ölesiye tiksinecektim. Ondan sonra sevişmelerimiz onun beni istemesi ve benim durumu idare etmem şeklinde olacaktı.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;İstasyondan çıkarken soldan gelen bir çift farın geçmesini bekledik ve eve doğru ilerlemeye başladık.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Silecekler sağlı sollu çalışırken şunu düşündüm:&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Kafein'den önce, Kürdan'a sadece bir ay dayanabilmiştim. &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Kürdan'la sevişmelerimiz ileri derece tutkulu ve neredeyse sokak kavgası gibiydi. Kürdan camlarını buğulayıp işe giriştiğimiz arabada hart diye dudaklarımı ısırıyor, avını parçalamak isteyen timsah gibi çekiştiriyordu. Ben alt dudağım paralanırken ooo ooo diye inliyordum. Sonra ben onun dudağını çekiştirdiğim de o kıvranıyor bırakınca acıdan ağzını dahi kapayamadan bu iyiydi diyor ve koltuğuna yaslanıyordu. Ertesi gün ikimiz de işimize dudaklarımız davul gibi gidiyorduk, ikimiz de tuzlu şeyler yiyemiyorduk.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Bu durum yatakta da aynen devam etti ve bir noktada birbirimizi o kadar sert sikmeye başladık ki yatakta bir sonraki safha birbirimize baltayla, örsle girişmek falan olacaktı.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Bir sabah ben Kürdan'ın ilgisinden, tutkusundan ve hatta uzayda kapladığı yerden, vücudundaki su oranından her şeyinden sıkılmaya başladığımı farkettim. Hangisi olursa olsun bir Türkçe radyo açıldığında Kürdan'ın çıkan şarkıyı bilmeme ihtimali yoktu. Yatakta, ayakta, yerde ve balkonda artık yapılacak hiçbir şey kalmamıştı. Bundan sonra beraber yapacağımız her şey kendimizi tekrarlamaktan başka bir şey olamazdı. O kadar sıkılmıştım ki bir seks oyuncağı alıp sevişirken kıçıma soksam aşk hayatımıza renk gelir mi diye düşünmeye başlamıştım. (Ne gülüyosun orda da sinir yok mu?) Bu yüzden Kürdan'ı ışık hızıyla bıraktım.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Kürdan'ı bıraktığımda annem beni kenara çekip nota verdi:&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Benim senin cinsel hayatınla alıp veremediğim yok. Ama lütfen eve getirdiğin kızları o gece ya da o gecenin sabahı evlerine geri götür. Ertesi gün de evde kalıp benle televizyon seyrettiklerinde garip oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Bu muazzam açıklamanın ardından gülmekten gebermiştim ve kendimi toparlamam on dakika falan almıştı. Ben Kürdan'ı beceriyordum, Kürdan ertesi gün annemle televizyon izliyordu. Akşam geldiğimde ben Kürdan'ı beceriyordum, ertesi gün Kürdan'la annem dolma sarıyordu.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Benim eve getirdiğim kızlar resmen evi istila ediyordu. İlk önce diş fırçaları geliyor, ardından pijamalar. Sonra evin alışverişine katılıyorlardı. Bir akşam işten eve geliyordum ve annem suratı beş karış Yemekteyiz izlerken kız buna tarif veriyordu. Ki annem arkadaşına telefonda &lt;em&gt;&lt;span style=""&gt;seni eve davet ederdim ama biliyorsun misafir sevmiyorum&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; diyen bir kadındır.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Annemin dediğini çok iyi anlamıştım. Kural bir her önüme gelen kızı eve getirmeyecektim, kural iki gelenleri sabaha bırakmadan postalayacaktım.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Şimdi Kafein'i düşündüğümde aklımda iki çekince oluyor.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Birincisi, (kaçınılmaz bir şekilde) Kafein ile de yatıp bir aya kalmadan sıkılmaktan korkuyorum. Kafein'in de hayatını tam hayatından tavuk gibi kaçtığım Fındık'ınki gibi, bütün o balta ve örse rağmen bir gün aniden Turkcell mesaj pakedini iptal edip mesajlaşmayı kestiğim Kürdan'ınki gibi, hayatımın en güzel sevişmesini gerçekleştirdiğim ama sonra aniden aldatıp gittiğim İpeğinki gibi sikmek istemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Ben yolumu bulacağım diye bu kızların hayatlarının kayması gerekmiyordu!&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;İkinci çekincem anneme verdiğim sözü tutma isteğim. Annemin koltuğunu işgal eden abuk subuk kızlara değil, sürekli nereye sürükleniyor bu çocuk diye dertlenmeyeceği bir oğula ihtiyacı var. O oğulun da her kız arkadaşından ayrılmasına sebep olacak şekilde arıza çıkarmayan bir anneye.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Şimdi düşünüyorum da bütün o deneyler tam anlamıyla boşa gitmiş değil.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Şunu anladım ki benim makul derece ortak yöne sahip olduğum, ortalamanın üstünde zeki, seviştiğimizde eve dönmeyi kendi isteyecek, annemle muhattap olmayacak, kültürlü ve beni seven bir partnere ihtiyacım var. (Hangimizin yok ki) Evlenme ve çocuk yapmayla önümüzdeki beş sene işim yok, bu açık.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Bir de Kafein ile kahve içerken kendimi tutabilmeye ihtiacım var.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;Benim yatağımda tek başıma çok uzun bir uykuya ihtiyacım var.&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:78%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em  style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=""&gt;Nickfallin&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;div style="position: absolute; left: 367px; top: 761px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" id="what_the_hell_icon_img" src="http://i41.tinypic.com/4ktudv.png" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 505px; top: 2302px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 70px; top: 256px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 256px; top: 2059px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: -14px; top: 413px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 543px; top: 2388px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4964883595359650397?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4964883595359650397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4964883595359650397&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4964883595359650397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4964883595359650397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/her-sey-yerli-yerinde.html' title='Her şey yerli yerinde'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1yomLRvcUI/AAAAAAAACEc/898ZHByrUbw/s72-c/her+sey.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-7915620845922398661</id><published>2010-01-18T02:57:00.003+02:00</published><updated>2010-01-18T03:11:19.678+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Twilight vs Selvi boylum al yazmalım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1OyRFxD3aI/AAAAAAAACEU/wiDO8zmgrTg/s1600-h/Jacob-and-Bella-twilight-series-103.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 317px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1OyRFxD3aI/AAAAAAAACEU/wiDO8zmgrTg/s400/Jacob-and-Bella-twilight-series-103.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427877982587051426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk sevgi midir, emek midir sorusuna emektir cevabını vererek adeta bir twist ending yaratan Selvi boylum al yazmalım'da, Asya'nın yaşadığı ikilemden ders almayan Bella Swan; Çiroz Edward'tan başkasını gözü görmemesi, 30 IQ olması, herhangi bir spor yapamaması ve hatta koşarken dahi düşmesi sonuç olarak hiçbir yetenek belirtisi göstermemesi ile günümüzün en gerizekalı baş karakteri olma yolunda başa yarışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stephenie Meyer'in çok satan serisinin tüm kitaplarını okumuş biri olarak, gerizekalı bir ergenin büyüme sancılarından ibaret olduğunu söylemek haksızlık olmaz. Ayrıca bu kitabı Harry Potter serisi ile karşılaştıranların önce kuru odunla, sonra da ıslak odunla dövülerek akıllarının başına getirilmesi farzdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beri yandan bütün o yaşlanan jönlerin yerine sümsük Robert Pattison ile şaşı Kristen Stewart'ı oturtma amaçlı yazılı, sesli, osuruklu basın çabası altında, bütün o abuk subuk tanıtımların, yapay başarı hikayelerin altında yerden yere vurulmayı hakeden bu abuk subuk ağaç ziyanı en azından Alice Cullen ve Jacob Black'in varlığıyla biraz bir şeye benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda Bella'nın dönüşümünün güzel anlatıldığı, vampir dünyası kurallarının güzel konulduğu söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat sonuç olarak Stephenie Meyer'in nalburda çalışması bizim için daha hayırlı olsa da kendisi en azından yayınevini ve bilimum Hollywood yapımcısı ile sinema salonlarını kara soktu, piyasaya hareketlilik getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz yine de Rowling'i tekrar sevgiyle analım ki sırf Bella ile Edward'ın sevki sikindirikleri gibi aşkım sen kapat, olmaz önce sen kapat diyaloglarını 40 sayfa işleyen bu edebiyat dünyasının kazandibi yerine Harry Potter serisinin Voldemort'un düşüşünden önceki olaylarını, Sirius'un, Snape'in Hogwarts günlerini yazın. Amen.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-7915620845922398661?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/7915620845922398661/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=7915620845922398661&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7915620845922398661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7915620845922398661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/twilight-vs-selvi-boylum-al-yazmalm.html' title='Twilight vs Selvi boylum al yazmalım'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1OyRFxD3aI/AAAAAAAACEU/wiDO8zmgrTg/s72-c/Jacob-and-Bella-twilight-series-103.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-6547690621729669151</id><published>2010-01-18T02:52:00.002+02:00</published><updated>2010-01-18T02:56:50.536+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><title type='text'>Senede bir gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1OxUy4TOyI/AAAAAAAACEM/EomcOFOLI9M/s1600-h/500-days1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1OxUy4TOyI/AAAAAAAACEM/EomcOFOLI9M/s400/500-days1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427876946724993826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zooey uyardı muyardı ama yine de çok üzdü çocuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romantik komedi desen diyesin gelmiyor, neredeyse ağlayacaktım.&lt;br /&gt;Eternal Sunshine of the spotless mind ile CashBack arası bir film, 500 days of Summer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On defa izleneceklerden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-6547690621729669151?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/6547690621729669151/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=6547690621729669151&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6547690621729669151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6547690621729669151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/senede-bir-gun.html' title='Senede bir gün'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/S1OxUy4TOyI/AAAAAAAACEM/EomcOFOLI9M/s72-c/500-days1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4670415724272891796</id><published>2010-01-01T00:45:00.003+02:00</published><updated>2010-01-01T01:28:20.170+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GETİRİN O GÜNLERİ'/><title type='text'>How I met Erhan Bey (Director's cut)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sz0qPzMNxOI/AAAAAAAACDc/4OZrzN4zFl4/s1600-h/conrad-knutsen-directors-cut-awards.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sz0qPzMNxOI/AAAAAAAACDc/4OZrzN4zFl4/s400/conrad-knutsen-directors-cut-awards.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421535977351791842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yarışma sona erdi, How I met Erhan Bey kazandı. Bu durumda, galibiyetini montajda kesilen bir pasajla kutlamak şart oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi opera pasajında bir terziye doluşan on adet sikik ergen düşünün. Mezuralarla bacak boyları, bel çevreleri ölçülüyor. Seçtikleri simokinler ayırtılırken kimi beline kuşak, kimi boynuna papyon beğeniyor. Ağzında iğnesiyle buruşuk teyze teker ölçüleri alırken gri yelekle sağa sola dönüp kendini inceleyen sikik ergenler kıkır kıkır gülüyor. O günlerde tikiler diyarı Aziz Bönua'nın mezuniyeti var, tüm hazırlık bundan. Yapılan ayarlamalara göre Çırağan Sarayı'nda düzenlenecek törenin ardından tüm dönem soluğu Nisbet'te alacak, Kuşum Aydın ile coşulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam mezuniyet günü ben okul hayatım boyunca en iyi arkadaşım olan Sarı ile babamın arabasındayız, babamın o dönemki manitası Zeytin'in evine gidiyoruz. Zeytin periyodik olarak iki ayda bir babamı terk edip eski kocasına dönüyor. Babam o aralarda benle yaşıt sarışın piyanist bir kızla pişiriyor. Sonra Zeytin pişman olup babama geri dönüyor, sürekli yok bir daha gelirse kabul etmeyeceğim diyen babam ona tekrar kucak açıyor, ilişkilerinin bu şekilde bir devir daimi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne kız aylık kirası 1.500 dolar olan yirmi katlı bir apartmanda otururlarken mini Zeytin bir aylık kiraz parasını denkleştiremeyecek bir kuaför yamağıyla kaçma planları içinde. Bir yandan tekerin içinde dönen Hamster'ını sopayla dürterken, bir yandan da acaba hamile kalsam annemi daha çok kızdırabilir miyim diye düşünüyor. Yani genel eğlencesi annesini kızdırmak. Babamın sırf bu ortama uyum sağlayabilmek için son model hayvan gibi bir araba aldığı düşünülürse vaziyetin şımarıklık indeksi daha anlaşılabilir olabilir sizin için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl kelam Sarı müthiş bir lacivert takım, içinde şık bir gömlekle, ben beyaz gömleğim ve belimde siyah kuşağımla, babam kendi klasik takımıyla Zeytin'lerin apartmanına giriyoruz. Ben bizim parfümeriye gelen güzellik uzmanına hafiften fondöten sürdürmüşüm ve sürekli 31 çekmekten oluşan sivilceleri bu şekilde kapatmaya çalışmışım. Ancak o fondöten doğal olarak gömleğin yakasına değdiğinden pembe bir iz bırakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apartmana girip asansörün kapısını açıyoruz ve yüzümüzü kapıya döndüğümüzde onu görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun mu uzun küllü sarı saçlar, apartman kapısından içeri girerken döküldüğü omuzlarda dans ederken, incecik kaşları çekik gözlerinin üzerinde yay çiziyor. Ufacık bir burnu ve şahane bir ağzı var. Kız incecik neredeyse tavana kadar uzanıyor. O anlık donakalışımız üzerine asansör kapısı vaziyeti fırsat bilip kapanma eğilimi gösteriyor. Güzellik kapıyı tutmamız için elini kaldırırken aniden zart diye kapanan kapının ardında kalıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıya salaklaşmış bir ifadeyle çıkıyoruz ve acaba inip kızı alsak mı, özür dilesek mi onun derdindeyiz. Bu konu zaten iki tane asansör olduğu ve kızın diğeriyle çıktığı gerçeği sunulunca kapanıyor. Zili çalıyoruz, kapıyı Zeytin açıyor bizi içeri buyur ediyor. Az önce diyoruz, uzun boylu sarışın, fıstık gibi bir kızı asansöre almadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin kaşları kaldırarak, haa o mu? Diyor. Karşı daireye fizik dersine geliyor bazen. Galiba aile dostuymuş hatırlarını kıramıyormuş. Adı ne diye soruyoruz, Ebru Cündübeyoğlu diyor. Eski Türkiye güzeli mi neymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç tane smokinli, takım elbiseli testesteron küpü elini ağzına götürüp hasiktiiir diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün geri kalanı hakkında söylenecek pek bir şey yok. Tarih ve Edebiyat öğretmeninle dans ettiğin mezuniyetten ne hayır gelir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam Çırağan'ın kapısında dikilir, bizi Etiler'e taşıyacak taksileri beklerken yanımda parantez bacaklarıyla Tahta beliriyor ve oğlum siktir et Kuşum Aydın'ı, gel bize Winning Eleven oynayalım diyor. Ben de Tahta'ya daha dün Kuşum Aydın'ın rızkı olan 17 milyonu nostaljilerin Efendisi Armando'nun dükkanındaki kasetlere yatırdığımı belirtiyorum. Armando CD den daha kaliteli ses verdiğini iddia ettiği 6 kasedi bana iteledi, ayıp olur diye almak zorunda kaldım diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine bütün mezuniyet gecemizi Tahta'nın Acıbadem'deki malikanesinde Fransa - Norveç maçları oynayarak geçiriyoruz, sürekli Norveç'le ben koyuyorum. Ertesi sabah öğreniyoruz ki bizim dışımızda herkesin mezuniyeti yarak gibi geçmiş. Şaşırmıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4670415724272891796?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4670415724272891796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4670415724272891796&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4670415724272891796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4670415724272891796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2010/01/how-i-met-erhan-bey-directors-cut.html' title='How I met Erhan Bey (Director&apos;s cut)'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sz0qPzMNxOI/AAAAAAAACDc/4OZrzN4zFl4/s72-c/conrad-knutsen-directors-cut-awards.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-1759863686046154220</id><published>2009-12-22T18:48:00.002+02:00</published><updated>2009-12-22T19:00:40.672+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><title type='text'>I want to report an accident</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SzD4hjArztI/AAAAAAAACDE/3KIrZ7LDMZw/s1600-h/reznik1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418103606944190162" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 281px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SzD4hjArztI/AAAAAAAACDE/3KIrZ7LDMZw/s400/reznik1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Machinist sadece Christian Bale'in insanüstü iradesi ve performansı ile değil, iyi bir senarist, iyi bir yönetmen ve iyi bir oyuncu bir araya gelince helva yapmaktan öte şeyler başarılabileceğini göstermesi ile seyredeğer bir filim idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twist ending'lerden bıkmış olanlar pek tutmaz ama günde bir elma, bir konserve tonbalığı yiyerek elbise askısına dönüşen ve kaza bildirmeye giden Bale hayran olunası, film de defalarca seyredilesidir. İzleyin izlettirin,, pişmanlığın bir adama neler yaptırabileceğini görün. Tabi hırsın da.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-1759863686046154220?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/1759863686046154220/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=1759863686046154220&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1759863686046154220'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1759863686046154220'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/12/i-want-to-report-accident.html' title='I want to report an accident'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SzD4hjArztI/AAAAAAAACDE/3KIrZ7LDMZw/s72-c/reznik1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2220880157379694564</id><published>2009-12-16T21:55:00.006+02:00</published><updated>2009-12-16T22:08:44.977+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><title type='text'>Gözlerini aç</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Syk7Y2tg2HI/AAAAAAAACCs/g5Kt2UHrEVs/s1600-h/vanilla-sky-14.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415925325079042162" style="WIDTH: 350px; CURSOR: hand; HEIGHT: 234px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Syk7Y2tg2HI/AAAAAAAACCs/g5Kt2UHrEVs/s400/vanilla-sky-14.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sinefiller nefret eder ben bayılırım. Hollywood yaptıysa kötüdür prensibi ışığında değerlendirmiyorsanız siz de seversiniz. Adını &lt;em&gt;Monet&lt;/em&gt;'in yapıtından alan &lt;em&gt;Vanilla Sky&lt;/em&gt; multimilyarder David Aames'in eski sevgilisinin köprüden aşağı sürdüğü arabadan yüzünün &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;yarısını kaybederek çıktıktan sonra yaşadığı sanrılar içinde geçiyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Syk99xgrUOI/AAAAAAAACC0/uAG_k8IG5BY/s1600-h/vanillasky2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415928158361440482" style="WIDTH: 353px; CURSOR: hand; HEIGHT: 193px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Syk99xgrUOI/AAAAAAAACC0/uAG_k8IG5BY/s400/vanillasky2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;En sevdiğim sahne Aames'in psikologa hayatını anlatırken masanın üstüne çıkıp, ucuna yürüdüğü, dengede durmak için kollarını iki yanda sallarken &lt;em&gt;babam benim yüksekten korktuğumu bilmezdi&lt;/em&gt; dediği sahnedir. İkinci sırada da tabii ki şehrin en kalabalık meydanının kuş uçmaz kervan geçmez görüntülerinin olduğu sahneler var. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Nedense artık...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2220880157379694564?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2220880157379694564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2220880157379694564&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2220880157379694564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2220880157379694564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/12/gozlerini-ac.html' title='Gözlerini aç'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Syk7Y2tg2HI/AAAAAAAACCs/g5Kt2UHrEVs/s72-c/vanilla-sky-14.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-469888835285201345</id><published>2009-12-03T00:08:00.004+02:00</published><updated>2009-12-03T00:21:28.845+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Jezebel - 2 cevap</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxbngkwX4vI/AAAAAAAACBw/FOP1Xq-pqyQ/s1600-h/light_with_death_god_630px.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 225px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxbngkwX4vI/AAAAAAAACBw/FOP1Xq-pqyQ/s400/light_with_death_god_630px.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410766549140628210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/11/yaratclk-deneyi-jezebel.html"&gt;Soru için&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Jezebel'in hayatında her şey iyi giderken bir gün, alışveriş merkezinin önünde yaya geçidinde önüne bir çocuk fırlar. Çocuğa çarpmamak için direksiyonu kıran Jez, her saniyesi bir sene gibi geçen o anda, bir adama çarpar ve başka bir arabanın kaportasına sıkıştırır. Şok halinde  arabasından iner ve yerde parçalanmış, titreyerek sarsılan adamın boş bakan gözlerini görünce donar kalır. O anda adamın gözlerinden hayat kayıp giderken Jezebel'in sadece yüzü olmayan bir gölge gibi göründüğünü farkederiz.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Adamın arkadan gelen karısı çığlıklar atmaya başladığında artık William için her şey çok geçtir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;O andan itibaren Jezebel, yaptığı kötülüğün cezasını çekmeye başlar. William yani W, onu artık ölene kadar yalnız bırakmayacaktır. Yüzü aynen Jezebel'i son anda gördüğü gibi karanlık kalacak, Jez ise yaşadıklarını kimseye anlatamayacaktır.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda akli dengesi yerinde olmadığından Cedar Grove'a atılan Jez, orada benzer bir suçtan bulunan Ruth ile tanışır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt; Ruth, Jez dışında yüzü olmayan W'yi görebilen tek insandır ve sakin bir öğleden sonra nereden bulduğu anlaşılamayan sivri bir cam parçasını ölesiye korktuğu W yerine yanlışlıkla Jez'in boynuna saplar.&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Jez, boynundan kanlar fışkırırken gözleri donuklaşır ve yaşamının son anında güneş altında Ruth'un yüzünü karanlıklar içinde görür. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Jezebel'in de yüzü olmadan yanında belirdiğini görünce Ruth cam parçasını kendi boynuna saplayarak intihar eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Hikayenin bahsi geçen kesitinde kendi ölümünü kabullenemeyen Jez'i, William ölüm fikrine hazırlamaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hikayede Jezebel, tevrat ve incil'deki aynı adlı kötü karaktere bir gönderme.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Aynı zamanda da Depeche Mode'un son albümündeki aynı adlı şarkıya da. Cedar Groove, Silent Hill Origins'teki akıl hastanesine gönderme, ki Jezebel'i yazma konusunda ilham veren o akıl hastanesidir. Yorumları okuduğumda peruk fikri aslında Jezebel'in erkek olabileceğini düşündürdü. Düşünsenize ne şahane bir twist ending olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Not: Nhalas'ın şizofren tırtıl teorisine ve Selin Işık'ın konuşan peruk teorisine hasta oldum. Yemin ederim hiçbiri aklıma gelmemişti. Süpersiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-469888835285201345?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/469888835285201345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=469888835285201345&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/469888835285201345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/469888835285201345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/12/jezebel-2-cevap.html' title='Jezebel - 2 cevap'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxbngkwX4vI/AAAAAAAACBw/FOP1Xq-pqyQ/s72-c/light_with_death_god_630px.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-7409889614488900996</id><published>2009-11-29T23:54:00.005+02:00</published><updated>2009-11-30T00:32:14.917+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Blogun en güzel postu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxLuJV02o0I/AAAAAAAACBo/0aiYTAjz-ls/s1600/choice.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 296px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxLuJV02o0I/AAAAAAAACBo/0aiYTAjz-ls/s400/choice.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5409647946670449474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülent Timurlenk'in ben ve Ekşi Sözlük'te yazılarını beğendiği diğer birkaç çaylağa &lt;span style="font-style: italic;"&gt;blog açın yazın&lt;/span&gt; talimatını vermesinin üstünden 3 sene geçmiş olacak gelecek şubat ayında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de dedim ki, ailece blogun en güzel postlarını seçelim, anket yılbaşına kadar açık kalsın, hem benim merakım giderilsin hem de ilk defa okuyan arkadaşlar için şık bir best of çıkarmış olalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: 10 tane seçecektim ama 15'ten 11'e cidden çok zor indirdim ve birçok güzel yazıyı atladım.&lt;br /&gt;Ekstradan beğendikleriniz varsa yorum kısmına yazın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden eskiye sıralarsak adaylar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatıcı, Avukat, Frambuaz üçgenindeki adult öykümüz &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/11/terapi-4_18.html"&gt;Terapi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris'te fuarda başımıza gelen abuk subuk olayları anlattığım &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/eheh-eheh-eehheh-ouiaey.html"&gt;abe oaey&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başak Burcu olmanın, hep efendi adam olarak hatırlanın zorluklarını anlatan &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/04/cinnet-gecirmez-yelek.html"&gt;cinnet geçirmez yelek&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belçika, sandviç yapılan kızlar ve bir avuç gey ile ilgili &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/04/disko-bar-sandvic-dildo-ve-kabin-basnc.html"&gt;disko&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde dolaşan slip donlu kahverengi herif ve bir insanın başına bir sene içinde gelebilecek maksimum abuk subukluk, &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/03/how-i-met-erhan-bey.html"&gt;how i met erhan bey&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk aşkım, porno dergisinin orta sayfasındaki çek güzeli anlattığım &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/01/premier-baiser.html"&gt;Premier Baiser&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıcının oğlunun kafasını yarışım ve öldürdüğümü sanarak geçirdiğim esaret günü, &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/12/nce-emniyet-sonra-hareket.html"&gt;önce emniyet sonra hareket&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en arıza Fransızca hocası ile dün ne yediğini hatırlamayan öğrenci karşılaşırsa, &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/11/mer-et-fiko-font-connaissance.html"&gt;ömer et fiko font connaissance&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Dündar'ın Mustafa'sı üzerine yorumlarım, &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/11/yorgun-ve-yalnz-adam.html"&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;Yorgun ve yalnız adam&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamit adlı arızanın düğününü yapmaya karar veririm ve başımıza neler gelir, &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/09/neden-byle-hamit.html"&gt;neden böyle hamit&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stajyerliğimde gözlemlediğim ofis hayatı, ayak kaydırmalar ve &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/07/ben-bu-messeseye-kalite-getirmiim.html"&gt;ben bu müesseseye kalite getirmişim&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ taraftan oylayabilirsiniz. Her şey için çok teşekkürler, Nickfallin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 595px; top: 230px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-7409889614488900996?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/7409889614488900996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=7409889614488900996&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7409889614488900996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7409889614488900996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/11/blogun-en-guzel-postu.html' title='Blogun en güzel postu'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxLuJV02o0I/AAAAAAAACBo/0aiYTAjz-ls/s72-c/choice.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4925470924330932870</id><published>2009-11-27T22:03:00.005+02:00</published><updated>2009-11-27T22:09:57.624+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Yaratıcılık deneyi - Jezebel</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxAxjFvHvwI/AAAAAAAACBQ/ygLqAfoShbk/s1600/jezebel.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxAxjFvHvwI/AAAAAAAACBQ/ygLqAfoShbk/s400/jezebel.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5408877631376965378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxAwoKSrFrI/AAAAAAAACBI/4IjEIvXYrNs/s1600/jezebel.jpg"&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapedefaults ext="edit" spidmax="1026"&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapelayout ext="edit"&gt;   &lt;o:idmap ext="edit" data="1"&gt;  &lt;/o:shapelayout&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt; &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Bu da edebi yarışları sevenler için bir yaratıcılık deneyi olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Zaman ayıranlardan üç cevap istiyorum:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;W kim? Jezebel neden hastanede? Neden oraya ait değil?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;İyi kafa yormalar =)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapedefaults ext="edit" spidmax="1026"&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:shapelayout ext="edit"&gt;   &lt;o:idmap ext="edit" data="1"&gt;  &lt;/o:shapelayout&gt;&lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İşte yine bu sabah da o aşifte Estelle, sürüklediği temizlik arabasının peşi sıra Kadınlar koğuşunun B kanadından geçiyor ama A8’in kapısını çalmıyor. Jezebel buna yine sinirleniyor, çünkü Estelle “olaydan” beri, yani sekiz gündür A8’i temizlememesine rağmen dün hastanenin terapi odasında fingirdeştiği Vasquez’e bu odanın sürekli kötü koktuğundan şikayet ediyordu. Jezebel bunu biliyor; ilginçtir Jezebel bugünlerde normal şartlarda bilmesinin pek mümkün olmadığı şeyleri öğrenmekte güçlük çekmiyor. Terapi odası Cedar Groove’un ikinci katında, batı kanadında bulunur. Kapısı genellikle kilitlidir ama hastanenin bütün kapılarının anahtarlarına sahip olan Vasquez’e değil. İkili genellikle öğleden sonraları hastalar bahçede hava alırken bu odada gizli gizli buluşur. Jezebel bunu da bilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Jezebel yataktan kalkarak demir parmaklıkların mıhlandığı dar pencereye gider ve dev meşe ağaçlarının altındaki sağlam demir banklarda oturan gölgeleri süzer. “Olayın” diğer başrol oyuncusu Ruth ortada yoktur, mavi üniformalı hastabakıcılar ortalıkta dolanırken Jezebel bahçede bir avuç deliden başkasını göremez. Cedar Groove’un bahçesi, bina kapısından bahçe kapısına doğru eğimlidir. Sisin pençelerini kasabanın üstünden çektiği günlerde banklara oturduğunuzda bütün kasabayı ayaklarınızın altına serilmiş gibi görebilirsiniz. Jezebel uzun yaz günlerinde bu banklardan birine oturup manzarayı izlemeye bayılırdı, bu esnada genellikle W yanında mısır koçanına dönmüş saçlarını taramakla meşgul olurdu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Saat 08.30 ancak hastabakıcı da hala ortada yok. Yaklaşık 15 dakika önce Josephine elinde kağıt bardakta sinir haplarını getirmiş, Jezebel’in ağzına tıkmayı denemiş olmalıydı. Hapları almak zorunda olmamaktan şikayetçi değil ama umursamazlık Jezebel’in sinirlerini iyice bozuyor, ensesinde bir ses “umursama tatlım, bunlara alışacaksın” diyor. Kelimeler saçlarına dolanıyor, yüzünü okşuyor; Jezebel bu sözlere şaşırmış görünmüyor. Çünkü W bir şekilde daima oradadır, orada olmuştur. Daima kulağına birşeyler fısıldamıştır. Jez onun başını yana yatırıp boynunu ovuşturduğunu net bir şekilde hissediyor ama ilginçtir, W ne söylerse söylesin, yüzü hep gölgeler içinde, asla görünmüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir an sonra A8’in kapısı açılıyor ve Jez beyaz önlüğü üstünde, sıcak bir deniz meltemi gibi koridora süzülüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İşte bir hücre yanda, A9’da Zelda, yine o eski ahşap sandalyede oturmuş, katatonik halde yerdeki karoları sayıyor. Mylena A10’da yine deli gömleği üzerinde, yatağa bağlanmış. Alnındaki kurumuş kan lekelerine bakılırsa bugün yine kafatası yeterince sağlam mı diye merak edip hücre duvarlarında test etmiş. Jezebel onun yakında ikinci kattaki beşgen ana koridordaki duvarları süngerden, mahremiyet odalarından birine gönderileceğini düşünüyor. A11’de Michaela muhtemelen bahçede olmalı, çünkü kapalı bir yerde belli bir süreden fazla kalırsa sinir krizi geçirme gibi bir huyu var ve şu anda odası bomboş. Jezebel Cedar Groove’un koridorlarında dolaşıyor. W ona yine arkasından, “Şaşırma, şu anda herkes olması gereken kişilerle, olması gereken yerde, Jez” diyor. “…ve sen artık buraya ait değilsin.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 221px; top: 887px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;img style="cursor: pointer;" id="what_the_hell_icon_img" src="http://i41.tinypic.com/4ktudv.png" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 15px; top: 241px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 293px; top: 358px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 356px; top: 1098px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 311px; top: 754px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4925470924330932870?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4925470924330932870/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4925470924330932870&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4925470924330932870'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4925470924330932870'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/11/yaratclk-deneyi-jezebel.html' title='Yaratıcılık deneyi - Jezebel'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SxAxjFvHvwI/AAAAAAAACBQ/ygLqAfoShbk/s72-c/jezebel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-8242195836848150262</id><published>2009-11-18T00:35:00.006+02:00</published><updated>2010-01-26T20:39:59.829+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Terapi - 4</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SwMlWZlbb2I/AAAAAAAACBA/Q1PgrjQeD1Q/s1600/2009392-erotic-figures-0.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SwMlWZlbb2I/AAAAAAAACBA/Q1PgrjQeD1Q/s400/2009392-erotic-figures-0.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5405205044529950562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;o:smarttagtype namespaceuri="urn:schemas-microsoft-com:office:smarttags" name="metricconverter"&gt;&lt;/o:smarttagtype&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if !mso]&gt;&lt;object classid="clsid:38481807-CA0E-42D2-BF39-B33AF135CC4D" id="ieooui"&gt;&lt;/object&gt; &lt;style&gt; st1\:*{behavior:url(#ieooui) } &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Trebuchet MS"; 	panose-1:2 11 6 3 2 2 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:swiss; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink 	{color:blue; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed 	{color:purple; 	text-decoration:underline; 	text-underline:single;} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;" class="MsoNormal" &gt;&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;" &gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/10/terapi-1.html"&gt;Terapi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/10/terapi-2.html"&gt;Terapi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;(Previously on &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/10/terapi-3.html"&gt;Terapi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Çift kişilik yatağımın yanında, komodinin üzerinde saat; üzerinde sağ elini yumruk yaparak uçan bir süpermen var, dalgalanan pelerinindeki kıvrımları sayarken dijital gösterge 02.43'ü gösteriyor, uyuyamıyorum. Bu sabah (Dün sabah) işe gittiğimde aslında tavanın kare şeklinde demirden bir iskeletin üstüne yerleştirilmiş kartonlardan oluştuğunu farkettim. Duvarlar zaten kartonpiyer; odamın bir yanından hızımı alarak koşmaya başlasam Müdürün odasına girme ihtimalim var. Tuvaletin tüm fayanslarını saydım, ve üzerinde salatayla yediğim mısır taneleriyle suya bıraktığım balığın yol alışını izlerken şehrin kanalizasyon şebekesini kafamda canlandırmaya çalıştım.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;İnsan uykusuzluktan geberdiğinde çok abuk subuk şeylere odaklanmaya başlıyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;İşyerinde bu ve benzeri saçmalıkları kafamdan kovmaya çalışırken uyuyakalıyorum. Sonra bir şey dürtüyor, uyanıyorum, yarım saat sonra yine uyuyakalıyorum. Rüyamda Fikus Benjamin toprağındaki külleri parkelere kusuyor, adeta bir sarmaşık gibi beni sarmaya başlıyor, yaprakları ağzıma dolarken yine uyanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Eve geldiğimde ölüme yatmak istiyorum, saat 7 gibi uyuyor 9'da uyanıyor, sonra saat 4'e kadar dijital saati izliyorum. Bazen sıkıldığımda Televizyonu açıyor, o günde beş dakika çalışıp yirmi senede biriktirdiğiniz yağları yakmanızı sağlayan egzersiz aletlerinin reklamlarını izliyorum. Sekizinci sınıf televizyon filmlerinin ikinci tekrarları ve diziler. Bir güldürüp bir ağlatan yarışma programları.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;İşte bu gece yine pes edip yataktan fırlamaya karar verdiğim o anda cep telefonum çalıyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Avukatın hırıltılı sesi derin ve uzaktan geliyor, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;şu anda orada saat kaç?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Gecenin üçü olduğunu söylüyorum ve yine soruyor, arada üç saat olduğuna göre ben bugün ona sayısal loto sonuçlarını söylesem, o hemen Almanya'da kupon doldursa, bütün bunları üç saat içinde yapsak zengin olabilir miymişiz.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Elimi bıkkınlıkla başıma vurup küfretmeye hazırlanırken &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;siktir et&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt; diyor, bana şaka yapmış, şu anda bavuluyla kapıdaymış, otomatiğe basacakmışım.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Üzerinde &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;Çünkü bende para bok&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt; yazılı beyaz bir tişörtle giriyor içeri. Geçen hafta havaalanına giderken yanında kahverengi bir bavul vardı, ama yere bıraktığı siyah bir Samsonite.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Almanya'da alışveriş mi yaptın diye soruyorum. Hayır, yapmamış, havaalanında bavul beklemeyi sevmediği için şeritten ilk çıkanlardan rastgele bir tanesini almış. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;Sonuçta hepimiz insanız&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt; diyor gülerek. Bavulu açtığındaysa içinden kadın iç çamaşırlarıyla Prada ayakkabılar çıkıyor ve soruyor:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;39 numara giyen bir bayan tanıdığın var mı?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Avukat kadınlar konusunda asla seçici olmamıştır. 21 yaş altı takıldığı bir dönem, her sevgilisiyle farklı bir tişört bastırıp sokakta o şekilde dolaşıyorlardı. Depresyon tedavisi gören bir Goth ile çıktığında kendi tişörtünde &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;st1:metricconverter productid="21 cm" st="on"&gt;&lt;i&gt;21 cm&lt;/i&gt;&lt;/st1:metricconverter&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;, kızınkinde &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;st1:metricconverter productid="-21 cm" st="on"&gt;&lt;i&gt;-21 cm&lt;/i&gt;&lt;/st1:metricconverter&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt; yazıyordu. Avukat çoğu kişinin espriyi anlamadığından şikayet ederek halkın seviyesine inmeye karar verdi. Bir sonraki kız, üniversite sınavına üçüncü defa giriyordu ve tişörtünde &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;Bu sene dört defa taşındık&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;, avukatınkinde ise &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;Komşular her gece şikayete geliyordu&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt; yazıyordu. Avukat bu pis huyunu en son "Çünkü benimki hortum gibi" yazılı tişörtle bırakmıştı. Bir gün beraber tramvaya binmişler ve yanlışlıkla Fatih durağında inmişler. O günleri anlatırken gözleri şimdi bile dolu dolu olur ve hiçbir insan bir diğerini böyle insafsızca dövmemiştir der.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Bu gece de eve uğramayıp bir kadının bavulunu çaldığından başka giyecek bir şey bulamamış.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Velhasıl kelam Almanlar Candezine olayını öğrenince anlaşmayı iptal etmeye karar vermişler. Genel Müdür ertesi gün son bir toplantı talep etmiş ve Ritz Otelinin damında büyükçe sarı bir zarfı masanın üzerine bırakmış.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Avukat'a göre resimdeki çocukların en büyüğü muhtemelen 12 yaşındaymış ve Alman'ın pantalonu olması gereken yerde değilmiş. Anlaşma ışık hızıyla imzalanmış ve bu gece zaferle dönmüşler.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;işte beklenen soru geliyor:"Senin nasıl gidiyor?"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Ve işte Kaya Ramadan'ın terasında yenen yemeğin ardından asansördeyiz, yemekten kalkan başka bir çiftin erkek olanı asansörü bekletmemiz için eliyle bir işareti yaparak gülümsüyor. Frambuaz ise aksine aceleyle kapıları kapatan düğmeye basıyor, herifin suratı allak bullak olunca gülümsüyorum, o anda iç kapı kapanınca Frambuaz eğiliyor, ben salak salak bakar ne olduğunu anlamaya çalışırken pantalonumun fermuarını açıp içerdekini çekiştirmeye başlıyor. Aniden iki büklüm oluyorum ama Frambuazın eğitimli ağzı bir anda bacaklarımın boşalıvermesini sağlarken camın önündeki demire yapışıp kalıyorum. Gözlerim kapalı yapılan işin tadını çıkarmaya çalışırken muhtemelen Frambuaz stop düğmesine basınca, asansör duruyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Gözlerimi açıyorum, ağzı doluyken &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;Odoz sonoyomz vor&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt; diyor ve nereden çıkardığını anlamadığım bir saatin kronometresine basıyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Zevkten kendimden geçerken Frambuazın bu ustalığa ulaşması için başka kaç herifi becermiş olduğunu hayal ediyorum. Uzakdoğuda bir fabrika düşünün. Dev bir montaj bandının üzerinde ereksiyon halinde herifler olsun. Frambuazın teker teker boşalttığı herifler. operasyon bitince şerit yerinden ilerlesin ve sıra bir sonraki herife gelsin. Bu esnada bir robot boşalan dallamaya peçete verirken ustabaşı da önündeki listeye çarpı atsın.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Ben o montaj bandındaki heriflerden biriyim ve mutluyum. Frambuaz'a uzun zamandır hissetmediğim bambaşka bir tutkuyla bağlı olsam da korkunç bir kaybetme korkusu da yaşıyorum. Avukat bunu duyduğunda &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;sahip olmadığın bir şeyi kaybedemezsin&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt; demişti. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;Ben bu yüzden evli karılarla pişiriyorum&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;. Benim de Frambuaz'a sahip olmamam gerekirmiş.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Artık patlamak üzereyim ve kafamı sola çevirip cama vuruyorum. Yuvarlak bir iz kalıyor, Doyuma ulaşırken dizlerim tiriyor ve boşalırken demire zorlukla tutunuyorum.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Gözlerimi açıyorum ve Frambuaz kronometresini durdururken asansörün sol duvarında bir yazı görüyorum.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Frambuaza işaret ediyorum. Bakıyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;Duvarda &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-size:85%;" &gt;&lt;i&gt;Değerli misafirlerimizin güvenliği için asansörümüz kamerayla gözlenmektedir&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: arial;font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt; yazıyor. Frambuazın şaşkınlıkla açılan ağzının kenarından yere beyaz bir şeyler damlıyor.&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="position: absolute; left: 79px; top: 319px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 81px; top: 318px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 552px; top: 65px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: -1px; top: 306px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 58px; top: 135px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 55px; top: 144px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 51px; top: 159px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 44px; top: 144px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 233px; top: 1203px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-8242195836848150262?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/8242195836848150262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=8242195836848150262&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8242195836848150262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8242195836848150262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/11/terapi-4_18.html' title='Terapi - 4'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SwMlWZlbb2I/AAAAAAAACBA/Q1PgrjQeD1Q/s72-c/2009392-erotic-figures-0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2645859748902460815</id><published>2009-10-18T00:06:00.003+03:00</published><updated>2009-10-18T00:25:58.750+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MUZIK'/><title type='text'>So long and thanks for all the fish</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;object height="364" width="445"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/eUB9Rq8FcEQ&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x2b405b&amp;amp;color2=0x6b8ab6&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/eUB9Rq8FcEQ&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Dünyada paralı bir konser için 195.000 kişiyi toparlayabilen tek grup. 25 senedir aralıksız top 10 albüm ve single'lar çıkarabilen tek grup. 80'lerde beraber yola çıktığı Frankie Goes To Hollywood, Gazebo gibiler şimdilerde nal toplarken 2009'da &lt;em&gt;Shadowside&lt;/em&gt; gibi bir şaheseri yazabilen, Duran Duran gibi kendini yenileyebilen yegane grup.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;A-ha 2010 yılında Oslo'da sonlanacak bir veda turnesiyle kariyerine son veriyor. Solo albümlerle devamı gelecek diyenler elbette ki &lt;em&gt;Movies&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Ready to go home&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Heaven's not for Saints&lt;/em&gt; gibi klasiklere güveniyorlar ama bir daha yeni bir &lt;em&gt;The fine blue line&lt;/em&gt; dinleyemeyecek olmak benim canımı yakıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;Gelmiş geçmiş en iyi videoların, 25 sene dahi sonra hala her gün radyoda dinleyebileceğiniz şarkıların ve yüzyılın en iyi 100 şarkısı arasında gösterilen &lt;em&gt;Take on me&lt;/em&gt;'nin sahibi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;Onlar gidince müzik dünyası daha az gerçek müzik daha çok hip hop - rap olacak. MTV gençliği &lt;em&gt;Lifelines&lt;/em&gt; nedir bilmeyecek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;Sizin için Morten, Mags ve Paul'den gelsin bu videolar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="364" width="445"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/OXf_qUJXySI&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x2b405b&amp;amp;color2=0x6b8ab6&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/OXf_qUJXySI&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="364" width="445"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/8dnIhg5Osdc&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x2b405b&amp;amp;color2=0x6b8ab6&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/8dnIhg5Osdc&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2645859748902460815?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2645859748902460815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2645859748902460815&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2645859748902460815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2645859748902460815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/10/so-long-and-thanks-for-all-fish.html' title='So long and thanks for all the fish'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-6355597629476106338</id><published>2009-10-11T22:54:00.003+03:00</published><updated>2009-10-12T00:39:05.362+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Terapi - 3</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/StI8XCGiTgI/AAAAAAAACAU/8uwgrykASs0/s1600-h/Suicide_Apocalypse_by_Nadalin.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/StI8XCGiTgI/AAAAAAAACAU/8uwgrykASs0/s400/Suicide_Apocalypse_by_Nadalin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391438070314847746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Previously on &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/terapi-1.html"&gt;terapi&lt;/a&gt;;)&lt;br /&gt;(Previously on &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/terapi-2.html"&gt;terapi&lt;/a&gt;;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstü üste fazla mesaiye kaldığınızda özel hayatınız bir problem olmaktan çıkıyor. Artık kendime ayırdığım vakit, 2001 yılından önce Taliban rejiminin baskısı altında ezilen Afgan kadınlarının makyaja ayırdığından fazla değil. Olan bitene o kadar boşverdim ki saat sekizden önce eve gitme ihtiyacım bir Sumatra Orangutanının 4X4 arazi aracına duyduğu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zili çaldıktan tam yedi dakika sonra dedem kapıyı açıyor ve ilk lafı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;bu ay da kirayı geciktirdin&lt;/span&gt; oluyor. Tam hoşbulduk demeye ve kiracısı değil torunu olduğumu söylemeye hazırlanırken telefon çalıyor, kulağıma götürürken dedeme işaret parmağımı kaldırarak biraz beklemesini işaret ediyorum. Parmağıma boş boş bakıp &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Geçen ay da bir ay sonra demiştin&lt;/span&gt; diye sızlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmeyle ilgili görüşmeler devam ederken gün içinde Frankfurt'tan arayan üst düzey yöneticiler bazı rakamlar istedi. Ne yazık ki Almanlar 2002'de satın aldığımız ilaç firmasının kar zarar grafiklerini talep etmiş. Bu bir felaketin başlangıcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Candezine orta halli bir firmanın kanser tedavisi için geliştirdiği yeni bir ilaçtı. Feragat belgeleri imzalatılmış, sekiz kanser hastası önemsiz üçüncü dünya ülkesi vatandaşı ilacı denemeye başladığında kanserli hücreler yüzde 75 oranında azalınca satın alma onayı verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk hasta sekiz hafta sonra derisinden, göbeğinden, kulağından, gözlerinden ve makatından kanlar akarken öldü. Diğerleri de birkaç gün arayla onu takip etti. Eğer Almanlar Candezine'i biliyorsa avukat ile CV'mizi artık gönül rahatlığıyla güncelleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulağımda bangır bangır techno müzik çalarken Avukat'ın histerik ve hırıltılı sesini duyuyorum.&lt;br /&gt;Dediğine göre bu gece 23.00 sularında intihara teşebbüste bulunmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Nasıl yani?!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedem yine bağırarak, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;ne nasıl&lt;/span&gt; diye soruyor. Basur ilacı yine zamlanmış. En ucuz fahişe artık 150 Dolar istiyormuş, o yüzden kiraya zam yapmış. Ahizeyi elimle kapayarak ona susmasını söylüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukat diyor ki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;insanları anlamıyorum&lt;/span&gt;. Hayatın ne kadar çekilmez ve acı verici olduğundan şikayet edip kendilerini mümkün olan en acı verici şekilde öldürüyorlarmış söylediğine göre. O en derin biyolojik anlamda hepimiz çürüyüp gidiyor, ölüme yaklaşıyormuşuz ama işi çabuklaştırmak için zaten acıdan ve üzüntüden sıtkı sıyrılan insanların mazoşistçe kendilerine kıymalarını anlamıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yüksekçe bir yerden atlayan insanların yere çarparken değil, henüz havada korkudan kalp krizi geçirerek öldüğünü biliyor muydun?&lt;/span&gt; diyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Hayat acı vericiyse sekiz vagonu ile üzerine üzerine gelen bir yük treninin tekerleklerinin kol ve bacaklarını balta gibi keserek bedeninden ayırması ne?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bütün o bileklerini kesen, kendini asan insanlardan kaçı sidiği paçalarından sızar, tendonları ayrıldığı için jilet ellerinden kayarken pişman olmuştur&lt;/span&gt;, diye soruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden avukat az önce acısız ve uzun soluklu bir intihar teşebbüsünde bulunmuş. Almanlar Candezine olayını öğrenmiş ve anlaşmayı imzalamaya yanaşmıyormuş. Bu yüzden çok üzülmüş ve yaşam standardının çok düşeceği böyle bir dünyada daha fazla yaşamamak için Uzak Doğuluların yaşadığı gettoda Taylandlı bir çocuk fahişeyle korunmadan yatmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Üstüne üstlük&lt;/span&gt; diyor,  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;bu girişimi de yeterli görmedim tabii ki, otel odasındaki yatağın yerini değiştirip ayak kısmını kapıya doğru çevirdim&lt;/span&gt; diyor. Feng Shui'ye göre yatak eğer kapıya bakıyorsa bu ölüme yatmak anlamına gelirmiş. Zaten salondan sokak kapısı görünüyorsa evin bereketi kaçarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda gettoda izbe bir otel odasında sperm ve vücut kiri ile lekelenmiş yatağın üzerinde yakasında bir karanfil ile yatıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam ne kadar içtiğini soruyorum. Ona göre kaç gibi ayılacağını hesaplayıp o zaman arayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedem lafa karışıyor ve saymaya başlıyor; dideral tansiyon için, dramamine mide için, bir de güçlendirici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimle ahizeyi kapayıp &lt;span style="font-style: italic;"&gt;ne güçlendiricisi&lt;/span&gt; diye soruyorum, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;neyi güçlendirmeye çalışıyorsun?&lt;/span&gt; Dedem pantalonunu indiriyor. Elimi bıkkınlıkla alnıma vuruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefona &lt;span style="font-style: italic;"&gt;senin şu arkadaşınla tanıştım&lt;/span&gt; diyorum. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gittiğimde frambuazlı pasta yiyordu. Çok da güzelmiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukat dili dolanarak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;asıl sen sekreterini göreceksin&lt;/span&gt; diyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ne zaman görsem çadırı dikiyorum&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ofise bizim doktorun Doğumgününü  kutlamaya gitmiştim, pasta onun içindi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve avukat telefonda sızıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedeme dönüyorum. İki arsanın satışı için imzasına ihtiyacım var. Sorun şu ki ne zaman hastaneden alzheimer raporu almaya gitsek dünyanın en zinde yaşlısı haline geliyor. Kaç çocuğu ve kaç torunu olduğunu hatasız sayarken isimlerini dahi hatırlayabiliyor. Ne zaman evine gelip aklı başında bir şey söylesek ya kapıcı, ya kiracı olduğumuzu düşünüyor. Elimize ya çöpü, ya da gazete için bozuk paraları sıkıştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şimdi&lt;/span&gt; diyorum, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;bunları imzalayacaksın&lt;/span&gt;... &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bunu, bunu, bunu da&lt;/span&gt;... &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sonra da bunu ve bunu&lt;/span&gt;...&lt;br /&gt;Sözleşmeleri masaya bırakıyor ve buzdolabından kendime su alıyorum. Kafamı çevirdiğimde dedemin söylene söylene imzaları attığını görüyorum. Gelecek ay kirayı 200 YTL zamlı yatıracakmışım, dedem çubuk taktıracakmış. Hay hay diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüş yolunda Frambuaz'ı düşünüyorum. Bana garip bir şekilde tanıdık gelen o güzel yüzü, anlamlı gözleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra gözüm dedemin imzaladığı kağıtlara ilişiyor, ilk iki nüshada ismi yazıyor, arka sayfaları çeviriyorum, imza satırında şu ismi görüyor ve elimi alnıma vurup ofluyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Fenerli Lefter&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="position: absolute; left: -3px; top: 2069px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="position: absolute; left: -32px; top: 2070px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-6355597629476106338?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/6355597629476106338/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=6355597629476106338&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6355597629476106338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/6355597629476106338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/10/terapi-3.html' title='Terapi - 3'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/StI8XCGiTgI/AAAAAAAACAU/8uwgrykASs0/s72-c/Suicide_Apocalypse_by_Nadalin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2511606116505459519</id><published>2009-09-23T21:33:00.004+03:00</published><updated>2009-09-23T23:39:01.818+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Terapi - 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SrqD5PG__DI/AAAAAAAACAM/3OsphjClaCM/s1600-h/melanielaurent.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SrqD5PG__DI/AAAAAAAACAM/3OsphjClaCM/s400/melanielaurent.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384761323806522418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Previously on &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/terapi-1.html"&gt;terapi&lt;/a&gt;;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bacardi Mojito patlamaya hazır bir bomba gibi duruyor masada. Seyrek ışıklar altında yüzünün yarısı gölgeler içindeki Frambuaz, kırmızı deri koltuk üzerinde bacak bacak üstüne atmış. O mükemmel ağız az önce attığı kahkahanın etkisiyle hala aralık. Sol elinde kadehini tutarken etrafa albeni partikülleri yayıyor kadın, etrafında inceden mültikolor bir hale var sanki. Parıl parıl parıldarken peynir tabağına uzandığında harika göğüsleri bir anlığına ortaya çıkıyor ve muhteşem bir koku yayılıyor masaya. Bir buket çiçek gibi kokan bu kadın tüm zerafetine rağmen bende şiddet hissi uyandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz o çekik gözlerini kısarak sigarasından bir nefes aldığında, o beğeni dolu bakışı gördüğünde, Avusturya Macaristan imparatorluğu veliahtını bir defa daha bıçaklayıp birkaç milyon insan daha ölsün istiyorsun. Koloni gemileriyle yağmacı İspanyollar tarafından keşfedilen Yeni Dünyada toprak aşığı barışçıl ama beyaz adamın arkasından ters düz konuşup kafanı bozan birkaç milyon kızılderiliye daha mikrop bulaştırmak istiyorsun. Onun güzel hatrı için birkaç milyon kişiyi toplama kamplarında tımarlayabilir, bütün o deniz arslanlarının, fok balıklarının kafasında beyzbol sopası kırabilir, binlerce balina gemisinde, okyanusun ortasında işsiz güçsüz amaçsız dolaşan tüm balinaların götünde dinamitler patlatıp konserve yapabilir, derileriyle bar koltuğu kaplayabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda farkında değil ama türü tükenen tüm boz ayıların cinsel organlarındaki  kemiği söküp Bacardi'mi karıştırmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz bana şu anda üşüyorum dese Magna Carta'nın orjinal metnini yakardım kahkahalarla gülerek; ya da Babil'in Asma Bahçelerine benzin döker ateşe verirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz sinirlense Mahatma Ghandi'ye elimin tersiyle iki tane çakardım. Üzerinde üç beş eşekten başka bir şey olmayan kayalıktan ibaret yüz metrekarelik adalara çıkartma yapar savaş çıkarırdım. Truvalılarla Yunanlıları birbirine düşürür Hector'un kafasını taşla ezerdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülerek&lt;span style="font-style: italic;"&gt;, sen birşeylere sinirlenmişsin&lt;/span&gt; diyor.&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Bu akşama özel belirli bir olaya değil ama.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatıyorum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;26. yaşgünümde, geçmiş yaşgünlerimde aldığım bütün o kötü kesimli gömleklere, zevksiz tişörtlere, yol üstünde gelirken temin edilmiş abuk subuk hediyelik eşyaları düşündüğümde aslında ne kadar yalnız olduğumu anladım&lt;/span&gt; diyorum. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu yüzden arkadaşlarıma hediye istemediğimi, sadece ve sadece benimle ilgili ne düşündüklerine dair yarım sayfa yazı yazmalarını istediğimi söyledim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine beğeni dolu bakıyor bana, kırmızı ruju her nasılsa hala parıldayan dudaklarının arasından &lt;span style="font-style: italic;"&gt;zekice&lt;/span&gt; kelimesi dökülüyor. O anda Bozkırın Kalbine Saplanan Mızrak ve kabilesindeki tüm erkekler ölüyor, Afrika bozkırlarında özgürce seken o güzel ceylanları su içmek için durdukları sığ sularda aç timsahlar yiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;O akşam şu oldu&lt;/span&gt; diyorum. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kız arkadaşım üzerini yolda karaladığı her halinden belli, X Bank 2006 Ajandasından bir sayfa uzattı. Üzerinde benim ne kadar iyi bir sevgili olduğuma dair klişelerle dolu altı satır yazı ile Kurumlar Vergisini ödemek için son gün olduğu yazıyordu. İki kişi yoldan baskılı tişört almıştı. Birtanesi düşkapanı getirmişti. O an oracıkta ölmek istedim&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesele hediyeler değil kimsenin yarım sayfa yazmaya tenezzül etmemesiydi. O yüzden bugün şimdi 33 yaşındayım ve Avukat'tan başka arkadaşım yok. Buna sinirleniyorum.&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt; Frambuaz beni anlıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Peki ya aile&lt;/span&gt;? diyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;O müthiş kutsal aile kurumu ne olacak&lt;/span&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman bir bayram olsa küçük amcam dedeme 9.30'da gider.&lt;br /&gt;Büyük amcam 10.00'da...&lt;br /&gt;Çünkü küçük amcamla büyüğü arsa işinden dolayı itilaflı.&lt;br /&gt;Babam 10.30'da gider çünkü geri ödemedikleri borçtan dolayı hepsinden nefret eder.&lt;br /&gt;Halam 11.00'da gider, kardeşleri kemoterapiden saçları dökülmüş, gözleri yuvalarından fırlamış bir ucubeyi görmek istemediklerinden erkenden ziyareti tamamlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sen?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben asla gitmem. Çünkü dedem alzheimer hastası ve babam her gittiğinde ona aynı retorik soruyu soruyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Baban Nasıl?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır görüşemiyorlarmış ve oradan o konuya nasıl atlayabiliyorsa babaannemin tanıştıklarında kütür kütür olduğunu söylüyor. Rahmetliyle her görüştüklerinde dedem çadırı dikiyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ben&lt;/span&gt; diyorum, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;aile kavramının bu olduğuna inanmıyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz'ın kahkahaları sarı renkteki duvarlara çarpa çarpa dağılıyor, o anda bütün mutsuzluğumla farkediyorum ki aşık olmak üzere olduğum bu kadın arkadaşım olabilir. O güldüğünde yine tek beyne sahipmiş gibi aynı yöne keskin dönüşler yaparak yüzen binlerce sardalya ile plankton dev bir balina köpekbalığının midesine yolculuk ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şu anda Kanarya adalarındaki en güzel sahillerde Petrol tankeri batırmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ormanda tek bir ağaç devrilirse ve bundan kimsenin haberi olmazsa devrilmiş sayılır mı? Dedem her gittiğimde kapıyı açıp elime bozuklukları tıkıştırıp benden gazete istiyor, çöpleri dökmemi rica ediyor, kimin aslında kim olduğundan habersiz bir yaşam sürüyorsa onu görmeli miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frambuaz içkisindeki buzları karıştırıyor ve benden gözlerimi kapamamı istiyor. Kanımdaki alkolden ve onun muhteşem kokusundan başım dönerken buzların şıkırtısını duyuyorum. Sonra onun içkisinden azıcık içtiğini hissediyor, aniden alt dudağımı kavradığını duyumsuyorum. Dudakları o kadar tatlı, o kadar yumuşak ve güzel ki boynumdan aşağı bütün kaslarım bir anda boşalıveriyor ve Frambuazın ağzıma giren minik pembe dili bir parça buzu ağzıma itiveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu birisinin göz kapaklarınızdan öpmesi, ensenize uzanan saçları okşaması kadar harika bir an. Frambuazın dudakları dudaklarımın kenarından öperek uzaklaşıyor. Şeytan olmalı bu kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana &lt;span style="font-style: italic;"&gt;biz sadece biziz&lt;/span&gt; diyor, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;ve başımıza gelenlerin hiçbir sebebi yok&lt;/span&gt;. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;İnsanlar yıllardır olanları kadere, Tanrıya, şansa bağlıyor, bense sana söylüyorum, başımıza gelenlerin hiçbir sebebi yok. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mükemmel sahnenin er ya da geç sonlanmayacağını bilsem çok mutlu olabilirdim. Bütün arkadaşlarım yirmilerinin sonlarında evlendiler. Rutin orta yaş bunalımı yüzünden karılarını aldattılar. Şimdi hepsi bol sıfırlı nafakalar ödüyor. Bütün o bir ömür beraber yaşama, tek yastıkta kocama üstüne verilen sözleri sadece normal olmak için verdiğimizi düşünüyorum. Tek amacımız herkes gibi olabilmek, herkesin yaptığı gibi evlenebilmek. Bu amaçla değil de eski sevgilisine inat mutlu olabilenlere dahi saygı duyuyorum artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sen Frambuaz straples elbisen içinde o kadar güzelsin ki! Bütün evliliklerden, hayır hayır, bütün boşanmalardan daha güzelsin! Sen bana yasak meyve versen ben sapı ve çöpüyle yutardım. Cennetten dünyaya atlayan ilk ben olurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanan mumlara aldırmadan masanın üzerinden birbirimize uzandığımızda dudaklarımız birleşiyor ve fısıltılarımız japon fenerlerinin asılı olduğu ağaçlar arasından gökyüzüne yükseliyor.&lt;br /&gt;Yağmur altında ıslanan, çamura dönen beyaz kumlarıyla yine beyaz çıplak sahilde, kıyıya ardarda vuran dalgalar gibi ayrılsak da ruhlarımız aynı şarkıyı söylüyor. Halemiz helezonlarla bulanıklaşıp yok oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2511606116505459519?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2511606116505459519/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2511606116505459519&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2511606116505459519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2511606116505459519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/terapi-2.html' title='Terapi - 2'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SrqD5PG__DI/AAAAAAAACAM/3OsphjClaCM/s72-c/melanielaurent.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3930464142742201167</id><published>2009-09-19T15:51:00.004+03:00</published><updated>2009-09-19T17:44:27.166+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Terapi - 1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SrTegxvrdBI/AAAAAAAAB_s/HEYIB2qgpYI/s1600-h/Cancer-Patients.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SrTegxvrdBI/AAAAAAAAB_s/HEYIB2qgpYI/s400/Cancer-Patients.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383172109305082898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazdan öğle yemeği için çıkacağız; avukat yıllık izindeki Fasulye'nin masaya makam havası verdiği için çok sevdiğini söylediği kalemliğini tekmeleyerek, ayaklarını sigara yanığı içinde bıraktığı ahşap masaya uzatmış, bir yandan elindeki kağıtlara göz atarken bir yandan da sigarasının külünü Fikus Benjamin'in saksısına silkeliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hedef tablosunu güncellerken umursamaz bir tavırla &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şunu dinle, kadın çocuğu yanlış yerden doğurtturdukları için özel hastaneyi dava etmiş&lt;/span&gt;, diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayanamayarak kafamı kaldırıp &lt;span style="font-style: italic;"&gt;nasıl yani&lt;/span&gt;, diye soruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çocuğu götten doğurtmuşlar, anüsten... makattan&lt;/span&gt;, diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukat faydalı bilgilerle doludur, yine de detayları sormuyorum. Avukat yarın Frankfurt'a uçacağı için birleşmenin detayları üzerinde çalışıyor olmalı. Dönmeyen krediler yüzünden boka batmış durumdayız ve bu birleşme, bu fuhuş gerçekleşmezse işsiz kalabiliriz. Tam odaya yeniden sessizlik çökmüşken bu defa da ünlü bir şarkıcının askerlikten kaçmak için aldığı muafiyet raporunu okumaya başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;Daha önce hiç huni biçimi almış bir anüs görmü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ş müyüm&lt;/span&gt;? Külleri Fikus Benjamin'e silkeliyor ve ofisin kapısının önünde ne zaman bir gölge belirse yaptığı gizli gizli içtiği viskinin dibini saksıya döküveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Senin sözleşmeyi gözden geçirmen gerekmiyor mu? Senin raporu bitirmen gerekmiyor mu? Senin bavulunu hazırlaman gerekmiyor mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Çalışırken daima araya eğlenceli birşeyler karıştırırım&lt;/span&gt; diyor avukat. Ayrıca son çeyrekteki büyüme rakamlarımızı bilmek istemezsin. Bir nefes daha çekip bütan gazlarını Fikus'a yönlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikus'un görev tanımları arasında ofisin havasını temizleyip bizi motive etmek var. Bu yüz bilmem kaç katlı beton kafesin içine bir saksı koyduğunda çalışanların motivasyonlarının arttığı bir gerçek. Ama biz Fikus'a bütan, siyanür, anasonla teşekkür ediyoruz. İstemeye istemeye kafamı kaldırıp Fikus'la alıp veremediğinin ne olduğunu soruyorum. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;İçerideki ibne&lt;/span&gt; diyor, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;bu birleşme olmazsa hepimizi kapı önüne koyacak. Hangimizin kredi çektiği, hangimizin evlendiği, ev aldığı, çocuk yaptığı umrunda bile olmayacak. Fikus'a bizden daha çok sahip çıkıyor. Bu kısıtlı görev tanımı ve fotosentez yeteneğiyle sınırlı CV'si ile Fikus'un yeri daha garanti&lt;/span&gt; diyor. Yorum yapmadan gözlerimi tabloya indiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avukat'ın hukuk fakültesini dört defa atılıp dört defa affedilerek 32 yaşında bitirmiş olması önemsiz bir detay ve bayat bir konu. Anne ve babasının, onların anne ve babalarının da avukat olması hatırlamak istemediğimiz gerçekler. Neden okulu bitirmediğini ona ilk sorduğumda dört defa kaçtığını, çünkü hayat tarzları gereği çok fazla şiddet gördüğünü söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İcra geldiğinde kendisini yakanlar, kafasına sıkanlar, seks cinayetleri, tutku cinayetleri, kıskançlık cinayetleri, siyasi cinayetler, morg, adli tıp, adli tabip... Özellikle şehir morgu, bir akşamlığına kapayıp arkadaşlarınla doğumgünü kutlamak isteyeceğin bir yer değildir. Ben daha yirmi yaşıma geldiğimde insan vücudunun hiç merak etmediğim yerlerini öğrenmiştim. Sen bir insana baktığında güzel bir kadın görüyor&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;san ben uzun süre damarlara kan pompalayan kalbi, leğen kemiklerini, bükülen kaslar ve krampları gördüm &lt;/span&gt;&lt;span&gt;demişti.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Emin ol karna saplanıp bağırsakları dışarı çeken bir bıçağın yaptıklarını görmek istemezsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden şirket avukatlığı ona makul görünmüş. Aslında hiç yapmayacakmış ama hukuku bitirmese ailesine düğün pastasının üzerindeki bok sineği ya da hamamböceği gibi görüneceğini düşünmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim hikayem avukatınkinden farklı, ama daha iyi değil. Avukat'ın dolabındakileri bilirim, o da benim dolabımdakileri bilir. Ben kız arkadaşımın penis büyütücü kullanan eski erkek arkadaşını avukata anlatırım, çünkü hikayenin hakkını verir. Benim annemle babamın telefonlarına çıkmama sebebimi de bilir. Karşılığında video arşivinde en yakın iki arkadaşı ile nişanlısının amatör olarak kaydettikleri porno filmi bulan hukuk fakültesinden arkadaşını anlatır. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ama seyretmeye değmez,&lt;/span&gt; der,&lt;span style="font-style: italic;"&gt; çocuk pozisyon değiştirirken kamerayı çok sallamış, Gaspard Noé filmlerine benziyordu&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi ileri saralım. Öğle yemeğimizi yiyoruz, Avukat bavulunu almak için eve gidiyor, ben mesaiye kalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatlerimiz 19.00 ve telefonum çalıyor. Arayan havaalanında olması icabeden Avukat, o gün için yanında götürmesi gereken birtakım evrakları bir arkadaşının ofisinde unuttuğunu söylüyor. Bundan genellikle başkalarının ofislerini dolaşmak gibi bir huyu olduğunu çıkarabilirsiniz, ki çıkarın zaten. Uzun sözün kısası bu akşam saat sekizde kapanmadan o belgelerin alınması ve kısa sürede vereceği telefon numarasına fakslanması gerekiyormuş. Bilgisayarı karma karışık olduğundan basılı olmayan hallerine ulaşmam seneler sürermiş. İşin fenası bilgisayar şifresini bilirsem çocuk pornolarını da bulabilirmişim. Çok komik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şirketten söylene söylene çıkıyor ve verdiği adrese gidiyorum. Apartman kapısı açık, büronun kapısı da öyle. Yarı aralık kapıyı vuruyorum, hareketlenme olmayınca içeri sızıyorum, sekreter masasının boş olduğunu görünce terapi odasına giriyor ve onu görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık kumral saçlarında altın gibi parlayan sarı lekeler var, öyle yumuşak ve güzel görünüyorlar ki ipekten olduklarına yemin edebilirsin. Masanın üstünde yarısı yenmiş bir pasta, üzerindeki söndürülmüş mumların ince dumanı hala tüterken parmağıyla kremayı sıyırmış, ağzına götürüp minik pembe diliyle alıyor ve bu dünyanın en erotik sahnesi. Eğer bu kadar masum olmasaydı erotik de olmazdı diye düşünürken beni görüp şaşkınlıkla minik bir çığlık patlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pastayı işaret ederek, Frambuaz? diye soruyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim? diyor... O bunu derken ben kaşlarının ne kadar ince, gözlerinin ne kadar büyük, dudaklarının ne kadar güzel olduğunu farkediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı Frambuaz kalıyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hikaye de böyle başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SrTsDHeglLI/AAAAAAAAB_0/rINd7PsxqOc/s1600-h/54807.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 261px; height: 194px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SrTsDHeglLI/AAAAAAAAB_0/rINd7PsxqOc/s400/54807.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383186992905360562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="position: absolute; left: 141px; top: 1437px; display: block; z-index: 9999;" id="what_the_hell_icon"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3930464142742201167?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3930464142742201167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3930464142742201167&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3930464142742201167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3930464142742201167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/terapi-1.html' title='Terapi - 1'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SrTegxvrdBI/AAAAAAAAB_s/HEYIB2qgpYI/s72-c/Cancer-Patients.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-8959614150754952350</id><published>2009-09-05T14:25:00.004+03:00</published><updated>2009-09-05T14:33:28.077+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><title type='text'>Neler dönmüş arkadaş?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SqJKrdrX4nI/AAAAAAAAB_k/W0lzWamxNVs/s1600-h/awake.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 269px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SqJKrdrX4nI/AAAAAAAAB_k/W0lzWamxNVs/s400/awake.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377943015595172466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer doktor - hastane gerilimini de Hayden ile Jessica'nın götürdüğü Awake sağlamış idi geçen yıl. Maaşallah adam boyu bacakları ile Jessica iyi hoştu da, Hayden biraz tıfıl mı kalmıştı ne? Çiroz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıf kalbi için donör listesinde godot'a dönen genç mirasyedi, Semra kaynanayı aratmayan annesinin tüm muhalefetine rağmen evde sekiz metre bacağı olan melez yardımcıya gönlünü kaptırır. Sonunda gizlice evlenip aranan kalbin de bulunmasıyla ameliyat masasına yatabilen çiçeği burnunda aile reisi için ciddi bir sorun vardır: Anestezi bir skime yaramamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl kelam sonuna kadar vayaminago edalarıyla izlediğimiz muazzam bir kumpas, entrika, düğüm. İzleyin, izletin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-8959614150754952350?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/8959614150754952350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=8959614150754952350&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8959614150754952350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8959614150754952350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/neler-donmus-arkadas.html' title='Neler dönmüş arkadaş?'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SqJKrdrX4nI/AAAAAAAAB_k/W0lzWamxNVs/s72-c/awake.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-313137632688670847</id><published>2009-09-05T14:00:00.002+03:00</published><updated>2009-09-05T14:23:37.128+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><title type='text'>Otopsi sanatı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SqJIdYaK0hI/AAAAAAAAB_c/8JpQwL-oVcg/s1600-h/pathology-001-450.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 257px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SqJIdYaK0hI/AAAAAAAAB_c/8JpQwL-oVcg/s400/pathology-001-450.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5377940574639411730" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene negzel filmler seyrettik cümlesinin nesnelerinden biri idi Pathology. Cesetler üzerinde çalışarak ölüm sebebini arayan, ölüme zerre saygı beslemeyen fırlama, psikopat, genç doktorların kadavralarla matrak oyunlar oynadığı, kim daha yaratıcı cinayet işleyecek temalı yarışmalar düzenlediği görsel bir panayır. Meme uçlarına iğnelerin geçirildiği tekme tokat seks sahneleri, kafa bin beş yüz otopsiler. Dr. Gallo ile Dr. Grey'in muazzam düellosunda kazananı nöbetçi golcü belirliyor. Ananıza babanıza izletmeyin bir daha dışarıda sittin sene meyve suyu bile içemezsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-313137632688670847?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/313137632688670847/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=313137632688670847&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/313137632688670847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/313137632688670847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/otopsi-sanat.html' title='Otopsi sanatı'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SqJIdYaK0hI/AAAAAAAAB_c/8JpQwL-oVcg/s72-c/pathology-001-450.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3468494159032867721</id><published>2009-09-01T18:16:00.006+03:00</published><updated>2009-09-01T20:58:18.685+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SEYAHATNAME'/><title type='text'>Eheh eheh eehheh Ouiaey!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sp07qUky2LI/AAAAAAAAB_U/LTmqOnwIKGs/s1600-h/paris.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sp07qUky2LI/AAAAAAAAB_U/LTmqOnwIKGs/s400/paris.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376519128413821106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;[Resim İTÜ Sözlük yazarı Zeus'a aittir.]&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Yan koltuktaki Kösele'ye bakıyorum çünkü koltuğunda iyice küçülmüş tir tir titriyor, elimi mengene gibi sıkıyor ve bütün uçuş keyfimin içine pisliyor. Emirates'e ait bilmemkaç sefer sayılı Dubai uçağındayız, uyarı ışıkları yanmış, kemerleri bağlamışız ve büyük bir keyifle cam kenarına yerleşmiş adrenalin patlamasını bekliyorum.&lt;br /&gt;Ön koltuğa yerleştirilmiş mini tv'den uçağın altındaki asfalt pisti izlerken hareketlenip ana piste doğru yol almaya başlıyoruz. Kösele parmaklarını etime iyice daldırıp pencerenin perdesini kapama girişiminde bulunuyor, eline pat pat vuruyorum. İyice kıllanıyorum çünkü herif Genel Müdür, Genel Müdür ve benim ağzına çakmama ramak kalmış vaziyette. O derece sinirimi kaldırıyor uçuş esnalarında, ki karada da dallamanın tekidir.&lt;br /&gt;Neyse ki bu Dubai uçuşu kendisiyle son seyahatimiz olacak ve zimmetine sağlam bir para geçirdiği tespit edilip kapı önüne konacak Kösele.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları 2005 yılı ekim ayında Air France'a ait Paris uçağının rahat koltuğuna kurulmuşken hatırlıyorum. Kösele gibi uçaktan korkanları hiç anlamamışımdır. İstanbul - Ankara yolunda 180 km ile araba sürerken yüzlerinde tebessüm varken, altı üstü minimum 22 ton çeken bir uçak havalandığında çişi gelmiş Nicholas Cage ifadesiyle koltuğa gömülür perde açtırmazlar. Halbuki orada manyak bir şehirlerarası otobüs, ruh hastası bir tır sebebiyle asfalttan kazınmak daha muhtemel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Air France ile uçmak, Emirates ile karşılaştırıldığında sigara, içki kaçakçılığı yapan kargo uçaklarıyla seyahat etmeye benziyor. Yine de sonuç olarak her hafta Nilüfer Turizm ile kelle koltukta İzmir'e giden biri için hepsi kral koltuğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başa sarıyoruz, firma Afrika pazarına, özellikle Cezayir, Fas'a açılmak istiyor. Fransız araçları ağırlıklı olmak üzere yeni parçalar fiyat listesine eklenecek, yeni tedarikçiler bulunacak, Fransızca konuşan müşteriler portföye eklenecek, doğal olarak Kösele'nin ardından Genel Müdürlük koltuğuna çöreklenen Yufka, ben, Çerçeve ve Şişe, dördümüz Paris'teki fuarda kurulacak stantta potansiyel yeni müşterileri ağında nöbet tutan örümcekler gibi bekleyeceğiz. Plan bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçak yolculuğunun klasik rutinleri, aracı valeye bırak, kemeri çıkar güvenlik noktasından geç, kontuarda check in yaptır, paraportu şeyettir, biletleri kolayda, kapıya yakın bir yere çöreklen ve anonsları takip et. Arada cafe'lere takılıp siktiriboktan bir kahveye ederinin sekiz katını ver. Oradan kimliğine ve biletine bakar içeri alırlar, hostesler hoşgeldiniz der, koltuk numaranıza bakar sizi yönlendirir. El bagajı için ufak bir mücadele verir, sonunda minimum requirements olan günlük, kalem, silgi gibi kırtasiye malzemeleriyle uçuşluk kitap elde keyif başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En güzel an, uçağın karada 300 kilometrelik sürate ulaşıp koltuğa zımbaladığı andır. İlk uçağa binişte bu an ilk cinsel ilişkiye benzer, eğer formula aracına binmediyseniz karada bir şeyin bu kadar hızlı gidebildiğine inanamazsınız. Sonra iniş takımları yerden kesilir, uçak irtifa kazanırken bir el mideyi kavrayıp büker, uçağın burnu 45 derece ile yukarı gösterirken oyun hamuru gibi okşar, adamın taşakları karıncalanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci en güzel an, özellikle gece uçuşlarında Anadolu'ya uçuyorsanız Marmara'nın üzerindeki gemi ışıklarına bakmaktır. Karanlıkta ateş böcekleri gibi parlayan yüzlerce gemi çarşaf gibi denizin üzerinde sıralanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar olmadan evvel belirteyim bizim o gün bagajlara 4.000 Avro'cuk sıkışmıştı.&lt;br /&gt;Önceden parçalar halinde götürülüp Paris'te monte edilmesi gereken, bu sayede bizi stand masrafından kurtaracak adam boyundaki kolonlar ben olmayan birinin dallamalığı yüzünden Paris'e gidememiş bize kalmıştı. Şirketteki yarım akıllılar uçakta giderse en fazla şu kadar alsalar, bu kadar tutar, bu da bizim nakliye masrafından daha az bi rakam şeklinde bakkal hesabıyla kolonları elimize verdiklerinde Yufka Bey'in Air France'taki kankasını da hesaba katmışlardı. Ancak Yufka Bey'in kankasının senelik iznini hesaba katmamışlardı. Air France kontuarındaki tribunal suratlı yenge, Noah diyor ama Prophet demiyordu ve finalde hiç inisyatif kullanmadan kolonları tartıya yerleştirip 4.000 Avro Beyefendi diyerek Yufka'nın 60'lı yaşlarının sonunda planladığı kalp krizini beş sene önceye çekti.&lt;br /&gt;Ben ise Hohhoh güldüm. İçimden tabi. Kredi kartından 4.000 Avro tırınk diye çekildi. İnsafsızca. Kitapsızca. Tribünal suratlı teyzeye ve annesine sevgilerimizi sunduk ve uçağa yampiri yumpiri yürüyerek dahil olduk. Air France adeta memelerimizi ellemişti, basur kontrolü yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden güncel zamana dönelim, uçuşun ardından Charles De Gaulle havaalanına iniyoruz, o ünlü Paris metrosuna biniyoruz. İstikamet otelimiz dünyaca meşhur İbiş Otel. İbiş Otel Paris, Dubai, Berlin ora bura her yerde var. Dönerci gibi şube açmış İbiş otel. Gare du Nord mu Gare de l'est mi hatırlamıyorum, o ünlü &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Le Fabuleux Destin d'Amélie Poulain&lt;/span&gt;'den hatırlayacağımız bu iki gara da o kadar çok gittim ki, o örümcek ağı gibi istasyonlarda o kadar çok kayboldum ki ilk hangisine gittik hatırlayamıyorum. Sonuç olarak bir şekilde otele varıp bagajları bırakabilmişiz ki buradayız anlatıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fuarda ve ileriki fuarlarda kullanılmak üzere almaya niyetlendiğimiz malzemeler için IKEA'ya gidiyoruz. IKEA'ya gitmek için otobüsleri kullanıyoruz, metro içinse 10'lu kombine biletlerden alıyoruz. Bu kombinelerin şöyle bi ibneliği var: Metroya binerken bileti ön taraftan atıyorsun, turnikeden geçiyorsun makine bileti arkadan sıçıyor. Oradan alıp defalarca sınırsızca fütursuzca kullanıyorsun. Ancak bilet belli hat için geçerli. Metro ağı köstebek yuvası gibi olduğundan misal Charles De Gaulle tarafı yerine diğer hatlardan birine niyetlendiğinizde turnike kitleniyor bilet ön taraftan geri sıçılıyor. Aldığımız biletin istediğimiz hatta geçip geçmediğini anlayana kadar tam geçerken dan diye kitlenen turnikede sekiz dokuz takla atıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fuar alanının dibine döşenecek parkeleri ben buluyorum. Sonradan tarihi bir hata olarak Fransa seyahatimizdeki yerini alacak bu parkeleri kasadan topluca geçiriyor ve hesaplıyoruz Air France'a domaldığımız 4.000 Avro'nun 800 kadarını kurtarmışız bu manevrayla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fuarın ilk günü dört maraba el ele verip standı kuruyoruz. Yerlere seçtiğim yapışkanlı gıcır parkeleri döşüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Berlin ve sonra Paris'te de aynı tatsız görüntü. Bütün pis işleri azınlıklar yapıyor. Tuvaleti siyahiler temizliyor. Yerleri siyahiler paspaslıyor. Personel bu insanlara bizim katın çayçısına davrandığımız gibi davranmıyor. Başları daima önde, karşılarındaki insanların yüzüne dahi bakamıyorlar. Kıçımızda tüniklerle ilk çağdan, kravatlı teknoloji çağında geldiğimiz nokta bu işte: Modern Kölelik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fuar sönük başlıyor ama iş sonrası gece gezmeleri şahane tabi. Yufka Bey defalarca gelmiş Paris'e bizimse ilk defamız ve tur rehberi gibi gezdiriyor bizi. L'Arc de Triomphe, Eiffel, Notre Dame, Seine üzerinde tekne turları, Champs-Elysées vs vs. Fransızca bildiğimden belki de, Fransa bana çok yaşanabilir geliyor. Hatta hemen derhal Fransa'ya yerleşmeye karar veriyorum. O dönemki kız arkadaşım Kaplumbağa İzmir'de ve İzmir o dönem artçı depremlerle zangır zangır sallanıyor. Fuar aralarında sık sık Kaplumbağa ile konuşup durumu istişare ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir akşam Paris Metrosunda kapanmakta olan kapıya saldırırken sıkışan güzel sarışın bayanın hayatını kurtarıyorum. Bana gülümseyerek "Merci beaucoup" dediğinde ne zaman sarışın güzel bir kadınla konuşsam başıma gelen geliyor, kıkırdayarak "Eheh ehe ehehh Dö riyen" diye cevaplayabiliyorum. Bir başka akşam sarışın balık etli yaz şarabı tadında bir Fransız garsona 10 Avro ekstra bahşiş veriyorum "C'est pour moi?" diye soruyor. Cevabım elbette "ehue heuuhhu ehehe Ouaiey!" şeklinde oluyor. Bu Fransız kadınlarının sarışın ve güzel olması benim için tehlikeli olmaya başlasa da testesteronları dinlemiyor kafamı öne eğiyor, gidiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak Fransızların yaşam tarzı televizyon filmlerinde, dizilerde, kliplerde ne görüyorsanız o şekilde. Ressam kadın kafasında kasketi elinde şarabı atölyeyi kaparken yüzü hala makyajlı pandomimci sevgilisi görünmeyen bir duvarı yoklayarak geliyor ve beş dakika kadar öpüştükten sonra kol kola &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2007/01/gustave-eiffel-15-aralk-1832-ylnda-souk.html"&gt;Eiffel&lt;/a&gt; manzarasına karşı şaraplarını içmeye gidiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fuar aynı sönüklüğüyle devam ederken Kosmik'in sabrımı ve sadakatimi sınadığı bir başka olay gerçekleşiyor. İki stand yanda tek gecelik bir geçmişe sahip olduğumuz eskilerden güzel bir bayan "Kirpi naber diyerek" konuya dahil oluyor. Fransa'da törpülenmeye devam ederken bir yandan çevirmenlik yapıyormuş. İzmir'i düşünerek Paris akşamlarında pek makbule geçebilecek şahane bir arkadaşlık fırsatını da oracıkta tepiyorum. Halbuki Kaplumbağa'nın beraber yaşamaya başlamamızın üzerinden bir ay geçmeden başka biriyle flörtleşmeye başladığını tesadüfen öğreneceğimi, apar topar gerisin &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2007/10/kirpi.html"&gt;geri taşınacağımı&lt;/a&gt; bilsem nasıl davranırdım sorusu devinip duracaktır o dönemi takip eden aylarda. Salaklık bende kalıyor o gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fuar normalde bir haftaya alışmış bünyeyi zorlamaya başlıyor. 14. gün artık iyice salaklaşmış, fuar merkezi yemeklerinden tiksinmiş bir vaziyetteyiz. Eninde sonunda malzemelerin toparlanacağı gün benim döşettiğim yapışkanlı parkelerin neden yanlış tercih olduğu yapılan anonsla anlaşılıyor. Stand alanına zarar veren, iz bırakan firmaların katılım için ödedikleri kaporadan 2.500 YTL daha kesileceği açıklanıyor muhtemelen tribünal suratlı bir Fransız tarafından. Hemen IKEA'ya gidip ısıtıcı alıyoruz ve parkelere alttan ısı verip kaldırarak sökmeye çalışıyoruz. 4.000 Avro'nun üstüne bir de 2.500 Avro girerse bizim Edirne'den içeri girmemiz mümkün olamayacak. Üstelik o esnada nakliyeci dönüş kamyonunda yer kalmadığını söyleyince bizim kolonlar yine yeniden götte patlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O parkeler nasıl söküldü, ertesi gün ağrımayan tek santimetrekaremiz var mıydı bilemiyorum. Ama biz marabalık yaparken standlar arasından bir şarkı yükseldi. Afrikalı görevliler çalışır, stand sökerken, aynı anda bir ağızdan şahane bir Afrika ezgisine başladılar. Ritmin yükseldiği, bol inişli çıkışlı bu ezgi bizi resmen Afrika'nın toz toprağına götürdü, o denli lezizdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte Fransa'daki son günümüz, suratlar Pasteur'ün kuduz ilacını bulduğunu duyan cenazeciler gibi asık. Air France kontuarında alışılagelmiş üzere elimizde adam başı bir kolon, kontuardaki kızın Müdüründen fırça yemesini izliyor ve şimdi sıçtık, girdi 4.000 daha diyoruz. Fırça bitiyor, Yufka Bey kıza "Öhöm öhöm, ya bizde de dört kolon var, gelirken 4.000 Avro verdik, bişeyler yapın" şeklinde bir yalvarma ile olaya girerken kız uzaklaşan Müdürü kontrol edip "Anuna koyayım Air France'ın da, Müdürünün de..." nin Fransızcasını mırıldanarak para istemeden geç geç yapıyor. Kulaklarımıza, gözlerimize, ayaklarımıza inanamadan uçağımıza biniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam İstanbul'a inerken kemerleri bağlıyor, perdesi açık pencereden Marmara üstündeki ateş böceklerini sayıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3468494159032867721?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3468494159032867721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3468494159032867721&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3468494159032867721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3468494159032867721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/eheh-eheh-eehheh-ouiaey.html' title='Eheh eheh eehheh Ouiaey!'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sp07qUky2LI/AAAAAAAAB_U/LTmqOnwIKGs/s72-c/paris.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4465389859531996871</id><published>2009-09-01T03:43:00.000+03:00</published><updated>2009-09-01T03:45:36.575+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Safe trip home</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Spxua6If51I/AAAAAAAAB_M/CGb0IRfEg_8/s1600-h/601px-Medieval_writing_desk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376293463734085458" style="WIDTH: 307px; CURSOR: hand; HEIGHT: 308px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Spxua6If51I/AAAAAAAAB_M/CGb0IRfEg_8/s400/601px-Medieval_writing_desk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4465389859531996871?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4465389859531996871/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4465389859531996871&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4465389859531996871'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4465389859531996871'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/09/safe-trip-home.html' title='Safe trip home'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Spxua6If51I/AAAAAAAAB_M/CGb0IRfEg_8/s72-c/601px-Medieval_writing_desk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-829013877733670506</id><published>2009-06-10T21:47:00.002+03:00</published><updated>2009-06-10T21:53:23.261+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Shadowside</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SjABEUROrbI/AAAAAAAAB_E/p-zyg6r_318/s1600-h/shadow.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SjABEUROrbI/AAAAAAAAB_E/p-zyg6r_318/s400/shadow.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345773931360857522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link style="font-family: trebuchet ms;" rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMER%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C04%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Daha uyanık birileri tarafından ölüme sürülüp bir şekilde gübre olan tüm o eski herifler aslında yanılmadılar. Bu mavi gezegen üzerinde bir insanın sahip olabileceği en büyük şey özgürlüktür, özgürlük için ölmeye ve gübre olmaya değer ve özgürlüğün kırpılmışı da anca sonradan tekrar ısıtılan yemek kadar leziz olur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Genelde kendi ortaya çıkardıklarımı değerlendirme konusunda ileri derecede katı, bağışlamaz ve hoşgörüsüz olan ben, arşive dönüş yaptığımda dönem dönem acayip leziz işler çıkardığımı farkettim. Keza üzerinden belirli bir süre geçtiğinde yazdıklarına ileri derecede yabancılaşıyor, gözlerine başkalarının gözlüklerini takıyorsun. Ömer et Fiko font connaissance olsun, yerküre tarihi olsun, how I met Erhan Bey olsun bir Douglas Adams, bir Chuck Palahniuk tadı veriyor. Başkaların beğenileriyle de örtüşen bu yadsınamaz gerçek dururken o vakit, dilimdeki o muazzam lezzete sirke katan nedir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Belirli periyodlarla blogun amacı, işlevi nedir düşünmedim değil. Başkalarını tatmin mi? Kendini birilerine beğendirerek kendini tatmin mi? Yoksa yirmi paragraf on bin vuruş süren, yürek ferahlatıp kasık ıslatan bir orgazm mı? Bütün bu sorular mezürlerce bir süre cevapsız kalmaya devam edecek gibi çünkü birileri gazladı diye ölen o adamlar haklıydılar. Her cümlenin başında Ahmet ne der, Mehmet ne düşünür, ben bunu yazarsam iş yaşamım, sosyal hayatım sekteye uğrar mı kaygısıyla yazmak tümüyle kuru sıkı tabancayla düello yapmaya benziyor, kasa sıkılmadan, kasılmadan kazanıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tüm bu sebeplerden dolayı, sanırım kayda değer bir süre hayatımdaki bütün pişmanlık, tatminsizlik, mutsuzluktan beslenen, yazarken varoluş sancıları içinde ölümü düşsüz bir uykuya benzettiğim bu mekan artık miyadını doldurmuş olacak, bu beynin ihtiyaçlarına artık cevap vermiyor. Ben bu iki buçuk sene boyunca yeni sancılar yarattım ve nik tire felın dat blogspot dat kom tüm kısıtlamalarıyla bu yeni sancıları dindirecek gibi değil. Jud Crandall’ın malum tiradında ifade ettiği gibi insanın kalbi daha taşlıdır ve orada ne ekerse onu biçer. Taşların dibini kazıp cerahatı akıtamıyorsan debelenmenin anlamı yoktur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şimdi ben başka bir yere, insanların ve hayvanların korkunç hikayelerini anlatmaya gidiyorum. Tüm o, abi ne güzel yazıyorsunlar, dün oturdum baştan sona iki senedir ne yazdıysan baştan sona okudumlar, abi ne olursun yaz sana çok yakışıyorlar için teşekkür ederim. Yazılması gereken kadarı buraya yazıldı. Taşların altındaki için daha bir mahremiyet gerekiyor, ben de onun peşinden gidiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="font-style: italic; font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;I don't want to let myself descend&lt;br /&gt;To the Shadowside again&lt;br /&gt;If you're letting go of me again&lt;br /&gt;In the Shadowside...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But I do&lt;br /&gt;And I will&lt;br /&gt;Yes I will&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-829013877733670506?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/829013877733670506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=829013877733670506&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/829013877733670506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/829013877733670506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/06/shadowside.html' title='Shadowside'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SjABEUROrbI/AAAAAAAAB_E/p-zyg6r_318/s72-c/shadow.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-875407370106303883</id><published>2009-05-18T22:52:00.004+03:00</published><updated>2009-05-22T19:33:10.894+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Görünmez canavarlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ShG8nClIyII/AAAAAAAAB-8/oJxtXuVhP2A/s1600-h/g%C3%B6r%C3%BCnmez+canavarlar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337254412304304258" style="WIDTH: 400px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ShG8nClIyII/AAAAAAAAB-8/oJxtXuVhP2A/s400/g%C3%B6r%C3%BCnmez+canavarlar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleketteki her Organize Sanayi Sitesinin termodinamiğin kanunları kadar şaşmaz prensibi: Yüksekçe bir binanın tepesine çıkıp 360 derece döndüğünüzde bir kilometre mesafede en az 15 cami olduğu görülmelidir. Bu esnada elbette 4 tanesi de yapım aşamasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalıkta başı boş bırakılmış hurda arabalar, genelde jantlar üzerine çöküvermiştir. Yerler talaşla doludur, cadde arası hız manyakları için faidesiz hız tümsekleri ve bazı bazı sadece akstan ibaret, camsız kaportasız bir arabada yüz göz yağ içinde bir tamirci çırağı sırıta sırıta önünüzden geçer. Üç beş manyak mutlaka ruh hastası kırma köpekler besler. Yağ birikintileri eğimle aşağı caddelere doğru akarken bu köpeklere teğet geçme hatasında bulunursanız rampaları tümseklerden seke seke saniyeler içinde inersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ortamda her dükkana girdiğinde en az beşlik koparan baş örtülü kadına şaşırmanız icabeder. Keza cumayı ve bayram namazını hiçbir surette kaçırmayan bu tipler genelde iş sadakaya geldiğinde cimridir. Ve işte tesettür teyze Ford bayinden de bir onlukla ayrılıyor.&lt;br /&gt;İşin aslı şudur ki, geçmişte bu deli teyze sanayiye ilk dadandığında (ki her nedense genellikle distribütöre dadanır, tamirciye değil) pazarlamanın güzel bir örneğini sergilemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacdan gelen uzak akrabalarıyla çay içmekte olan bir hacı dedenin tükanına dalmış, sadaka istemiş, Allah versin yanıtıyla karşılaşınca eteğini kaldırıvermiştir. Hacı dede tesettür teyzenin buruşuk ve traşsız kukusuna bakarken boyut değiştirmiş ve ikametgahı yerin dibine aldırmıştır. Misafirler takkeleri göze indirirken atak olan bir tanesi cüzdanı açıp tesettür teyzenin eline 1 ytl bırakıvermiştir. Ancak zorlaşan hayat şartları yüzünden 1 ytl'yi yeterli bulmayan teyze bu defa bluzü fora etmiş ve etek altına sarkan göğüs uçlarını halka arzetmiştir. Göğüsler anca 5 kağıdı alınca kapanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün bu gün Sanayide tesettür teyzenin eli boş çıktığı dükkan kalmamıştır. Ancak tesettür teyze elbette ki tamircilerin loş tükanlarına dadanacak kadar "deli" değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikayede sarkık memeler için görülmez canavarlar denebilir. İkinci hikayede görünmez canavarlar toz akarları, mite'lerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte çakal kapıdan içeri giriyor ve "dün akşam gene süpürge patlattım lan duydunuz mu?" diye soruyor. Akabinde ofisi boydan boya katederek koltuğuna yayılıp ayaklarını masanın üstüne atarak o günkü potansiyel müşterileri arıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakal dün de aynı şekilde ayakları masaya yaymış ve gün düzenleyen teyzelere elinde süpürgesi ve senetleriyle misafir olmuştu. Hediye babında taşıdığı sıcak poğaçaları ikram ettikten sonra evde kullanılan süpürgeyi istemiş, misafirler huzurunda çaktırmadan toz torbasını ters takarak patlatmış ve ortalık toz duman olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu esnada VCD player'a takılan CD yukarıda resmini gördüğünüz normalde görünmez canavarlar olan ev akarları ya da Mite'ların derimizi yedikleri iğrençliğin sınırında görüntüler sunmakta ve ev hanımları tiksine öksüre bir hal olmaktadır. 2.000 YTL'den başlayan pazarlık genel olarak 1.500 civarı biter ve Çakal İnfaz pazarlama süpırvayzırı tarafından gece 01.00 gibi evden alınır. Gece uykusundan sonra Çakal ertesi gün yeni bir eve misafirliğe giderek elektrik süpürgesini patlatır. Bu iş temposu İnfaz Pazarlama patronlarının dünya görüşünden hoşlanmayan bir grup eli meşe odunlu ev sakini tarafından şekle sokulana kadar sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte memleketimizden Chuck Palahniukvari meslekler ve Sawyer usulü con'larla hayatını sürdüren insan manzaraları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili istakozseverler, yediğiniz istakoz dişiyse ve pişirilmeden önceki iki sene içinde bir defa da olsa çiftleştiyse yaladığınız cinsel organın kenarında canlı meniler bulunacağını biliyor muydunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilginin tedavisi yoktur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-875407370106303883?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/875407370106303883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=875407370106303883&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/875407370106303883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/875407370106303883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/05/gorunmez-canavarlar.html' title='Görünmez canavarlar'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ShG8nClIyII/AAAAAAAAB-8/oJxtXuVhP2A/s72-c/g%C3%B6r%C3%BCnmez+canavarlar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2653789556263558416</id><published>2009-05-01T22:29:00.004+03:00</published><updated>2009-05-02T01:43:39.082+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Gökten üç elma düşmüş, biri yerden sekmiş...</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SftWP4rCeMI/AAAAAAAAB-0/DhZJ-16FiCI/s1600-h/kahve2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330949414834043074" style="width: 400px; height: 300px;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SftWP4rCeMI/AAAAAAAAB-0/DhZJ-16FiCI/s400/kahve2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Ve işte &lt;/em&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2007/10/kirpi.html"&gt;&lt;em&gt;kirpi&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;em&gt; oturma odasında tek ayağında çorabı, dev ekrana bakarken yaşam tüm doğallığıyla seyrini sürdürüyor. Sırtında kocaman bir ekmek kıtırıyla bir ufak karınca Pizza Hut kutusunun açık kenarından ağır ağır sehpaya seyirtirken antenini titreştirip dava arkadaşlarını çağırıyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Kirpi tek elde kumanda, vücudunun yarısı koltukta, yarısı havada kanallar arasında dolaşırken sıkılıyor, artık dışarı çıkıp saçmalamak vakti diyor.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beyoğlu'nda bir Akdeniz esintisi, deri koltuklar üstünde, önümde bir Sezar salata, yanımda Katran o günkü belki de 42. sigarasını yakıyor. Yakışında o, günde yüz defa tekrarlanan ritüelin ilüzyonistvari el-ağız oyunları var; gözler kısılmış, el çakmağın yanında, kafa sola eğiliyor, tütünler ateşe verildiğinde bütün o  hidroyen siyanür, arsenik ve karbon monoksit ciğerlere çekilip dumanı aralık dudaklardan dışarı veriliyor. Havada şöyle bir asılı duran zehir bulutu kararsızlık anının ardından bana yöneliyor ve ddt'nin bir kısmı canım siyah tişörtümün liflerine takılırken, polonyum 210 ve bütan gazları derime yapışıyor, metalon ve üretan gözlerimi yaşartıp içime nüfuz ediyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Katran'ın kapılardan sığmayan dev bir egosu var, ve kendisini biz dünyalılarla yaşamaya mahkum bir bilge olarak görüyor. Katran öğretilerine göre, yaşayan o en yüce insanın öğütlerini dinlersek en doğru yaşama ulaşabileceğiz. O anlatırken ben Sezar salataya hunharca girişip göbeğin bir parçasını birinci dereceden çatala geçiriyorum. Ağzımı açarak eğildiğimde Katran nefes veriyor, bütün o  metanol ve dibenzakridin büyük yarışa start verilmişcesine ok gibi enseme doğru uçuşmaya başlıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Zıt anlamlılar sözlüğünde Katran'ın karşılığı(!) detoks olurdu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Telefonum çalıyor ve arayan Gümüş, sevgilisini bir kadının aradığını farkeden Katran'ın sırtı dikleşiyor. Konuşma bitince kadın ve erkek arasında asırlardır süregelen o tartışma başlıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Pazartesi Chantage, salı Indigo, çarşamba bilmem ne. Perşembe olduğunda yine dışarıda Katran'ın bilmem nereden bir arkadaşının perküsyon çaldığı bir yere gidiyoruz ve bu gece uçuşlarının ardından 4'te eve dönüp sabah 7'de kalkan ben günde üç paket sigara emen Katran ne içtiyse ondan diliyorum. Cuma gecesi Karaoke var ve Katran'ın sonu gelmek bilmeyen arkadaşlarıylayız; bu arkadaşlardan birinin sadece arkadaş olmadığı, Katran'ın eski takıldığı olduğu ortaya çıkıyor, bu defa ben bunelanlaşıyorum, ekşiyorum. Katran oralı olmayınca, polonyum 210 ve bütanlı kıyafetlerimi toparlayarak Beyoğlu'na atıyorum kendimi. Oradan, Kaymak'ın önceden davet ettiği bara gidiyorum, iki vodka da orada atıp arabaya ışınlanıyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte örnek maiyetinde abuk subuk bir yaşam. Alacağın olsun kaplumbağa.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neyse ki Katran öğretileri doğrultusunda yaşamayı reddedişim birbirimize ilişmeyişimizi temellerinden sarsmış. O günler bir ara Katran o eski ayrılık gazelini okumaya başlıyor: bizimyarınbuluşupbişiykonuşmamızlazım. Telefona sigarasının son telini üflediğini o mesafeden duyuyorum, duman bu defa ahizeye doluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Metanol ve bütan gazları haçlı ordusu gibi üstüme gelirken varlığıyla bana zenginlikler lutfeden Katran sen daha olmamışın, diyor. Bu beni yıkacakmış ama ayrılmamız lazımmış. Bu gazları son defa yutuyor olmanın verdiği bir ruhani serinlikle hay hay diyorum. Duraklıyor. Bundan sonra Katran öğretilerinden mahrum kalacakmışım. Vah vah diyorum. Kıllanıyor. Son defa karbon monoksit üflüyor ve bu birbirimize dair salgılanan son şey oluyor. Tüh diyorum. Bundan böyle Katran ve öğretileri yok. Bu karanlık hakkaniyet yolunda yapayalnızım artık.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bundan yaklaşık bir süre sonra Pembe telefonda bana diyor ki, Katran ve yeni sevgilisiyle yemek yemişler dün. Karşıda da bunun eskisi varmış. Katran sevgilisinin yanında eski sevgilisine "yattığım en büyük penisli adam sendin" demiş. Bu şahane diyalog sonucunda masadaki herkes bambaşka bir boyuta geçmiş. Katran'ın boynumdan aşağısıyla aşina olmamış olmasının ne büyük lütuf olduğu böylece anlaşılıyor. Felaket teğet geçiyor. Anlaşılan Katran'ın müfredatına bir de penis büyütücü gerek.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;Katran ve dev egosunun hayatımdan çekilmesinin ardından Miami sahilleri elbette ki Şubat ayında Sarayburnu'na dönecek değildi. Ancak Donuk ile geçirilecek 15 dakika size de keşke olsaymış dedirtecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine günahlar semti Beyoğlu'nda, yine otantik bir cafe'de, Donuk ile karşı karşıya şaşkınlık verici bir uyuşmazlığın göbeğindeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Donuk ile konuşmak 150 karakterlik sınırlamayla kısa mesaj atışmaya denk. Monolog şeklinde süren muhabbete katılması için gösterdiğim sonsuz çaba, onun haha, hıhım gibi teyit jestleriyle cevaplanıyor. İlk saatin sonunda artık dallanıp budaklanan konu, benim Yusufçuk'ların Engerek yılanlarının yaralarını diktiğine dair o eski Kızılderili efsanelerine kadar girmemle iyice gerçek üstü bir hal alıyor. Söylediğine göre kendisi dinlemeyi ve analiz etmeyi severmiş. Ancak baktığınızda CPU kullanımının %100'lere vardığına dair bir belirti yok. Donuk aynen adının donukluğuyla bana bakarken sonunda pes ediyorum. Allahın adını verdim konuş be kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Donuk ikimize dair tek mantıklı cümleyi kuruyor: Eğer bu ilk buluşmadan sonra hala ikincisini istiyorsan buluşuruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtiraf etmek lazım, Donuk'un en azından öğretileri yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve özetle 2008 yılına geliyoruz, buna benzer saçma salak tecrübelerin ardından bir yaz günü, memleket sınırları içindeki tek pozitif kızla tanışıyorum. İş tanışlığı ile başlayan muhabbet derinleşiyor ve bir haziran ayı, kendimizi el ele buluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fındık bir esmer güzeli, benim gibi parçalanmış bir ailenin çocuğu. Sevgi için emek vermek gerektiğini biliyor, ölçülü, dengeli davranıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlisi de beni seviyor.&lt;br /&gt;Hem de benim canım çektiğinde zınk diye mutfağa dalıp krep yapacak kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu bilgiler ışığında 2009 Şubat'ında artık hayatını düzene koyma gerekliliğinin farkında olarak iş değiştiriyor, tam burada da herkes beni efendi biliyor, kimse nasıl çalıştığımı görmüyor diye şikayet ederken, daha zınk diye bir buçuğuncu ayımda terfi ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte bugün, yani 2 Mayıs 2009 cumartesi günü, Fındık ile Kirpi nişan yüzüklerini takıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk arasında da buna mutlu son deniyor.&lt;br /&gt;Not düşülsün.&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2653789556263558416?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2653789556263558416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2653789556263558416&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2653789556263558416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2653789556263558416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/05/gokten-uc-elma-dusmus-biri-yerden.html' title='Gökten üç elma düşmüş, biri yerden sekmiş...'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SftWP4rCeMI/AAAAAAAAB-0/DhZJ-16FiCI/s72-c/kahve2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4103977034148872196</id><published>2009-04-20T20:01:00.004+03:00</published><updated>2009-04-20T20:09:10.674+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Bilgi fitil olsa da makattan alsak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeyqjRJNsDI/AAAAAAAAB-s/PsJGEBW6Qdc/s1600-h/bottom-chattagush-bildirgec-org.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 225px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeyqjRJNsDI/AAAAAAAAB-s/PsJGEBW6Qdc/s400/bottom-chattagush-bildirgec-org.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326819982146646066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte modern dünyanın tembel adamının düsturu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeye sahip olmak için belirli bir tutku var, ama o ilyetlik için gösterilmesi gereken çabanın, sebatın onda biri yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok para istiyorlar, çalışmak istemiyorlar.&lt;br /&gt;Çok bilgi istiyorlar, okumak istemiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tank bana kung fu yükle, tank bana onu yükle, bunu yükle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstiyorlar ki bilgi fitil olsun makattan alalım.&lt;br /&gt;Kilo vermek istiyorlar ama boğazdan kesmiyorlar, incelmek derdindeler biraz egzersiz yapayım havasında hiç değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;liposuction, kapsül derdinde millet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 sayfalık özet okuyup Gorki analizi yapmak istiyorlar.&lt;br /&gt;Sıfır çaba çok ödül.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat da bunlara (0))) yapıyor doğal olaraktan. Tespitimdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4103977034148872196?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4103977034148872196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4103977034148872196&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4103977034148872196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4103977034148872196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/04/bilgi-fitil-olsa-da-makattan-alsak.html' title='Bilgi fitil olsa da makattan alsak'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeyqjRJNsDI/AAAAAAAAB-s/PsJGEBW6Qdc/s72-c/bottom-chattagush-bildirgec-org.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-587784345672365647</id><published>2009-04-15T20:52:00.003+03:00</published><updated>2009-04-15T22:13:52.050+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Cinnet geçirmez yelek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeYfGh0vKOI/AAAAAAAAB-k/9S-MJ8MYPvE/s1600-h/bisiklet.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeYfGh0vKOI/AAAAAAAAB-k/9S-MJ8MYPvE/s400/bisiklet.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324977806431430882" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masaya ilk oturduğunuzda en az üç kilo sıçtık duygusu hasıl olur. Elinizi ayağınızı nereye koyacağınızı bilemezsiniz. Herkesi kendiniz gibi sandığınızdan başarısızlık kesin gibidir. İlk aramayı mümkün olduğunca geciktirir, ikinciyi yapmamak için sudan bahaneler arar, üçüncüde teslim olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ay sonra, sandalyede eğreti oturan gariban tip olmanızın mümkünatı kalmamıştır. Kulakta kulaklık bir yandan dördüncü browser'ı açmış kapsülleri incelerken aynı anda Niğde'nin Allahın unuttuğu bir kasabasında çocukları arkada bas bas bağıran bir kadıncağıza kocasını sorar yan masadakine kredi kartı için yapması gereken iskontoyu söyler, diğer masadakine satmaya çalıştığı ürünün elimizde kalmadığı tüyosunu verirsiniz. Bu arada yerine satması gereken ürün ve fiyatı ise ufak bir kağıda yazılıp herifin önüne konmuşsunuzdur bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun en korkunç özelliği de bu zaten. Okyanusa salarsın iki haftaya yüzgeç çıkarır, çıkaramazsa icadeder, seraya bırak fotosentezi öğrenir. İşte bu yüzden doğada hiçbir hayvan bizimle başa çıkamıyor. Timsah derisi çantalar takıp, yılan derisi çizmeler giyiyoruz. Halbuki hiçbir arslanın kafasında ceylan derisi şapka yok. Baraküda'lar Prada'yı bilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu alışma devresinin ardından masada salınırken, sol çaprazdaki temsilci rahmetli dedesinin hatalı menüsküs ameliyatından bahsederek Ağrı'ya, dağ başında bir köyün muhtarına birşeyler yolluyor. 1.70 boyunda 50 kilo çelimsiz bir oğlan egzersiz aletiyle baklava karın kasları yaptığını söylüyor. Ben adamın birine viskoelatik ürünlerin dansitesinden ve pufların içindeki polyüretan köpükten bahsediyorum, polyüretanın aynı zamanda kadın prezervatifinde kullanıldığı gibi ufak detaylara ise girmiyorum. Bilgi tehlikeli ve bulaşıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesaiye kaldığım gecenin ardından sabah ezanıyla kalkıp akşam 5'i ettiğimde beynimin bir şekilde paçalarımdan aktığını hissediyorum. Birisi kafatasımı açıp içini vakumluyor sanki. Başım falan değil tam anlamıyla bütün kafam ağrıyor yorgunluktan ve bu ilkbaharın tebessüm ettiği günde tam evin önüne geldiğimde sikerim, ben bugün bisiklete bineceğim diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl kelam yine en son işyerinde benim için çok efendi demişler, tepem iyiden iyiye attı.&lt;br /&gt;Bir aydır çalıştığım yerin 6 aylık, 1 yıllık personeli bana akıl danışıyor, herkes her haltı bana soruyor, ama tanımlamaları gerektiğinde zeki, çalışkan değil efendi diyorlar. Efendi sıfatı Ergün Penbe futbolu bıraktığında tarihe karışmalıydı. Ben efendi olduğum kadar keskin zekalıyım ulan? Ukalayım, hafiften yavşağım? Neden Efendi? Puşta, pezevenge bile razıyım?&lt;br /&gt;Yani efendi olmamak için her gün aynı yere konan oturma planının yerini, her sabah bıkıp usanmadan tekrar tekrar sormam, ya da beş dakikada bir molaya inmem mi gerekir? Millet telefondayken bas bas bağırmam mı gerekir? Efendi sıfatı ne kadar boştur, anlamsız ve ifadesizdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin özü ben bu mantıklı, olgun, efendi başak burcu olayından feci sıkılmış durumdaydım ve bugün eve çıkıp altıma kaprimi geçirdim, garaja indim. Artık sormam gereken soru belliydi, bir başak burcu erkeği ne yapmazdı? Bu efendi sıfatından kurtulmak için acilen fevri bişeyler yapmak icabediyordu, ben başlangıç için tam bir dalyarak olmayı planlıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazarlama işinde belirli bir süre geçirince her şey satış haline geliyor. Marketin kasasında satış, evde satış, bisikletçide satış, sokakta dilencide satış. Çarşamba pazarı olduğundan sahil yolu boyunca çarşaflı kadınlar dizilmiş, mendil açmış mırıl mırıl birşeyler diyorlar. Aralarından birisi bana allahını seversen bir sadaka diyor, işte bir ateiste karşı yapılan başarısız bir satış örneği. İhtiyaç belirleme tam anlamıyla fecahat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Başak Burcu ne yapmazdı diyor ve evden çıkarken tam olarak şimdi, şu anda bisiklet almaya karar veriyorum. Ben de o insanlardan olacağım. Hani ay sonunu falan düşünmeden o an tam anlamıyla ihtiyaç duymadığı bir şeyi ardını düşünmeden alan inanlardan olacağım. Eve piyano alıp iki gün çalmayan sorumsuzlardan olacağım. Ben de başkaları gibi bir heves abuk subuk bir şeyler alıp bir daha kullanmamak istiyorum. Planıma göre bu benim insan kalma alıştırmam olacak. Ben her otobüse bindiğimde akbilimi, her alışverişe gittiğimde sıra bana gelmeden Migros kartımı hazırlamaktan bıktım. Ben o arkasında beklediğiniz için küfür ettiğiniz gerizekalı olacağım. Mağazanın vitrininde gördüğüm en abuk subuk şeye dünyanın parasını verip kırık çıkarsa iade etmeyeceğim. Biraz kaostan kimseye zarar gelmez, ben de artık durakta düğmeye basmayıp, haliyle durmayan otobüs şöförünü fırçalayan o teyzeler gibi yaşayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama işte insan 23 Ağustos - 22 Eylül tarihleri arasında doğunca bazı şeyler o kadar da kolay olmuyor. Daha yolun ortasında bisiklet almaktansa kiralamak daha mantıklı diye düşünmeye başlıyorum. Kafamın içinde dallamanın biri Efendisin seen, efendisin seen diye bağırıyor.&lt;br /&gt;Bisikletçiden boyutlarıma uygun bir bisiklet alıp herife ehliyetimi veriyorum. Bu alışveriş bir yerde 40 milyarlık jipi anahtarı da üzerinde değnekçiye verip karşılığında üzerinde tükenmezle giriş saatim yazan o on santime on santim boktan saman kağıdı aldığım korkunç alışverişlere benziyor. Herifççioğlu ehliyetimi alabilir, paravan şirket kurup para aklayabilir, adıma kredi alabilir, imzamı taklit ederek beni tam sorumlu atayarak milleti dolandırabilir. Bunların hepsini ben bisikletle mal mal Süreyya Plajına iki nala giderken çalışır haldeki bir fotokopi aletiyle başarabilir. Ama içimden bir ses bugün senin gerizekalı günün diyor, mantığını bırak keyfine bak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisikletle ilgili detaylar, üç aşağı beş yukarı Danua boyutunda olması, triportör sınıfına dahil olması ve can çekişen zinciri yüzünden motorsiklet kadar ses çıkarması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk dalyaraklığım bisikleti kaldırımda yürüyen milletin üstüne sürmek şeklinde oluyor. Migros poşetleriyle iki yana yaylana yaylana kaldırım ortasında ilerleyerek terör estiren teyze, üzerine doğru gelen bisikletli zebellahı görünce kendisini çimlere atıyor, ben Gerçek Kötüler hile yapıp enselenince sırıtan pardesülü Mumbly gibi sırıtıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siktir et adab-ı muaşeret kanunlarını, siktir et empatiyi, siktir et herkesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahil yoluna çıkıyor, kulağıma kulaklığı takıyor ve bağıra bağıra &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Reckoner&lt;/span&gt;'ı söylemeye başlıyorum: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;reckoner, you can't take it with yer...&lt;/span&gt; Motor gibi gürültü çıkaran, buz gibi havada kaprisi ve halı sahada yardığı diziyle ilgi odağı olan ben, herkesi siktir et diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siktir et mangal yapıp voleybol oynayan piknikçileri, siktir et köpeğini gezdirenleri. Bisikleti üzerine sürünce kendine çocuk parkına atıp çocukları kaçıran Çivava'yı siktir et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maltepe sahilinde duruyor simitçiden tek simit istiyor ve elli ytl uzatırken özür diliyorum. Bugün dalyaraklıkta ilk günüm. Önce ufak şeylerden başlıyorum diyorum. Ben durunca birisi Süreyya Plajı'ndaki Pizza Hut'u soruyor. O elimde gideceğimiz mekanın çıktısını alıp, telefonunu cebime kaydedip, ücretsiz biletler için on defa teyit aldığım mantıklı kontrollü günleri hatırlıyor ve Pendik'e yolluyorum ibneyi. Adres almadan yola çıkanları toptan siktir et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam güneşi Adalar tarafından denize dökülürken rüzgar saçlarımın arasına doluşuyor, gözlerimi kapıyorum. Kredi kartı kesim tarihi, iskonto, promosyon, her şey müthiş sikimtrak geliyor artık. Şu dünyada telefonum, cüzdanım, her şeyim havagazı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bisikletin selesi ufalır, gidonu aşağı inerken, tombiş yanaklarım içeri çöküyor ve &lt;span style="font-style: italic;"&gt;you are not to blame for bittersweet distractor&lt;/span&gt; diye bağırıyorum. Tekerlekler küçülüyor, vites kaybolup, zincirler kısalırken, ilk bisikletim pinokyo'nun üstünde buluyorum kendimi. En az o günkü kadar siklemezim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunay Akın, önüne oyuncakları yığmış, Oyuncak Müzesi için ne yapsak nasıl yapsak diye kara kara düşünürken babası odadan içeri girer ve oğlunu görünce &lt;span style="font-style: italic;"&gt;yine döndük başa&lt;/span&gt; der. Benim durumum da buna benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak yaldır yaldır bisiklet sürüyorum ve bir saat sonra eve muzaffer bir general edasıyla dönüyorum. Gelmezden evvel sanki Ergenekon sanığı gibi otomatik EtiPuf lar ve bol miktarda örgütsel Pingui alıyorum. Bisikleti iade ediyor, yerine ehliyeti alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbnelik olsun diye kadının birini apartmanın önüne kadar yarım metre gerisinden takip edip kıllandırıyorum, anahtarım olmasına rağmen kapıyı açmıyor, dalyaraklık olsun diye zili çalıyorum. Ben de herkes gibiyim artık. Cinnet geçirmez yeleğim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;dedicated to all you &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;all human beings&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-587784345672365647?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/587784345672365647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=587784345672365647&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/587784345672365647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/587784345672365647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/04/cinnet-gecirmez-yelek.html' title='Cinnet geçirmez yelek'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeYfGh0vKOI/AAAAAAAAB-k/9S-MJ8MYPvE/s72-c/bisiklet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-5677214643518240284</id><published>2009-04-11T23:56:00.003+03:00</published><updated>2009-04-12T00:05:39.136+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>İçiniz &amp; İçiriniz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeEFlPp5tmI/AAAAAAAAB9M/j98KP6H9Z8Y/s1600-h/pinar.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 180px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeEFlPp5tmI/AAAAAAAAB9M/j98KP6H9Z8Y/s400/pinar.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323542371944216162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeEFrp5dNBI/AAAAAAAAB9U/BAcHtQQxt9M/s1600-h/mocha.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 213px; height: 159px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeEFrp5dNBI/AAAAAAAAB9U/BAcHtQQxt9M/s400/mocha.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323542482067993618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pınar Akdeniz Karışık Meyve Nektarı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;amp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karamelli Ice White Mocha&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-5677214643518240284?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/5677214643518240284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=5677214643518240284&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5677214643518240284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5677214643518240284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/04/iciniz-iciriniz.html' title='İçiniz &amp; İçiriniz'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SeEFlPp5tmI/AAAAAAAAB9M/j98KP6H9Z8Y/s72-c/pinar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-8016116781362473536</id><published>2009-04-10T20:12:00.001+03:00</published><updated>2009-04-10T20:15:02.205+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜNCEL'/><title type='text'>Olacağı buydu</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sd9-I6N2XUI/AAAAAAAAB84/9Uh5YhM0qp0/s1600-h/beren.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5323111976106614082" style="WIDTH: 244px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sd9-I6N2XUI/AAAAAAAAB84/9Uh5YhM0qp0/s400/beren.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte sonunda biri yatırdı yoldu kaşlarını...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-8016116781362473536?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/8016116781362473536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=8016116781362473536&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8016116781362473536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8016116781362473536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/04/olacag-buydu.html' title='Olacağı buydu'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sd9-I6N2XUI/AAAAAAAAB84/9Uh5YhM0qp0/s72-c/beren.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4928320228020296644</id><published>2009-04-06T22:56:00.007+03:00</published><updated>2009-04-07T00:32:01.675+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GETİRİN O GÜNLERİ'/><title type='text'>Disko-bar, Sandviç, dildo ve kabin basıncı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sdpelzfs1XI/AAAAAAAAB8c/vtqoxXtzU4Q/s1600-h/transsexual_wideweb__430x281.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 261px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sdpelzfs1XI/AAAAAAAAB8c/vtqoxXtzU4Q/s400/transsexual_wideweb__430x281.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321669913263002994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prospektüste ilacın muhteviyatı konusunda bilgilendiren kısımdan çıkma bu başlık için özür diliyorum. Postlarla ilgili yapmayı en çok sevdiğim şey resim bulmak, ama işin en iğrenç kısmı da başlık düşünmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün için MSN'ini bir yerlerden tedarik ettiğiniz tahmini yüz kilo çeken bir kızla sanal seks yapmak gibi, ya da Apertura'da iki haftadır gol atan dandik bir Arjantin Kırosu, veyahut İngiltere Üçüncü ligi'nde küme düşmemeye oynayan bir takımın maçına giden taraftarların gerçek üstü maceraları üstüne postlar okumak gibi mühim bir işiniz varsa bu postu okumamanızı tavsiye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her oğlun babasıyla, her babanın da oğluyla ilişkisi dönem dönem karmaşıklaşır. Oğlun babasıyla en büyük problemi sadece babasının hayatta başardıklarıyla rekabeti değil, aynı zamanda yüksek beklentileriyle rekabetidir, dolayısıyla olan biten sadece Oedipus kompleksiyle açıklanamaz. Babanız üniversite bitirdiyse MBA yapmanız yetmediği gibi, o MBA yaptıysa siz atomu parçalamalısınız. Yaşamın kendisi bir büyük mucize iken her babaya oğlunun varlığının yetmesi gerekir. Eğer yetemiyorsa ve o bunu kendine itiraf edemiyorsa siz kendi yaptığınız mekikle uzaya uçmalısınız. Uçamadıysanız, uçamıyorsanız, uçmak istemiyorsanız an gelir  soğuk bir şubat sabahında kendinizi suratınız beş karış ön koltukta oturmuş, Belçika uçağına yetişme beklentisi içinde bulursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçun geneli bende; uçağın akşam 6'da değil sabah 6'da olduğu konusunda uyarmayan yetkililerde değil. Bunun bilincinde olarak tartışmamız havaalanına zamanında varışımızla sonlanıyor ve potansiyel çözümler dönüşüme değil seneler sonraya kalıyor. Bunu ise o zamanlar bilemiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basket takımıyla Belçika'daki Uluslar arası Spor şenliğine gidiyoruz ve ben ilk defa yurtdışına çıkıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte Brüksel'de uçağı terk ediyoruz ve havalimanının hemen altındaki ülkeler arası seferleri dahi mevcut dev tren istasyonunun mültikolor kalabalığı arasında valizlerimizi sürüklüyoruz.&lt;br /&gt;Belçika ile ilgili önemli detaylar adamın bağırsağındaki sidiği dondurması ve tuvaletlerinde taharet musluğu olmaması. İkisi de aşılamayacak problemler değil. Aşılamayacak gibi görünen problemler, ilk gün gittiğimiz kafede brokoli çorbasının her birimize dev bir kazan içinde gelmesi ve hiçbirimizin kazanın yarısını bile göremememiz. Aynı zamanda bütün Avrupa'da deli dana feveranı hüküm sürdüğünden yemekhanede domuz etinden başka bir bok çıkmaması ve yemek dağıtan Suriyeli Pork Nazi'nin biz Müslümanlara domuz eti servisi yaparak günaha girmek istememesi. Suriyeli Fransızlara servis yapıyor, Belçikalılara, Flamanlara servis yapıyor, Türk takımı sıraya girdiğinde No pork meat for you! şeklinde bağırarak brokoli salatasını önümüze dayıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gözlem sonucu sıraya ilk gün Rumen takımının kaptanı olarak giriyorum. İkinci gün Fransız takımının sol beki, üçüncü gün Alman Bayan Voleybol takımının pasörü oluyorum. Pork Nazi bu sonuncuyu yemiyor ama ben yine de brokoli değil, gerçek et yemeyi başarıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüz oynanan ilk maçların ardından sosyal yapı bakımından Badak olmaktan başka çaresi olmayan bizler diskoya gittiğimizde bambaşka bir dünya ile karşılaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler toplantısını hayal edin; Fransız temsilcisinin yanında bir Afrikalı, hemen sollarında bir Asyalı. Diskotekte bütün bayan delegeleri kısa etek ve tangalı düşünün. Erkek delegeler de dişiyi kapmak için güreşen o dev boynuzlu geyikler gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rekabet ortamının tam ortasında Macar bayan basketbol takımını düşünün. Macar bayan Basketbol takımı ile ilgili önemli detaylar boylarının ortalama 1.75 olması, hepsinin meme uçlarının fezaya bakması ve portakal gibi götlerinin olması. Aralarından sadece iki tanesi ortalamanın altında, 2.00 olanının ise sinirlense vajinasıyla yavru bir fili hortumundan tutup sallayıp fırlatabilecek gibi bir hali var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Macarların en güzeli ise işte şu anda Fransız takımının Guard'ı ile forveti arasında sandviç dediğimiz pozisyona alınmış. Kız gayet hayatından memnun görünüyor, iki Fransız ahtapot gibi eteğinin altını yokluyor. Üç kişilik dev bir tatak gibi disko topunun altında dolaşıyor, katil Akdeniz mercanları, ya da yosunlar gibi salınıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, tutucu bir ülkeden gelen gençlerin doğal pasifliğindeyiz ve şu anda kara kuşak olduğu her halinden belli Macar kıza bakarken bizim tutucu ve badak olmamız mı yoksa bunlar gibi her haltı salıvermemiz mi iyi karar veremiyorum. Bu arada yanımda duran Kereste kara kuşak'ın ne olduğunu soruyor. Prezervatifi ağzıyla takan ve oral seks sonunda ne varsa yutan kızlara taktığım isim olduğunu söylüyorum. Kereste de kızın prezervatifi ağzıyla takabileceğinden emin olduğunu söylerken ben muhtemelen bu işi vajinasıyla da becerebildiğini iddia ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransızlar Macar kızı sandviç yaparken okula, yatakhanelere dönüyoruz. Yatakhanelerle ilgili en önemli detay, özellikle de 10 erkekle aynı odada yatıyorsanız duyabileceğiniz kesif taşak ve ayak kokusudur. İkinci detay da Macar kızla geceye görkemli bir final düşünen ama boş oda bulamayan Fransız guardın kızın elinden tutarak odanıza dalabileceğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gün sonra bu defa yemek sırasında Pork Nazi'nin önüne geldiğimde Belçika takımının pasörüyüm, kızlarla olan bütün muhabbetim ise Kereste ile Rumen kızlara karşı oynadığımız ikiye ikiden ibaret. Kereste ise benim partnerim Fabiola'ya blok yaptığından aramızda herhangi bir dişiye temas etmiş tek kişi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz kendisine hayranız, öğlenki maçı kazanıp okulun bahçesinde turluyoruz, Belçikalı kızlar korunun içinden bisikletleriyle çıkıyorlar. Hepsi beyaz tenli, on tanesinden dokuzu siyah kısa taytın altında çıplak bacaklı ve beyaz tişörtlü. Bizimle ilgili en önemli detay ise onlar kısa taytla bisiklete binerken bizim kaban ve atkıyla dolaşıyor ve buna rağmen bokumuzun donmasına mani olamıyor olmamız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarı finalde rakip komşu Hollanda takımı. Biz Türkler oynadığımız baltalı sert oyundan dolayı haklı olarak Barbar etiketini kazanmış durumdayız. Eh, zarif etiketini verecek değillerdi zaten, alışmamış götte don durmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollanda Ümit milli olmuş bir çocuğu tutuyorum, screen'lerden çıkışım Flash Gordon, box and one müdafaam ise Barbar Conan gibi. Yaptığım ilk faul Baltalı İlah Zagor Teenay faulü. Hollandalı çocukcağız ki sonradan lakabı Türk Dostu Peter olacak, yediği dayaktan öyle bir usanıyor ki abi İsa'nın adını verdim biraz yavaş diyor. Kendisine Hollanda Bayan Voleybol Takımının oynadığı yan sahayı gösteriyor ve istiyorsan git kızlarla oyna diyorum. Maçın son otuz saniyesine 2 farkla geride giriyoruz, Hollanda guardı bizimkinden topu kaparak Osmanlı fast break'ine gidiyor. Arkasından Usain Bolt gibi koşuyorum. Türklerle muhtemelen hayatında ilk defa oynayan Hollandalı yavaşlıyor, arkadan mermi gibi uçuyorum ve o topu panyaya bırakırken daaaan diye bloğu yapıyor topu panyaya yapıştırıyorum. Arkadan trailer gelen uzun topu alıyor ve ona Spartalı gibi uçarak yılın faulünü yapıyorum. 2.00 lık herif yerleri süpürüyor, bütün Hollanda benci ayaklanıyor ve üstüme yürüyor, akabinde biz takım olarak üstlerine yürüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca güzel kızın arasında bir bok yiyemeden dolaşıyor olmamız hepimizi bir testesteron canavarı yapmış durumda. Varoşlarda açlıktan gözleri parlayan azınlık gençleri gibi dolaşıyoruz. Bu sinirle Macar kızı tost yapan Fransız takımının 250-360-580 basan gençlerine 25 sayıyla tecavüz ediyoruz. Turnuvayı 3. lük plaketini alarak bitiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turnuvanın ardından Amsterdam'a geçiyoruz ve hayatımda ilk defa Dildo ile tanışıyorum. Kereste ile bir Seks shop'tayız ve porno filmleri inceliyoruz. Raftan bir dildo alıyorum ve Kereste'nin kıçına dayayıp on düğmesine basarak çalıştırıyorum. O siyah bir dildo alarak kulağıma sokuyor, sonra iki tane şişme bebek bularak karşılıklı orgazm taklidi yaptırıyoruz.&lt;br /&gt;Sonuç olarak Belçika ve Hollanda'dan 0-0 beraberlikle dönüyor ve dönüşte kafelerde Marihuana içtiğimiz yalanını bile uyduramayacak kadar örnek bir şekilde kesin dönüş yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sandviçin ne olduğunu anladığınıza göre Disko-Bar'da geçen ikinci hikayeye alalım sizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu defa İstiklal Caddesine alalım sizi. Zımba ile arka sokaklardan birinde siktiriboktan bir bara girmeye çalışıyoruz. Kapıdaki ayı damsız olduğumuz gerekçesiyle içeri almıyor ve ulan belki biz eşcinseliz, partneriz diyerek gülüyorum. Zımba ile ilgili detaylar, süper eğlenceli, zeki bir herif olması, ve geçirdiği operasyon için vajinal rekonstrüksiyon diyen bir kız arkadaşına amını mı toplattın, diye sorması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli refusal'lar sonunda güzel bir yere kapağı attığımızda bira eşliğinde demleniyoruz ve Anten'in arkadaşı Zambak bize katılıyor. Zambak beyaz tenli, ince, güzel, sevimli bir genç kız. Saatler gece yarısına doğru ilerlerken bir Gay Bar'a gidilip dağıtmaya karar veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harbiye'deyiz ve gittiğimiz barın kapısında hasır bir tabağın içinde kare şeklinde paketler mevcut. Zambak'la paketleri elimize alıp, evirip çeviriyoruz, ardından görevli tarafından prezervatif oldukları konusunda aydınlatılıyor, gülerek yerlerine bırakıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşcinsellikle seksin sürekli beraber gitmesi ilginç. İçinde eşcinsellik ve cinselliğin beraber olmadığı cümle kurulamıyor. Sanki eşcinseller heteroseksüellerden daha seks düşkünüymüş gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri girdiğimizde dev projeksiyon aleti ile duvarda üstü çıplak servis yapan garsonlarla çılgın atılan yılbaşı partisinin görüntülerinin yayınlandığını farkediyoruz. Ortalıkta iki buçuk metrelik dev bir travesti dolaşıyor. Birbirinden marjinal tipler volta atıyor. Sürtünenler, alev alanlar, Fransız öpücüğü verenler ve orada ne iş yaptığı belli olmayan oduncu gömleğiyle, tepesi kel, devlet memuru tipli bazı herifler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de gömleği fora ediyor ve dansa katılıyorum. Tuvaletteki garip ışık altında kolsuz tişörtüm gece vakti otoban kenarında çalışan turuncu montlu belediye görevlileri gibi parlıyor. Zımba gelip dansa katıldığımda biraz kol çalışırsam şahane olacağını söylüyor. Zambak'la karşılıklı dans ediyorlar, üçlü biraz takılıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatler biri vurduğunda ertesi gün iş olduğundan izin istiyorum ve çıkıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün Zımba ile konuşuyoruz, akşam ne yaptıklarını soruyorum. Beraber Zambak'ta kalmışlar, nasıl yani diyorum. Zambak'ın sevgilisi vardı hani? Herif ne diyor bu samimiyete?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlum diyor zımba, ben eşcinselim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabin basıncı düşüyor, düşüyor... Zımba'nın bizi Gay Bar'a götürmesi, Superstar aşkı gibi puzzle parçaları birleşiyor ve mallığım kafama vuruyor ve gülmeye başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zımba ekliyor, olm sen süzme salaksın, Zambak da biseksüel zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekran donuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4928320228020296644?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4928320228020296644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4928320228020296644&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4928320228020296644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4928320228020296644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/04/disko-bar-sandvic-dildo-ve-kabin-basnc.html' title='Disko-bar, Sandviç, dildo ve kabin basıncı'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sdpelzfs1XI/AAAAAAAAB8c/vtqoxXtzU4Q/s72-c/transsexual_wideweb__430x281.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2746981277567345555</id><published>2009-04-04T17:58:00.002+03:00</published><updated>2009-04-04T18:07:45.845+03:00</updated><title type='text'>Parizyen'den geç gelen müjde</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sdd1qVj5LiI/AAAAAAAAB8U/dAXkX2fhzHE/s1600-h/theguardian.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sdd1qVj5LiI/AAAAAAAAB8U/dAXkX2fhzHE/s400/theguardian.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320850854964178466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş, ne o öyle sürekli vurdulu, kırdılı hapishaneli, adalı, süper güçlü, zaman makineli bir dolu dizi; biz mahkeme dizilerini dramalarını özledik diyenlere, rumuzumuzu aldığımız Nick Fallin karakterinin başgüreştiği muhteşem dizi The Guardian bu aralar TNT ekranlarında cuma akşamları yatsı namazı sularında 23.30 gibi yeniden görücüde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simon Baker yine taş, Lulu yine sevimli, Baba Burton yine fosur fosur sigara içiyor. Seneler sonra yine aynı lezzet, eksiksiz. The Practise sevenler, Ally MacBeal hastaları bir ufak nostalji için bir ufak açın oturun TNT'nin başına yine önümüzdeki cuma. Bu hafta doğasına ihanet edip Lulu ile kilisede, ofiste pişiren Nick bombaları teker teker patlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yatıya da bekleriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2746981277567345555?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2746981277567345555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2746981277567345555&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2746981277567345555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2746981277567345555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/04/parizyenden-gec-gelen-mujde.html' title='Parizyen&apos;den geç gelen müjde'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sdd1qVj5LiI/AAAAAAAAB8U/dAXkX2fhzHE/s72-c/theguardian.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-8467806397105247693</id><published>2009-03-22T01:05:00.006+02:00</published><updated>2009-03-22T01:54:49.681+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Alarko kombi gerçek kombi gerçek horror</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScV5HMcfx_I/AAAAAAAAB8M/XlWDd73yiZQ/s1600-h/dizifilmizle_dabbe-filmi-izle.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5315788099687532530" style="WIDTH: 180px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 238px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScV5HMcfx_I/AAAAAAAAB8M/XlWDd73yiZQ/s400/dizifilmizle_dabbe-filmi-izle.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScV5At7-fmI/AAAAAAAAB8E/-w6tL2uMKWo/s1600-h/semum-turk-korku-film-izle.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5315787988418854498" style="WIDTH: 166px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 233px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScV5At7-fmI/AAAAAAAAB8E/-w6tL2uMKWo/s400/semum-turk-korku-film-izle.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk işi korku gerilim filmlerinin neden bu denli vasıfsız olduğuna dair milyar adet tez öne sürülebilir. Sermaye birikimi yoktur, dolayısıyla filmler düşük bütçelidir, efekt kullanma fırsatı kısıtlıdır, kısmen, kısmen, kısmen doğru; halkın geliri kısıtlıdır, filmler mümkün olduğunca geniş kitleye yapılır, bu yüzden çoğu tırttır, kısmen doğru; Türkiye uzun yıllar boyunca dışa kapalı, izole kalmıştır, bugüne denk iyi yönetmenler, iyi yapıtlarla tanışıp kendi tarzımızı oluşturma şansımız olmamıştır, kısmen doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ileri süreceğim tez ise bunların dışında olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzak Doğu işi korku filmleri okyanustan gelen canavarlar, eski halk öykülerinden çıkma uzun siyah saçlı kızları konu alır. Amerikalılar uzaylılardan tutun, bilumum mutasyon geçirmiş yaratıklara ve büyük çapta doğal afetlere kadar uzanan dev bir yelpaze kullanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de ise bunların hiçbirini konu yapamazsınız, komik olur. Yönetmen iyiyse de komik olur. Para varsa da komik olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Türk'ün derdi başkadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Amerikalıyı Masaçusets eyaletinden şaha kalkan katil arı kolonisiyle korkutabilirsiniz, ama bu memlekette ekonomik krizlerden midemiz öyle bir sırtımıza yapışmıştır ki, koloniden ve canımızdan önce ekinlerin haşat olma ihtimalini düşünürüz. Bunu düşünmemiz de doğaldır, çünkü bizim cebimizdeki para tek günde yarı değerine düşmüştür, insan hayattayken öldüğünde düşebileceğinden daha kötü duruma düşebilir burada. Yanlış anlaşılmasın, otuzlarda büyük buhranda Amerikalılar da işsiz kalmıştır ama, orada en azından işleyen bir ekonomi düzeni mevcuttur. İşsizliğin yükseldiği Fransa'da ve İtalya'da en azından güçlü bir sosyal devlet vardır.&lt;br /&gt;Burada asgari ücretle biraz ağır bir hastalık kaptın mı ailenin seninle sürüneceği garantidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuş gribi döneminde itlaf için gelen görevliye tavuklarını vermek istemeyen ve karımı alın tavukları bırakın diyen adamı hatırlayın. Gerizekalı haber bültenlerimiz bu haberi cahillik etiketi altında verdi. Bilmem kaç katlı dev plazalarda yaşadıkları için o tavukların herifin hayatı olduğunu onlar itlaf edilirse zaten kuş gribi kapmış kadar beter duruma düşeceğini anlamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 Şubat günü bir haber: Fabrika'da çalışan genç bir adam evinde kalp krizi geçirip üzüntüden ölüyor. Sebebi de 14 şubat günü yövmiyesini alamaması, sonuç olarak sevgilisine hediye alamaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse kusura bakmasın katil mercanlar bütün Akdeniz ve Ege'yi sarsa da, denizden on metrelik köpekbalıkları fırlayıp insanları canlı canlı yutsa da benim için bundan daha üzücü olamaz, olması mümkün değildir. İnsanca yaşamaya çalışan Türk insanı değil bir ay, bir hafta sonrasını hesap edemiyor. Bizim insanımızın hayatında sevişip bekaretini kaybedince Freddy Krueger'a kurban olan genç kız olmak değil, muhasebeden çağırılıp ücretsiz izne ayrılmak zorunda kalmak öncelikli korku sebebi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik öyle bir coğrafya ki, San Fransisco, Tokyo gibi dev depremler de yaşıyorsun, Amerika'nın okyanus kenarındaki eyaletleri gibi, Phuket gibi sokaklarını seller de götürüyor. Aynen Birleşik Devletler gibi kafayı sıyırmış çivili katillerin de var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bunlar bizim için o denli doğal hale gelmiş ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başedemediğimiz özürlü çocukları klostrofobik ardiyelerde zincirlememiz ne kadar doğal...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim plazadakiler bizde neden seri katil yok diye düşünürken parasızlıktan cinnet geçirip karısını, ardından çocuğunu, akabinde, kayınpederini, kayınvalidesini katleden adam ne kadar doğal...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikalı sinirlenip okul basan yeni ergenlerini belgesellere konu edip çözülmesi gereken bir sorun olarak ortaya koyarken, reddedilip sınıf arkadaşlarını ve sevdiği kızı falçatadan geçirenlerimiz ne kadar doğal...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizden sittin sene korku gerilim filmi çıkmaz, biz zaten dünyaya binlerce dolar borçla, yüz kişiden onunun girebildiği üniversite sınavlarıyla, bitmek tükenmez bir işsizlik, açlık, sefalet, cahillikle geliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz sigortasız çalışıyor, komik işsizlik maaşlarıyla teselli buluyor, işlemeyen bir hukuk ve siyasal sistemle cebelleşiyor, günümüzün yarısını zaten trafikte geçiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün hayatımız bunlarla ve daha kötüye gidebilecek milyon tane şeyle geçtiğinden, katil arılardan, köpekbalıklarından ya da izleyeni öldüren video kasetlerden tırsacak enerjimiz kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScV5HMcfx_I/AAAAAAAAB8M/XlWDd73yiZQ/s1600-h/dizifilmizle_dabbe-filmi-izle.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScV5At7-fmI/AAAAAAAAB8E/-w6tL2uMKWo/s1600-h/semum-turk-korku-film-izle.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Haliyle ortak tek korku kaynağımız, sürekli korkutulduğumuz kutsal kitabımız: Araf'lar, Dabbe'ler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en büyük Dabbe'miz ekonomik istikrarsızlığımız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-8467806397105247693?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/8467806397105247693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=8467806397105247693&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8467806397105247693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/8467806397105247693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/03/turk-isi-korku-gerilim-filmlerinin.html' title='Alarko kombi gerçek kombi gerçek horror'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScV5HMcfx_I/AAAAAAAAB8M/XlWDd73yiZQ/s72-c/dizifilmizle_dabbe-filmi-izle.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2595349999299328643</id><published>2009-03-20T01:10:00.004+02:00</published><updated>2009-03-20T03:40:51.792+02:00</updated><title type='text'>How I met Erhan Bey</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScLvbg8gB0I/AAAAAAAAB78/CGjT4mYqKN4/s1600-h/_Enjoy_your_breakfast__by_nocturnalMoTH.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScLvbg8gB0I/AAAAAAAAB78/CGjT4mYqKN4/s400/_Enjoy_your_breakfast__by_nocturnalMoTH.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5315073766229804866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Anne ile babanın beraber tatilde olmalarını fırsat bilip living maze ile evi disneyland'a çevirmişsin, bir sabah bakarsın annen prematüre bir şekilde başucunda hasıl olmuş bir gölgeden ibaret, babanla boşanmaya karar verdik diyor, sen daha yatakta doğrulup çapaklarını temizleyemeden kalkıp kapıyı ardından çekiyor, çıkıyor. İşte bu talihsiz serüvenler dizisinin başlangıcı, Erhan Bey ile nasıl tanıştık, onun hikayesi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Senelerden 1999, üniversiteye hazırlanıyorum, dershaneye başlamışım, o kadar fakirim ki Uzakdoğu'da saati 5 cent'e Nike ayakkabı diken yeni yetmeler yanımda sendikalı kalıyor. Okulda da vaziyet farklı değil; hangi gün dersen yıllık fotoğrafları toplandığında her biri Zümrüt'e gidip eli çenesinde, ciddi, yarı ciddi, kahkahalar atarak pozlar vermiş ve bu pozlardan önce en fotojenik onunu, sonra beşini, sonra ikisini ve sonunda birini seçerek eleme yapmış, o zamanın parasıyla ayda 250 milyon telefon faturasına gülen kolejli genç kızlarımızın bile oturup test çözdüğü günler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bir gün günlerden haftaiçi, annem geliyor ve diyor ki bana, derse gidiyoruz, kalk giyin. Ne dersi? Ha hö? demeye kalmadan kendimi pantalonumun içinde buluyorum, birkaç dakikaya da koşuşturan annemin peşisıra, caddelerinde sürünüyorum Moda'nın. Bahariye mektebinin önündeki korsan Cd'ciye selam verip karşı apardumandan içeri giriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarış Atı dershanesi bir adet küfürbaz coğrafyacı, bir adet nevrotik fenci, tepesinde pamuk ekilmiş kahverengi çim adamı andıran bir Türkçeci, bir adet türbanlı sekreter, vücut geliştirmeden emekli bir matematikçi ve Necmettin Erbakan gibi konuşan tiz sesli irticacı kimyacı'dan mürekkep Medrano sirki ile Amsterdam havaalanı arası bir yer. Ve ilk flörtümüz tepesi pamuklu çim adam Erhan Bey ile oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flörtümüz esnasında yanımda Saint Joseph öğrencisi Benekli de mevcut. Benekli esasen fen öğrencisi ama Türkçe netini arttırmak için aramıza katılmış; ben de Saint Benoit öğrencisi olduğumdan Benekli ile aramızda ezeli rekabet de bu açılış töreniyle start alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarısından çoğu o günlerde tuvalette sıçarken dahi test çözdüğümden Benekli'yi maymun etmemle geçen 1 saat 30 dakikalık fuzuli bir türkçe dilbilgisi tıraşının ardından annem geliyor ve ders nasıldı diyor doğal olarak, ekseriyetle lüzumsuzdu yerine, öğrendik bişeyler diyorum ve annemin bu nevrotik hallerini anlamlandıramıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz meltemlerinin estiği güzel bir öğleden sonra Yarış Atı'nın ofisine girdiğimde sekreterimiz Tel Zımba'nın karşısında 1.80'den kısa 1.85'ten uzun olmamak üzere uzun siyah saçlı güzelce bir kızın oturduğunu görüyorum. İsmi Spacebar desem şimdi sırıtıp duracaksınız bu kız hiç kafanızda canlanmayacak, o vakit Cımbız olsun adı, Cımbız benim girdiğimi görünce gözünün minimum required kısmıyla beni bir süzüp Zımba ile muhabbetine ben ofis bitkisiymişim gibi devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az dakika sonra emekli vücut geliştirici sırf sırt, sırf omuz 1.50 lik Dambıl hoca Cımbız ile benim matematik dersimize girince o sene rüyasında bile test çözmekte olan benim her boku bildiğim, son üç senedir hobileri arasında üniversiteye hazırlanıp kazanamamak olan Cımbız'ın ise Tabula Rasa olduğu ortaya çıkıyor. Cımbız Dambıl ile dört işlemi tekrar ederken ofisin duvarındaki röprodüksiyonları, Bahariye mektebinin bahçesinde top tepen çocukların sahaya yayılışını dikizliyorum. Cımbızın güzelliği ile kavrama yeteneği ters orantıda olunca koca bir ders bir taraftaki artı sayının diğer tarafa eksi olarak geçmesinin izahıyla sürüyor, bu öğrendiği inanılmaz matematik fenomeni Cımbız'ın kalan hayatını etkileyecek söylediğine göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıllara zarar dersin ardından Cımbız ile sohbet ediyoruz. Cımbız bana erkek arkadaşı Törpü'nün resmini gösteriyor. Akabinde cüzdanından mankenlik ajansında şeyederken çekilmiş siyah beyaz bir foto çıkıyor. Aaaa, uuu yapıyoruz, konuşmanın amacına ulaşmasıyla Törpü'ye hafiften kıl kapmış olan ben sek sek seken Cımbız'ı Altıyol Boğa'ya uğurluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve annem diyor ki Living Maze'in doğum gününe kadayıf troller tanrısı Erhan Bey de gelecekmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıçının kılları ağırmış belki doğru tanım değil ama ilk akla geleni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erhan Bey hayatımıza git gide daha fazla nüfuz ediyor, derslerden sonra bırakmalar oturup çay içmelere dönüşüyor ve sonunda sonu gelemeyen itirazlar silsilesini müteakiben living maze'in doğumgünü 3+1 şeklinde, 3 yerli 1 yabancı dizilişiyle kutlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün sonra annem diyor ki, "müjde müjde bize bundan böyle Erhan Bey bizde yaşayacak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erhan Bey'in yaşam alanını buldozeler mi tahrip etmiş? Meçhul. Şu hayatta tecrübe edebileceğiniz en acı olay evin içinde beyaz slip donuyla babanız olmayan kahverengi bir herifin turlamasıdır; bunun bilincinde olarak annemin "keyfin bilir, birlikte yaşamak istemezsen gidebilirsin" blöfünü görüyor, odamdan eşyaları toplamak suretinde kendimi hole atıyorum. Kendimi hole atmamla annem kendini kapının önüne atıyor ve duvarda yürüyen exorcist hesabı kollar ve ayaklar yere dik pozisyon alıyor. Öyle demek istememiş istersem kalabilirmişim. Evin ikinci katta olduğunun bilincinde salonumuzun penceresine doğru elimde çantam olmasına rağmen gidiyorum, annem aynı Exorcist duruşu yine sergiliyor. Taam taam diyorum öpüşüp barışıp ayrılıyoruz, her şeyi oluruna salıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevrotik biyolojist Kıvır hanım bir yandan saçının kenarını büküp dururken bir yandan da elinde olmayan sigarasını ağzına götürüyor, sigaranın ağzında olmadığını farkedince bir titreyip kendine geliyor, olmayan sigarayı mevcut kültablasına serpip kenarına dayıyor. Benekli Türkçe dersinin rövanşının peşinde, benim ise Biyolojiye dair hiçbir şey bilmem mümkün değil, küme düşmesi garanti ekiplerin prestij mücadelesinin ufak bir temsiliyim. Hücre yapısında debelenir, Benekli Mitokondri'lerle ilgili bir sual sorarken bana gereken kesinlikle kapıyı cart diye açıp içeri dalan Cımbız değil. Ama dalıyor işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl kelam ders sonunda Tel Zımba'nın boş masasının önünde Cımbız diyor ki Coğrafya'dan bir türlü anlamıyormuş, saat farkı Dünyanın ekseni yamuk olduğundan mı oluşuyormuş bilemiyormuş. Paraleller arası daralırken nasıl dakika farkı sabit kalıyormuş çözememiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine boş sınıfa giriyoruz, paralel, meridyenler, zaman farkları ile bezeli bir dünyada gezinirken Cımbız bana, omuzların ne geniş diyor. Grinviç anlatıyorum, dünyanın dönüş hızından bahsediyorum, atmosferden bahsediyorum Cımbız bana ses tonun çok çekici diyor. Ben ise Törpü'ye ne oldu, diye soruyorum kendi kendime. Sekse seke koşulan bir Törpü vardı ne oldu ona? Ders giderek Teletabi moduna dönüşüyor, anlattıkça Cımbız bis istiyor, istedikçe tekrar sahne alarak aynı şeyleri döne döne anlatıyorum, aynen haftanın gollerinin tekrarı gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte şu anda evde duş alıyorum ve içeriden Pamuk saçlı Kahverengi üvey şahıs Erhan Bey'in sesi geliyor: Cezalandırılmam icabediyormuş. Babam bu ayın okul taksidini şeyedemediğinden annemden istemiştim, o da hafiften küfreder gibi olmuştu, ben de pısmış idim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vesileyle Firdevs hanım yayılmacılığıyla evimizde önceden görülmemiş adetler hasıl olmaya başlıyor. Bugüne dek herhangi bir davranışım için Pavlov'un köpeği muamelesi görmemiş olan ben Erhan Bey annemi alttan alttan gazladığından bu sikindirik keyifsizlikler silsilesinden bunalmış vaziyette iki,üç kadim arkadaşımdan mürekkep yılbaşı eğlenmecesini iptal etmek zorunda kalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzeri olaylar silsilesi sonucunda bir akşam vakti living maze annem ile tartışıyor ve dostane olmayan bir üslupla kendini kapının önünde buluveriyor. Kendisini ci-ee! bak yıldızlara hop gittin bile! pollyannacılığı ile babanelere uğurluyorum, elimde bavulu, ben o gün ne akla hizmetse henüz arkasından gidemiyorum, ki 19 senelik yaşamımın yegane eşekliğidir. Bavul ikinci kez toplandığında Kadayıf Erhan Bey bu defa kapıya 9.15 barajı kuruyor, "şimdi gidersen annen çok üzülür" diyor ve bademciklerime kadar gelen safrayı yutarak ya sabır diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ofiste önümüzde fasikül fasikül ders kitapları; düşünüyorum, sırf sayı problemleri olan kitapla Benekli'nin kafasına bir koysam herif kesin ölür. Zaten son deneme sınavında ezeli rakibi, üstelik bir sosyalcinin matematikte full çekmesinden feci kıllanmış durumda. Ya ben onu oyucam ya o beni oyucak. Artık iş ölüm kalım işi. Tuğla gibi kitapları karıştırırken, "Bu Erhan pezevengi annemi gaza getirip kardeşimi evden kovdurttu" diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırnaklarını törpülemekte olan (hakiki törpü bu defa) Cımbız istifini bozmadan, "hıhım" diyor. Dudaklarının arasındaki incecik çizgiden bir ıslıkımsı sızıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Böyle giderse ben bu herifi geri dönüştürmek zorunda kalıcam" diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cımbız ilgisiz bir ifadeyle, "mümkün" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aslında bir bıçaklasam belki on sene yatarım ama en azından kafam rahat olur" diyorum, bulduğum binom sorusunu çözerken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cımbız, "fena olmaz" diyor, tırnaklarından artanları Yarış Atı'nın halıfleksine üflüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl gidiyor Törpü ile diye soruyorum, toparlanıp ayağa kalkıyor, bana "siktir et Törpü'yü" diyor, "ben seni öpmek nasıl birşey onu merak ediyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi Bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat o kadar siktiriboktan bir vaziyette tezahür ediyor ki betimlemek mümkün değil. 1999'a kadar 11 sene okula gidip basket oynamış 20-25 matematik sınavının en fazla beşinden geçer not almışım. Antremandan eve 11'de gelmiş sabah 6'da okula gitmişim. Bu tempoda nasıl kolej okuyabildiğim, mezun olmaya bu kadar nasıl yaklaşabildiğim tamamıyle meçhul. Ama son sene Fenerbahçe'den ilişiğimi kesince, öyle bir manyaklamacasına ders çalışmaya başlamışım ki bütün ortaokul lise matematiğini iki ayda silkelemişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul başarım Pamuk Erhan'ın eve yerleşmesiyle aynı doğrultuda devam ediyor. Üvey Baba ile yaşamış bir başka talihsiz Mehmet Ali Erbil'in de söylediği gibi her Allahın günü başlarına bişey gelsin eve gelemesinler istiyorsun ama her akşam o kilit aynı saatte dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilit döndükçe ben daha da kitapların içine giriyorum, dönem sonunda eğer babamı karnenin içine kenarı işlemeli Ramazan imsakiyesiyle keklediğim seneyi saymazsanız lise hayatım boyunca ilk defa eve teşekkür getiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu defa Cımbız diyor ki, "o senin annen, gittiğin iyi oldu bence."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1999 kışında ben o senin annen lafını temiz yirmi otuz defa daha duyacağım. Annem pamuk kafalı kahverengi çim adam Erhan ile evlenmeye karar vermiş, benim de iştirak etmem konusunda ısrar etmiş idi. Sonuç olarak katıldığım törene annemin milenyumun son yıl sürümünden bihaber arkadaşları ile Erhan'ın kimsesi katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikah çıkışında Cımbız ile bir cafe'de oturup kahve içiyoruz ve bir çift siyah gözü bana dikerek aniden hamile olduğunu söylüyor, kahvenin tamamına yakınını ahşap parkelere püskürtüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne? Ha? Nasıl? Şeklinde bir salaklaşmanın ardından çözüm aramaya, şundan elli kaat bundan yüz kaat para toparlasak ben seninle doktora gelirim Törpü gelmese de noktasına ulaşınca işler, Cımbız, "ay cınıııım" diyerek boynuma atılıyor ve beni denediğini, bu sınavı tam puanla geçtiğimi söylüyor. Törpü geçiciymiş, Cımbız ile Kirpi kalıcı. Cımbız hala beni öpmenin nasıl birşey olduğunu bilmiyor ama hayatta güzel şeyler de oluveriyor. En azından oluyor sanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik pek de hayırlı şeylere vesile olmuyor, bir bayram arefesi annemin tatilden arayıp babam kadar pezevenk olduğum konusunda beni aydınlatması ile benim de Moda günlerim son buluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moda'nın bitmesi demek, Yarış Atı'nın da bitmesi demek. Sikerim böyle aşkın ızdırabını terk edişimle babanemin evindeki içtimalar artık dokuz değil on kişiyle alınıyor; babanem, dedem, living maze, amcam, yeğenim, amcamın kızları, oğlu gibi dev bir liste. Arada babamın Göztepe'deki kiralık evine kaçıyorum ama orada işyerleri arasında tek ikametgah bizim olduğundan kaloriferler yanmıyor, kış olimpiyatları bizim salonda yapılıyor. İşte huzurlarınızda İsviçre kızak takımı, işte huzurlarınızda Kanada Hokey takımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler esrarlı bir hızla akıp giderken, Erhan ile annemle adliyede karşı karşıya geliyoruz. Annemin östrojen hormonları zirve yaptığında living maze'i okuldan almaya gidiyor, orada karşı karşıya geliyoruz, Göztepe'deki ev telefonuna haciz koyduruyorlar bu şekilde karşı karşıya geliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cımbız'dan haber yok, daha hafif bir tempoda çalışmaya devam ediyorum ve sonunda sınav sorularının çalınıp sınavın iptal edilmesini müteakiben bir ay kapak açmadan sınava giriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varan bir, pili biten saatin durması, varan iki ev telefonuna uyanmamız, varan üç il trafik müdürlüğünün öss sabahı yol çalışması yapmaya karar vermesi ve sonuç olarak 5 dakika geç girdiğim sınavdan başarıyla çıkıyorum. Şubat ayında Öss evraklarımın bulunduğu çantamın çalınması gibi ufak çapta felaketlere ise hiç girmedim dikkat ederseniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Üniversitesi iç sınavı ile ilgili bilmeniz gereken tek şey, sınavdan çıkıp iyi geçti diyen kimsenin kazanamadığı, girmem mümkün değil diyen herkesin ise kazanabildiğidir. Sınav esnasında yazı tura ile seçtiğim bölümün diplomasını cebime koyduğum bugün bile giriş sınavında oluşan bir hata vesilesiyle o okula girebildiğimden emin gibiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak o eylül günlerinde tüm evraklarımız hazır, babam ile beraber GSÜ kantininde denize nazır çay kahve ile saatler tüketirken, kaydın son günü bana sıra geliyor ve GSÜ'ye girmeyi başarıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babama dönüyorum ve diyorum, "ne seneydi anasını satayım..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şimdi Yarış Atı'ndayım, Dambıl diyor ki, bu Erhan Bey dolandırıcı ibnenin tekiymiş, öğrencilerden açıktan para alırmış da haberimiz olmazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırdım(!) diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin için evde pahada ağır yükte hafif ne varsa, mücavher, para, şu, bu aldı götürdü dedi bize, diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yuh, diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama biz inanmadık, diyor. Beni de kendim bıraktım sanmışlar, Erhan yüzünden olduğu akıllarına gelmemiş. Beni öldüm sanmaları daha akla yakın halbuse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar ay sırf şurayı sevdiğim için bu herife fazla bile katlandım, diyorum. Ücret ödemezler, bırakmak zorunda kalırım, derslerden geri kalırım diye tırsıp durdum, diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize para falan ödemedi ki, diyor. Biz de sen oğlusun diye para isteyemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu demesi, para vermedi demesinden daha çok dokunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve efendim son olarak 99 yılının temmuz ortaları, Cımbız'ı arıyorum, arkada fonda deniz, dalgalar, sahil müziği ile açıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vaay naber?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl kelam Cımbız beni öldü sanmış. Törpü'den de ayrılmış, şimdi başkası varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha sınav mı? Barajı geçememiş ama ek kontenjandan sekiz milyon kişi kayıt yaptırmazsa, bla bla bla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balık kavağa çıkınca Cımbız üniversiteye girecek yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kime ne oldu pasajı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 yılında babam, living maze, ben aynı eve taşındık.&lt;br /&gt;2001 yılında annemle barıştık. Cımbız'ı galiba Bakırköy'de deniz otobüsünde gördüm.&lt;br /&gt;2003 yılında Erhan dolandırıcılıktan hapse girdi, annem bunu boşadı. Babam ben demiştim dedi.&lt;br /&gt;2005 yılında Erhan'ın iktidarsız ve çocuk tacizcisi olduğu da ortaya çıktı.&lt;br /&gt;Babam yine ben demiştim dedi.&lt;br /&gt;2008 Erhan, dayımın nevrotik manyak eski eşiyle evlendi.&lt;br /&gt;2008 Babam ikinci kez evlenerek hayatını kaydırdı. Kirpi, Fındığını buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SON-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2595349999299328643?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2595349999299328643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2595349999299328643&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2595349999299328643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2595349999299328643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/03/how-i-met-erhan-bey.html' title='How I met Erhan Bey'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/ScLvbg8gB0I/AAAAAAAAB78/CGjT4mYqKN4/s72-c/_Enjoy_your_breakfast__by_nocturnalMoTH.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-98505321961080038</id><published>2009-03-11T15:32:00.007+02:00</published><updated>2009-03-14T13:43:20.520+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Öldür kendini, öldür kendini...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sbe99sBEy2I/AAAAAAAAB7k/6WrB96yfMjA/s1600-h/chuck-palahniukcredit.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311923152992127842" style="WIDTH: 375px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sbe99sBEy2I/AAAAAAAAB7k/6WrB96yfMjA/s400/chuck-palahniukcredit.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sbe-F_JjBCI/AAAAAAAAB7s/Z5OP0NsEbFM/s1600-h/chuckpalahniuk_b.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chuck Palahniuk okumanın en kötü yanı, onu okuduktan sonra yaptığınız diğer okumaların ciddi anlamda yavan kalması. Chuck okuyup King denedim, inanılmaz ağır ve detaycı geldi, Beigbeder okudum yüzeysel geldi, Can Dündar okudum, doğrudan ölüyorum zannettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Palahniuk okumak Disneyworld'de rollercoaster'a binmektir, bu yüzden arkasından gelen hep atlıkarınca hissi verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Şubat 1962'de doğan Chuck ailesiyle bir karavanda yaşarken anne ve babasının teker teker evlenmekle çok büyük bir hata yapıp potansiyelini tükettiğini farketmesiyle beraber kardeşleriyle dedeye postalanır. Okulda gazetecilik eğitimi alan Chuck yazar olana dek araba tamirciliği yapar ve dizel araçların kullanma kılavuzlarını yazar. Hayatının sadece işinden ibaret olmamasını istediğinden evsizlere yardım eder, engelli insanların dayanışma grubu toplantılarına gidebilmeleri için onlara eskortluk görevi yapar. Fazlaca bağlandığı bir hasta ölünce bu yardım işlerini bırakır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otuzlarına doğru koşar adım ilerlerken bir yandan da Kakafoni Kulübü'ne üyedir. Bu kulüp benim anladığım kadarıyla Flashmob benzeri faaliyetler yürüten yarı anarşist, marjinal bir buluşma yeriymiş. Noel Baba kılığında kucaklarına striptizcileri oturtup Noel şarkıları söyler, oyuncakçı dükkanlarında Barbie ve GI Joe'ların ses düzeneklerini söküp birbirine takarlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Palahniuk'un Fight Club'ı, esasında Project Mayhem adında bir kısa hikaye olarak doğmuştur ve bu Cacophony Society grubundan esinlenerek yazılmıştır. Orjinal eser, kitabın 6. bölümünden ibarettir ve kitap bu 6. bölümün etrafına yazılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fight Club aslında Palahniuk'un reddedilmek için yazdığı bir romandır. İlk çalışmasını kendi beğenmemiş, hikayesini zayıf bulmuştur, Invisible Monsters'ı yayıncı fazlaca müstehcen ve rahatsız edici bulup reddetmiştir, bunun üzerine kahramanımız, müstehcen mi? Al o zaman diyerek Fight Club'ı salıvermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fight Club'ın patlamasının ardından, 1999 yılı şahsi tarihine felaketler yılı olarak geçer. Babası Fred Palahniuk, Donna Fontaine adında bir kadınla çıkmaya başlar ve Fontaine'in tacizden içeride yatmakta olan ex'i Shackleford isimli mahkum, çıkar çıkmaz babasıyla sevgilisini öldürüp cesetlerini kadının ahşap evine sürükleyip ateşe verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar 73 Palahniuk hayranı kitaplarından esinlendikleri hayatı yaşamaya çalışırken can vermiştir. Bir yerlerden düşüp kafayı kıranlar, ezilenler, öldürülenler... Palahniuk bu şahıslara karşı daima mesafeli davranmış, caydırıcı ya da teşvik edici herhangi bir söz kullanmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Palahniuk adını basına açıklamadığı bir erkekle beraber yaşamaktadır ve evet eşcinseldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanlarının en karakteristik özellikleri nihilist karakterler, her kitapta bir ya da birkaç twist ending kullanması ve kısa cümlelerle sıfatlar yerine fiiller kullanmayı tercih etmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fight Club'da kenarını kıvırdığımız sayfaları &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/01/kabin-basnc-dm-hay-allah.html"&gt;kabin basıncı düşmüş hay allah&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/01/kltrel-buzul.html"&gt;kültürel buzul çağı&lt;/a&gt; postlarında aktarmıştık. &lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2007/02/ben-nickfallinin-oktan-semeli-yaamym.html"&gt;Fugitives and Refugees&lt;/a&gt; den de bahsetmiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sbe-pvtpvMI/AAAAAAAAB70/tw0AbllqDlw/s1600-h/1408382865_5ef26ad715.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311923909898648770" style="WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sbe-pvtpvMI/AAAAAAAAB70/tw0AbllqDlw/s400/1408382865_5ef26ad715.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Survivor yani Gösteri Peygamberi muhteşemdir. İntihar yardım hattı açan gazete numarayı yayınlarken hata yaparak kahramanımızın ev telefonunu verir. Tender, arayanları intihara teşvik eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kıza bağırıyorum: Canına tak etti mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni arayan insanların çoğu zaten ne istediğini biliyor. Bazıları ölmek istiyor ama biraz cesarete ihtiyaçları var. Dans kulübündeki bu kızla bir yere varamayacağımı düşünüyorum, o yüzden "Öldür kendini" diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne?" diyor.&lt;br /&gt;Öldür kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herifin biri Cebir II dersinden kaldığını söylemek için arıyor.&lt;br /&gt;Sadece pratik yapmak için, "Öldür kendini," diyorum.&lt;br /&gt;Kadının biri arayıp, çocuklarının çok yaramaz olduğunu söylüyor.&lt;br /&gt;Bir dakika bile vakit kaybetmeden, "Öldür kendini,"diyorum.&lt;br /&gt;Kadının biri telefonda filmin son seansının kaçta olduğunu soruyor.&lt;br /&gt;Öldür kendini.&lt;br /&gt;"Orası 555 13 27 değil mi? Moorehouse Sineması değil mi orası?" diye soruyor.&lt;br /&gt;Öldür kendini, diyorum. Öldür kendini. Öldür kendini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda televizyon denilen ruhlar insanları evinde ziyaret ediyor, dedi Adam.&lt;br /&gt;Bir arada olmaktan nefret ettikleri ama yalnız kalmaktan da korktukları için insanlar telefon denilen bir alet kullanıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir keresinde menajer bana "Beş yıl içinde kendini nerede ve ne yapıyor olarak görüyorsun?" diye sormuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menajere, cehennemdeki ilk bin yılımın giriş seviyesinde geçeceğini tahmin ettiğimi söyledim. Ama daha sonra idari kadroya geçmek istiyordum. Ekipten biri olacaktım. Bir sonraki milenyumda cehennemin pazar payı dev bir gelişim gösterecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların dışında Gösteri Peygamberine dönüşen kahramanımızın egzersiz kasetlerini müteakiben gündelik dualar kitabı piyasaya çıkar. Park yeri bulma dualarından, okumadan önemli evrak imzalama dualarına kadar inançları sömürmenin binbir yolu işlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıkanma bence en iyisidir. Azılı bir sekskolik Victor Mancini ve kadim dostu Denny, Dunsboro isimli 18. yüzyıl dönemini temsili adına turistlere açılan kasabada, uyuşturucu bağımlıları ile çalışmaktadır. Bu kasabadaki herkesin görevi nalburu, tüccarı başta olmak üzere kasabadaki tarihsel bir kişiliği tokalı ayakkabıları ve perukları da dahil olmak üzere birebir canlandırmaktır. Bütün problemli personel anakronizme alan bırakmamak için eski alışkanlıklara göre davranmak zorundadır. Kollarda saat yok, şarkı mırıldanmak yok, hatta samanlıkta mercimeği fırına verirken kondom kullanmak yok,Erasure şarkıları mırıldanmak yok. kasabanın yöneticisi ve aynı zamanda valisi bu kurallara uymayanları, misal o günün gazetesini okuyanları boyunduruğa bağlamakta ve itiraz halinde tazminatsız kapı dışırı etmektedir. Bu kasabada sütçü kız Ursula'nın puf puf u yüzünden gözleri kanlanan stoned inekler kadar, vali kasaba halkına açıklama yaparken yakınlarda bir havaalanına iniş yapan jetin motor gürültüsü gibi detaylar adamı koltuğundan düşürmekle kalmıyor; Palahniuk'un bu acınası yaşamların mecburiyetten tutturduğu işler ve karakterleri arasındaki çelişkiler resmen öldürüyor. Denny 31 çekmediği her gün için bir taş parçası toplamaktadır. Yine anakronizm yarattığı için sonunda suyu ısınmış ve toplanan sözde kasaba halkı önünde infazı gerçekleştirilip işten çıkarılma sürecinin tamamlanmasına karar verilmiştir. Ancak infazdan memnun olmayan Denny bu şekilde kovacağınıza bana birkaç taş verseydiniz güzel bir elveda jesti olurdu diye bağırdığında taş yani kafanın güzelleşmesi sözünü duyan bağımlı kasaba ahalisinin kafası tümden kalkıp valiye dönmüş, ve sonra hatalarını anlayınca da kızarıp öne eğilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seks güdümlüsü olarak yaşamak istemediğini söyleyen bu insanlara benim söyleyeceğim tek şey, boş verin gitsin olur. Yani hayatta seksten iyi ne var ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle söylerim; en kötü oral seks bile mesela en güzel gülü koklamaktan iyidir... En güzel gün batımını izlemekten de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir zaman ter fışkırtan, popoya kramp saplayan, kasık ıslatan bir orgazm kadar güzel şiir okuyabileceğimiz sanmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim yapmak veya opera bestelemek yeni bir istekli götle karşılaşana dek öylesine yapılan işlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seksten daha iyi bir şeyle karşılaştığınız anda hemen beni arayın. Bana da rezervasyon yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkasına yaslanıp tel gözlüğünün ardından bana bakıyor. "Dunsboro kolonisinde kasaba orospusu yoktur," der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki kasabanın delisi?" diye sorarım.&lt;br /&gt;Hayır anlamında başını sallar.&lt;br /&gt;"Yankesici?"&lt;br /&gt;Hayır.&lt;br /&gt;"Cellat?"&lt;br /&gt;Canlı tarih müzelerinin en berbat yanı bu işte. İşin en güzel yanını kesaba katmazlar. Mesela tifüs. Afyon. Zinacı kadınların göğsüne işlenen A harfi.&lt;br /&gt;Benim buradaki görevim, İrlandalı sözleşmeli bir uşağı canlandırmak. Saatte altı dolar kazandığıma göre işim aslında gayet gerçekçi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenleri dışarıda bekliyor. Birkaç saat önce öğrenciler dokumacının yanında yün eğirirken, biz de öğretmenle beraber tütsü odasında sperm nakli yaptık ve her zaman olduğu gibi kadın bunun romantik bir ilişkiye dönüşeceğini düşündü, ama durun bir dakika. Ben onun kaymak gibi pürüzsüz poposuna yüzümü gömmüşken kazara seni seviyorum dersem, bir kadının bundan çıkaracağı anlam inanılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa on erkekten onu da bunu sevdim demek ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denny "Çocuk doğurmak için izin alman gerekmiyor. Öyleyse niye ev yapmak için izin alman gereksin ki?" diye sorar.&lt;br /&gt;"Peki ya tehlikeli ve çirkin bir ev yaparsan?" diye sorarım.&lt;br /&gt;Denny "Peki ya tehlikeli ve göt gibi bir evlat yetiştirirsen?" der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[...]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;devam edecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sbe9zkvqP4I/AAAAAAAAB7c/r_cpixqW694/s1600-h/invisible-monsters-xander-lg.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311922979241344898" style="WIDTH: 277px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sbe9zkvqP4I/AAAAAAAAB7c/r_cpixqW694/s400/invisible-monsters-xander-lg.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-98505321961080038?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/98505321961080038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=98505321961080038&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/98505321961080038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/98505321961080038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/03/oldur-kendini-oldur-kendini.html' title='Öldür kendini, öldür kendini...'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sbe99sBEy2I/AAAAAAAAB7k/6WrB96yfMjA/s72-c/chuck-palahniukcredit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-5984425675478020989</id><published>2009-03-09T18:41:00.007+02:00</published><updated>2009-03-09T19:28:33.361+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜNCEL'/><title type='text'>Sirk kültürünün geri dönüşü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SbVOcIMkvEI/AAAAAAAAB7M/cIjdCshVn5g/s1600-h/Varmisin_Yokmusun01.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px; height: 202px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SbVOcIMkvEI/AAAAAAAAB7M/cIjdCshVn5g/s400/Varmisin_Yokmusun01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311237580696894530" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer 18. yüzyılın sonlarında sosyalleşmek istiyor olsaydınız, kendinizi tarihi Eski Roma'ya kadar dayanan konseptin modern sirklere dönüşümünü sembolize eden bir sirk çadırında, sahneyi çevreleyen sandalyelerden birinde, jonglörler, trapezciler, akrobatlar ve bilumum vahşi ama evcil hayvanı izlerken bulabilirdiniz. İzledikleriniz arasında sadece üstün yetenekliler değil, sadece aşırı çirkinlikleri, bedensel bozuklukları yüzünden tercih edilmiş körler, kamburlar, sağır ve dilsizler de bulunurdu. O dönemin ahlaki düzeyi çirkinleri hedefe portakal atarak suya düşürmeye mani değildi, hatta bugün de aynı şeyi, denk performansta çalışan çirkinlere güzel insanlardan daha az maaş vererek yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000'lerin başında reality show'ları keşfettiğimizde parola, sadece daha fazla kandı. Ne kadar kopuk kafa, ne kadar kesik bilek görürsek kardı ve bilezikleri için akrabasının kolunu kesen insanlara acımıyor, kızmıyor sadece şaşırıyorduk. O zamanlar da ikramiye devrettiğinde piyango bileti alacak kadar gerizekalıydık ama şimdilerin televizyon programları bu işte dip her neresiyse orayı bulmayı başardı, şimdi hepsi kayıp şehir Atlantis'in peşinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Var mısın yok musun fenomeni, tek kanallı dönemde Bülent Özveren'in şişe dibi gözlükleriyle sunduğu &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ben Bilirim&lt;/span&gt; programıyla karşılaştırıldığında nerelerden nerelere geldiğimizi gösteriyor. O zamanlar şişe dibi gözlüklerle bilgi yarışması sunan bir adama kitlenirken şimdilerde solaryum gazizi Acun'dan aşağısı kurtarmıyor, o zamanlar bilgi küpü görme engelli Hale Bacakoğlu'nu takdir ederken şimdilerde kutusunu küçük hissedip küçük açana bravo diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yarışmalar geçti halbuki şu ekranlardan; Mim Kemal Öke'nin sunduğu &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Haydi Bastır&lt;/span&gt; ile soruları yanıtlayarak petekte rakibinin önünü kesmeye çalışanlardan sonra bile, Süheyl ve Behzat Uygur'un Yılmaz Vural'vari tepinmeleri Matematik dedektiflerinin ardından Teletubbies izlemek gibi gelmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yarışmanın ne kadar tırt olduğunu ölçmek için iki kriter vardır, iki soru sorulur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Yarışmada sesinin güzel olduğu iddia edilen gerizekalı yarışmacılara şarkı söyletiliyor mu?&lt;br /&gt;2) Yarışmada rating düşünce özürlü yarışmacılar çıkartılıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte sirk kültürünün dönüşü de bu şekilde gerçekleşiyor. O eski sirklerin kambur, çirkin, kıllı gösteri adamlarının yerini bugünki dilsizler, yetimler almış vaziyette. O korkunç yaşam hikayeleri anlattırılarak bugünlerde ne kadar yaşam dolu olduklarını takdir etmemiz sağlanıyor. Onların özürlü doğan çocuklarına kutu açtırılarak para kazandırılıyor, yaratılan zorlama melodramlarla tv başında sadece başkalarının yaşamları gözlenerek saatler geçiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesinin güzel olduğu iddiasıyla mikrofon uzatılanlarsa ayrı bir fenomen. Sadece şarkıcının yorumunu taklit etmekten ibaret yarı detone bir ses stüdyoya yayılırken, aniden terk edilmiş tribine girerek gözlerini yumup göğsünü yumruklayan bir babunu takdir etmek zorunda hissediyorsun. O yarışmalar bunlara zıplama tahtası. Yetimhanede büyüyenler orada iş bulup hiçbir oyunculuk eğitimine tabi tutulmadan tv dizilerine atlıyor, şarkı söylemeye çalışanlar albüm yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SbVOHY1AInI/AAAAAAAAB7E/UspeGK_nMy8/s1600-h/serkul3.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 150px; height: 199px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SbVOHY1AInI/AAAAAAAAB7E/UspeGK_nMy8/s400/serkul3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311237224384176754" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SbVPKlmLPKI/AAAAAAAAB7U/6Qr0Rgc_hAw/s1600-h/Var+M%C4%B1s%C4%B1n+Yok+Musun+Nursel_evrennurselnb9.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 237px; height: 199px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SbVPKlmLPKI/AAAAAAAAB7U/6Qr0Rgc_hAw/s400/Var+M%C4%B1s%C4%B1n+Yok+Musun+Nursel_evrennurselnb9.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311238378862886050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Popüler kültür evimizin oturma odasını tanımadığımız insanlarla doldururken televizyonda görünmek için şart minimum gereksinmeler azalıyor. Herhangi bir yetenek sergilemeden de sadece kutu açıp kapayarak ünlü olabiliyorsunuz. Tabula Rasa  olsanız da alkollü araba kullanırken kaza yaptığınızda verdiğiniz gerzekce cevaplarla fenomen olabiliyorsunuz. Rezil olmanın mümkün olmadığı bir ülkede reziller rezili davranarak bileğinizin hakkıyla kazandığınız 15 dakikanın tadını çıkarabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık o çok izlenen televizyonların yayın akışında ucundan kafamızı işletebilecek en ufak bir program yok. Eğitici programlar kanallara ceza olarak veriliyor, bütün prime time dizinin ya da yarışmanın bir gün önceki yayınının tekrarı, kendisi ile kurtarılıyor. Düşük maliyet, yüksek kar.&lt;br /&gt;Popüler filmlerin paralı kanallara düşmesiyle insanların kopan parmakları yerine ellerinden fışkıran kırmızı sulara bakarak çığlıklar attığı sekizinci sınıf canavar filmlerine bile razı olur hale geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihinsel detoks, şimdi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-5984425675478020989?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/5984425675478020989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=5984425675478020989&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5984425675478020989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5984425675478020989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/03/sirk-kulturunun-geri-donusu.html' title='Sirk kültürünün geri dönüşü'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SbVOcIMkvEI/AAAAAAAAB7M/cIjdCshVn5g/s72-c/Varmisin_Yokmusun01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3005845558064826320</id><published>2009-02-27T23:09:00.006+02:00</published><updated>2009-03-09T18:30:22.511+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EDEBIYAT'/><title type='text'>Duygusal atıklar</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sahg2d_i5xI/AAAAAAAAB6s/oIYRNExZH9Y/s1600-h/duygusal+at%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307598649736488722" style="width: 400px; height: 266px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sahg2d_i5xI/AAAAAAAAB6s/oIYRNExZH9Y/s400/duygusal+at%C4%B1k.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Mutlu sonlarla ilgili en büyük sorun, hangi sonun mutlu olduğunu bilememeniz. Seksenlerde olsaydık mutlu son Meg Ryan'ın Tom Hanks ve oğluyla bir gökdelenin terasında, sonu gelmeyen tesadüfler zinciri vesilesiyle buluşması olurdu. Ne kadar naif! İkibinlerde ise mutlu son beyaz ve mavi haplar, kendini tekrarlayan trance tarzı müzik, birbirine dolanan diller ve 1.60 x 2.00 bir yatakta bolca sıvı alışverişidir. Eskiden bu alışverişe pornografi derdik, şimdilerde adı aşk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Biz artık Meg Ryan ile Tom Hanks'in o buluşmadan sonra eve gidip mercimeği fırına verdiği gerçeğini gözardı edemeyecek kadar gerçekçiyiz. Biz bir çöp öğütücüsü kadar tüketiciyiz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her yıl yeni modeli çıkan, her yeni modeli daha çok tüketen, daha hızlı tüketen, daha acımasızca tüketen bir makina.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorum ki bir gün, genetik mühendisliği zirveye vurduğunda internet üzerinden sağlıklı sperm satın alacağız. Şekil şekil kıçlardan oluşan katalogları inceleyecek ve en çıkık ve dik popoyu seçerek mirasçılarımızın böyle bir kıça sahip olması için para ödeyeceğiz. Eğer ki çocuğumuz kıçını bizden gözlerini güzel kıçlı şaşıdan alırsa, satıcı firmayı dava edeceğiz. Şu bir gerçek ki güzel insanların yaşama hakkının daha fazla olduğu bir dünyada mutlu son aslında gerçekten de hepsini yutmak. Bir şeyi yapıyorsan iyi yapmak, kara kuşak olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Chuck Palahniuk'un Choke'unu, ardından Lullaby'ını okuyunca, insanoğlunun üzerine kireç dökülmesi gereken her türlü hissiyatı üzerine bir kitap yazmaya karar verdim: Duygusal Atıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kitapta ben, Moğolistan bozkırlarında esen yelle koşuşan mutlu danaların Mongolian Barbeque'da altında demir kaşıkla tahta bölmelere doluşma hikayelerini anlatmak istedim. Şu bir gerçek ki insanın hayvanları tüketmesi doğada gözlemlediğimiz besin zincirinin beklenebilir bir sonucu. Her yerde büyük balık küçük balığı yer. Balinalar planktonları, timsahlar su içmek için çaresizce timsah kaynayan nehre yaklaşan maymunları, geyikleri yer. Tavuklarınki arka ayakları timsah tarafından kapılmış bir zebradan daha uzun süreli bir ölümdür, doğru. Etrafına doluşan 7-8 timsah tarafından canlı canlı yenen bir zebra tanrının sevgili kulu mudur? Belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da belki de asıl problem kendimizi vicdanlı saymamızdır. Shakespeare oyunlarını yeniden canlandırıp, ufak karidesleri canlı canlı kaynar suya atmamızdır. Lamartine okuyup duygulanıp, bir yandan ayaklar altında ezilen üzümlerle yapılan şaraplardan tatmamızdır. Hastalanan kedimizi veterinere götürüp iltihaptan kör olan gözüne ağlayıp, evde arka bacaklarının arasından sarkan taşakları kör bıçakla kesildiği için saatlerce can çekişerek ölen bir dananın parçalarını pilavın üstüne serpmemizdir. Helikopter böceklerinden esinlenip helikopterler, kuşlardan esinlenip uçaklar yapıyoruz. Bunlar bizi sadece hayvanlar dünyasının en zekileri yapıyor o kadar. Gaddarlıkta sığ suda bekleyen bir timsahtan önde ya da arkada değiliz. Bir oğlağı canlı canlı yutan dev pitondan zalim değiliz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayvansal ürünler tüketmeyen vejetaryenler... Çöp öğütücülerin arızalı parçaları. Salatalıkların koparıldıktan günler sonra dahi ölmediği, can çekiştiği, hatta kıtırdayarak etraflarıyla iletişim kurmaya çalıştığını biliyor muydunuz? neyse bu vesileyle benden öğrenmiş oldunuz. Bir başka mutlu son.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3005845558064826320?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3005845558064826320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3005845558064826320&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3005845558064826320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3005845558064826320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/02/duygusal-atklar.html' title='Duygusal atıklar'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/Sahg2d_i5xI/AAAAAAAAB6s/oIYRNExZH9Y/s72-c/duygusal+at%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-1762898990557541388</id><published>2009-02-23T19:46:00.002+02:00</published><updated>2009-02-23T19:56:37.873+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GETİRİN O GÜNLERİ'/><title type='text'>Dedenin foto albümü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SaLhVmpLqsI/AAAAAAAAB6c/fEmSr5EgwKo/s1600-h/tara0001.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 247px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SaLhVmpLqsI/AAAAAAAAB6c/fEmSr5EgwKo/s400/tara0001.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306051072262646466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Süper kahramanların kimlikleri hep bir muamma olmuştur. Dedemle babanemin fotoğraf albümünde bulunan bu şahsın da kimliği konusunda belirsizlikler var. Dedem sokağın aşağısında oturan Nejla Hanımın oğlu olduğunu iddia ederken babanem Şaziye'nin amcasının torunu olduğu konusunda iddialı. Kesin olan şey ise benim 30 yaşında bu resimdeki çocuğun sahip olduğu karizmaya sahip olmamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceketli, pantalonlu kabadayı çocuk, belki hepimizin bildiği kahraman tanımına uymuyor ama o kesinlikle bir kahraman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;he's the &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;" class="marker"&gt;hero&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; that nickfallin deserves, but not the one he needs right now ... and so we'll hunt him ... because he can take it ... because he's not a &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;" class="marker"&gt;hero&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;... he's a silent guardian, a watchful protector... a dark knight.&lt;/span&gt;&lt;span class="marker"&gt;.. Err... &lt;span style="font-style: italic;"&gt;With jacket and pants...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-1762898990557541388?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/1762898990557541388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=1762898990557541388&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1762898990557541388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1762898990557541388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/02/dedenin-foto-albumu.html' title='Dedenin foto albümü'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SaLhVmpLqsI/AAAAAAAAB6c/fEmSr5EgwKo/s72-c/tara0001.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-2781200805750706735</id><published>2009-02-16T18:21:00.002+02:00</published><updated>2009-02-16T18:37:10.716+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GENEL'/><title type='text'>Kendini Marangoz Sananlar Derneği</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SZmS-Jz2frI/AAAAAAAAB6U/LMdh-xx5UU0/s1600-h/kitaplik.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 174px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SZmS-Jz2frI/AAAAAAAAB6U/LMdh-xx5UU0/s400/kitaplik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5303431632688414386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan evinden kopup gurbette yaşamaya başlayınca en çok koyan şeyler, kitap, film ve oyun arşivlerinden de ayrılmak oluyormuş. O taşınmayı bütün hayatın kolilere doluşmasına benzetip sömürü yapan şair bozuntularına kanmayınız. Beylikdüzü'nden gelen eşyaları eve yığdığımızda ulan bu eve yerleşmek bir haftadan uzun sürer dedik ve olduğumuz yere çöktük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yavaş yavaş salon boşalmaya başladı, IKEA ve KOÇTAŞ'tan alınan dolaplar monte edildi, dolduruldu, ev yaşanır hale geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, evde monte mobilyaları icat eden arkadaşa teşekkür ilanımızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayesinde eline çekici geçiren Türk erkekleri olarak içimizdeki marangozu uyandırdık. O delikli çıkıntılı raflar, o vida sıkıştıran yuvarlak aparatlar... Nasıl bir fetiştir, zevktir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-2781200805750706735?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/2781200805750706735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=2781200805750706735&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2781200805750706735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/2781200805750706735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/02/kendini-marangoz-sananlar-dernegi.html' title='Kendini Marangoz Sananlar Derneği'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SZmS-Jz2frI/AAAAAAAAB6U/LMdh-xx5UU0/s72-c/kitaplik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-7071922582598365407</id><published>2009-02-05T12:37:00.005+02:00</published><updated>2009-02-05T12:50:07.849+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BIR OYUN OYNAMAK ISTIYORUM'/><title type='text'>Bir oyun oynamak istiyorum - 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SYrBmEzJnvI/AAAAAAAAB50/GNacmUuo4u0/s1600-h/P7280699.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SYrBmEzJnvI/AAAAAAAAB50/GNacmUuo4u0/s320/P7280699.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5299260771422281458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalabalık bir gece kulübünde elimizde içkimiz konser saatini bekliyoruz. Etrafta elinde sigara, kollarını sallayarak müziğe eşlik eden ve fotoğraf makinalarını kafalarının bir metre üstüne kaldırarak fotoğraf çeken gerizekalı konser kızları var. Bu kızlar aynı zamanda en öne geçebilmek için kalabalığı yarıyorlar, sonra biradan çişleri geliyor kalabalığı yarıp dönüyorlar, sonra çişten dönüp yine en öne geçebilmek için kalabalığı tekrar yarıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son ay pardon pardon diyerek geçen am bitinin arkasından;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamera tiksinmiş bir ifadeyle bakan suratıma odaklanıyor ve plan değişiyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepede titreyip duran eski bir ampul, ışığı kirli bir ameliyat masasına vuruyor. Terk edilmiş bir fabrikanın rutubetli, pis bir odasındayız ve mekanizma budur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirine paralel iki demir levha yere dik tavana doğru yükselmektedir. Yere paralel bıçaklar takılmış ve aralarında 20 santimlik bir boşluk kalmıştır. &lt;span style="color: rgb(255, 153, 0); font-weight: bold;"&gt;Konserde milleti yararak öne geçmeye çalışan gerizekalı konser kızı&lt;/span&gt; bu aralığın eşiğinde baygın yatmaktadır. Sırtındaki levha her üç saniyede bir on santimetre ilerleyerek onu bıçaklara doğru itecektir. Ya kendi rızasıyla bu bıçakların arasından geçecektir ya da bir yandan birbirine yaklaşan levhalar yüzünden delik deşik olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaç milleti ite kaka öne geçmenin nasıl bir hıyarlık olduğunu öğrenmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız uyanır kayıt başlar:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;I want to play a game&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ayy pardon, pardon, ayyy)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/11/bir-oyun-oynamak-istiyorum.html"&gt;Bir oyun oynamak istiyorum - 1&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-7071922582598365407?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/7071922582598365407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=7071922582598365407&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7071922582598365407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/7071922582598365407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/02/bir-oyun-oynamak-istiyorum-2.html' title='Bir oyun oynamak istiyorum - 2'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SYrBmEzJnvI/AAAAAAAAB50/GNacmUuo4u0/s72-c/P7280699.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3865096640760684942</id><published>2009-01-14T19:44:00.005+02:00</published><updated>2009-02-06T11:20:58.080+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GETİRİN O GÜNLERİ'/><title type='text'>Macerayı seven adam ve yeğeni</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SW4k-pPha8I/AAAAAAAAB2k/c5ZNDY6zw6E/s1600-h/tara0001.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 212px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SW4k-pPha8I/AAAAAAAAB2k/c5ZNDY6zw6E/s320/tara0001.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291207270848359362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bir önceki postta zulasını patlattığımı bildirdiğim sevgili amcam. Affetsin beni. Kendisi askerliğini bedelli yaptığından beni aile içinde en az askerlik anısı olan şahıs olma derdinden kurtarmıştır. Ekşi Sözlük'ü takip etmeyenler için Amcam ve Boğaz Köprüsünü tersten geçtiği bir anektodu burada da paylaşmayı vazife bilirim&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiç unutmam sene 88 ya da 89, &lt;a class="gb" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ilkokul"&gt;ilkokul&lt;/a&gt;dayım. o dönemler idolüm en küçük amcam, ki bahsi geçen dönemde henüz 19 yaşında ve istanbul'un gece hayatını arşınlarken en kral playboylara taş çıkarmakta fırtına gibi esmekte kendisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hatırladığım kadarıyla o senelerde belirli bir ritüelimiz vardı, gecenin bir yarısı ya da sabaha karşı telefonumuz çalardı, genelde arayan amcam ya da bir &lt;a class="gb" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=polis%20memuru"&gt;polis memuru&lt;/a&gt; olurdu, annem beni uyandırır, "amcanı yine karakoldan alıcaz, gelecen mi?" diye sorardı. ben hemen pijamalarımla fırlar, ayakkabılarımı giyer arabanın arka koltuğundaki yerimi alırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bahsi geçen karakola gider, babam dil dökerek, rüşvet vererek o gece kaza yapan, yan masadaki adamı döven, ya da dükkanların vitrinlerini indiren amcamı nezaretten çıkarırdı. arkadaşları hazırlıklı olduklarından (eğer hala sağlamsa) karakolun önünde arabalarında onu bekler, çıkınca da hep beraber geceye devam etmek için bambaşka mezralara akarlardı. bazen babam bana "sen de gidecen mi amcanla?" diye takılırdı. ben takıldığını anlamaz renkli renkli kıyafetler giymiş, filmlerdeki telekızlara benzeyen fileli çoraplı, derin göğüs dekolteli ablalara bakar, utanır, arabanın arka koltuğuna kaçardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her neyse velhasıl kelam, amcam atak, hareketli bir insan, bir girişimci ve aynı zamanda [yazının burası aile eşrafı tarafından sansürlenmiştir] idi. &lt;a class="gb" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=burak%20hakki"&gt;burak hakkı&lt;/a&gt;sı, &lt;a class="gb" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=burak%20kut"&gt;burak kut&lt;/a&gt;u, şunun davulcusu, bunun gitaristi her türlü adam daha ünlü olmadan göte parmak arkadaşıydı. babaannem hala zaman zaman bir burak kut vardı ne oldu ona, hani evde gitar çalardı, şu çocuk resim yapardı, diyerek sorar bazılarını ben de şaşırırım hatırlamasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gün amcam "ben bu akşam televizyona çıkacam anne, akşam seyredin." müjdesini verdiğinde beklentilerimiz elbette farklıydı. ünlü arkadaşları var ya, reklamda oynayacak dedik, bekledik reklamları, hepsini izledik çıkmadı hiçbirinde. haberleri bekledik, ne oldu, kaza oldu da orada arkada mı göründü acaba dedik, haberlerde de çıkmadı amcam. akabinde &lt;a class="gb" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ugur%20dundarla%20quake%20arena"&gt;uğur dündarla quake arena&lt;/a&gt; programı başladı ve şaşkınlık içerisinde izlemeye başladık:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;a class="gb" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=gece%20yarisi%20koprude%20olum%20yarisi"&gt;gece yarısı köprüde ölüm yarışı&lt;/a&gt;!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18-19 yaşında motorlu, arabalı gençler sabaha karşı saat ikide boğaz köprüsünde ters yönde yarışlar yapıyor. sadece kendilerininkini değil başkalarının hayatını da tehlikeye atıyorlar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu esnada ekrandan önleri kaldırılmış motorlar son sürat geçiyorlar... karşıdan araba gelse paramparça olacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"tatminsizlik, arsızlık gençlerimizi nereye götürüyor?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki araba son sürat yarışıyor... birbirlerine sürtünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz bunları dehşetle karışık bir şaşkınlıkla izlerken amcam kıvırcık saçlarını savura savura ters yönden motoruyla gelip kameranın önünde pati çekiyor, aracını yan çeviriyor bir tur dönüyor ve objektiflere sırıtmaya başlıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;babaannemi &lt;a class="gb" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=kolonya"&gt;kolonya&lt;/a&gt; ile zor kendine getiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Amcam bu kasım ayında ikinci evliliğini yaptı ve eşi üç aylık hamile. Ultrasound'da erkek olduğu anlaşılmış. Amcamı biraz tanıyorsam o çocuk kafasında kaskla çıkar motoru da sezaryenle alırlar.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3865096640760684942?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3865096640760684942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3865096640760684942&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3865096640760684942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3865096640760684942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/01/maceray-seven-adam-ve-yeeni.html' title='Macerayı seven adam ve yeğeni'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SW4k-pPha8I/AAAAAAAAB2k/c5ZNDY6zw6E/s72-c/tara0001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-5727471433068069513</id><published>2009-01-14T18:51:00.002+02:00</published><updated>2009-01-14T19:39:40.045+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GETİRİN O GÜNLERİ'/><title type='text'>Premier Baiser</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SW4ZMfC68bI/AAAAAAAAB2c/9rLImLbMqEA/s1600-h/Temple_erotic_detal3.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 239px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SW4ZMfC68bI/AAAAAAAAB2c/9rLImLbMqEA/s320/Temple_erotic_detal3.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291194314489786802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memleket dahilinde cinsellikle ilk tanışma genellikle aile büyüklerinin zulalarını patlatarak oluyor. On kişiye sorduk en popüler cevap bu çıktı. Sayfaları yapışmış Playboy'lar, Penthouse'lar, Emmanuel serisi sağolsun meme ucu, kasık kılı ve kuku ile tanışan gençler hayatlarının kalanını bu tecrübe vasıtası ile edindikleri bilgilerin üstüne koyarak idame ettiriyor. Ben de bir istisna olmadım elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk aşk dediğin nedir? Genellikle ilkokul sıralarında tanıdığın, kafasında pembe kurdela ve tokalı, saçlar iki yandan fiskiye şeklinde ayrılmış bir kız çocuğu; flört dediğin o kızın saçını çekip kaçma, yakalamaç oynarken ona yakalanma, bizden size kim düşer oynarken kızın tuttuğun yeri açamayıp(!) elinden tutma. Başka hareket alanın yok zaten. Gerçi sonradan duyduğuma göre etek kaldıran, o yaşta şişe çevirmece oynayanlar varmış, Allah onların belasını versin. Ben o yaşta ne kadar abazan olunabiliyorsa o kadar abazandım, herifler neler yapıyormuş?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haksızlık etmemek lazım, babamın zulasını patlattığımdan yaşıtlarımın çoğundan fazlasını gördüğüm söylenebilir. Herkesin ilk aşkı o fiskiye saçlı kız iken benimki Kasım güzeli Veronica idi, ve Veronica'nın ikametgahı babamın yatak arasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veronica 24 yaşında bir Çek güzeliydi. Bronz teni, kumral saçları mavi gözleri ile bugün dahi zevkimi şekillendiren yegane kadındır. Erkeğini uçuran Veronica'nın, her erkek dergisinde olduğu gibi çıplak resimleri yanında resimden bağımsız kel alaka demeçleri, çarpıcı ve ima dolu başlıklarla okuyucuya sunulmuştu. Elindeki fuları boynunun arkasından dolayan, sağ kalçasını kaldırıp, sol eliyle poposunun sol lobunu avuçlayarak adamı bütün içine alacakmış gibi bakan çek güzel biri geçirmeden uyuyamadığını(!) söylerken ben, gece birden önce uyuyamıyorsa sabah nasıl kalkabildiğini merak ediyordum. Böylesine saf bir aşktı benimkisi. Okuldan gelir gelmez, annem ve babam evde olmadığından koşa koşa yatak odasına gider Veronica ile buluşur, masum(!) güzele uzun uzun bakardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıçına girmiş siyah donu ile sol profilden şuh şuh bakan Veronica ile aşkımız maalesef kötü bitti. Çünkü ben her nasılsa kızın parmağındaki yüzüğü farkettim, ve Veronica ile evlenip onu bu sefil hayattan kurtarma planlarım suya düştü. Yaş itibariyle parmağında yüzük olan herkesi evli sandığımdan Veronica bir anda benim için yenge oluvermiş, ilişkimiz oracıkta bitivermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye amcamın zulasının patlatınca devam edebildi. Üç erkek kuzen bir araya gelince yapılabilecek en parlak aktivite madenciliktir ve elbette en haylazımız olan Kızıl elinde üç dergiyle sırıta sırıta gelerek kahramanımız olmuştur. O güne dek erkeğin çubuğu, kızın deliği olduğunu, ve seks dediğinin sadece bunların birbirine sürtmesi olduğunu sanan ben bu dergilerde gördüklerimle şoka girmiştim, o kadar ki oha falan olmak solda sıfır kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen dergilerden &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kral&lt;/span&gt; dönemin en leş dergisiydi, erotik falan değil bildiğin hard pornoydu. Nedense kıçına don giymeyen kıvırcık saçlı kız ile tepesi açılmış yandan saçlı bıyıklı şahıs bir konserde tanışıyor, çıkışta aracı arkadaki ormanlığa çekiyor ve aktivitelerde bulunuyorlardı. Bu fotoromanlardan sırasıyla erkeğin çubuğunun kadının deliğine girdiğini, sayfayı çevirince oha dibine kadar girdiğini, ardından çüş, çubuğun alttaki iki topla dahi girebildiğini, sonra peh peh sadece girmekle kalmayıp girip çıktığını, sonlara doğru çağlayanlar gibi çağlayan beyaz bir sıvı bıraktığını ve en sonunda da bu sıvıyı sadece deliğe değil kıvırcık saçlı kızın karnına beline, göğsüne, suratına, ağzına ve saçına kadar yönlendirebileceğini öğrendim. Milli eğitim bakanlığı onaylı müfredata dahil olmadığından bu fazla yükeleme şok cinsellik dersiyle error state'e geçip bu işin pek de steril ve hijyenik olmadığına karar vermiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne bu karar, ne de ilk canlı meme gördüğümde body'nin üstünde dev gibi görünen sutyenin içinden mandalina kadar çıkmış olması, bugün 28 yaşında olan bana &lt;span style="font-style: italic;"&gt;post ejaculation syndrome&lt;/span&gt; anları dışında etki etmemiştir. Hala göğüs çatalı cümle içinde dahi geçse kitlenip kalıyorum, erkek olmanın dezavantajları işte. Bu tepkiyi tek göğüs çatalına vermeyi kararlaştırmaya evlilik, bu paragrafın zorlama son iki cümlesine ise otosansür diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Veronica kuvvetle muhtemel şimdi torunlarını seviyor, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;biri geçirmeden yatıyor&lt;/span&gt;dur. )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-5727471433068069513?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/5727471433068069513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=5727471433068069513&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5727471433068069513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5727471433068069513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2009/01/premier-baiser.html' title='Premier Baiser'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SW4ZMfC68bI/AAAAAAAAB2c/9rLImLbMqEA/s72-c/Temple_erotic_detal3.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3138163771230015090</id><published>2008-12-29T19:08:00.003+02:00</published><updated>2008-12-29T19:11:33.659+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONCE BEN GORDUM'/><title type='text'>Anita Briem</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVkEDEORKhI/AAAAAAAAB2E/b1RAhlftt2k/s1600-h/anitabriem.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 381px; height: 254px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVkEDEORKhI/AAAAAAAAB2E/b1RAhlftt2k/s320/anitabriem.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285260088415693330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisi &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Journey to the center of the earth&lt;/span&gt;'te arzın merkezine seyahat ederken görüldü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-3138163771230015090?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/3138163771230015090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=3138163771230015090&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3138163771230015090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/3138163771230015090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2008/12/anita-briem.html' title='Anita Briem'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVkEDEORKhI/AAAAAAAAB2E/b1RAhlftt2k/s72-c/anitabriem.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-4573436450238072355</id><published>2008-12-29T18:38:00.004+02:00</published><updated>2008-12-29T18:53:08.260+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><title type='text'>Four Leaf Taybak'i kurtarmak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVj9AuwlRHI/AAAAAAAAB18/ScY6Tf746aY/s1600-h/robert-downey-jr-tropic-thunder.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 256px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVj9AuwlRHI/AAAAAAAAB18/ScY6Tf746aY/s320/robert-downey-jr-tropic-thunder.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285252351712904306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tropic Thunder'ı izlemiş ve vasat bulmuş olan çok amma ve lakin bu filmdeki dokundurmalar, giydirmeler, parodiler, göndermeler beni öldürüyor arkadaş. Tugg Speedman'ın oynadığı "özürlü çocuk" merkezli sikindirik drama &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Simple Jack&lt;/span&gt; ile ödül avcılığı yapan &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tom Hanks&lt;/span&gt;'e, DVD yorumları yayınlanana kadar oynadığı karakteri bırakmadığını, onun senaryoyu değil senaryonun onu okuduğunu idia eden &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kirk Lazarus&lt;/span&gt; isimli muhteşem gerzuba ile metod oyuncularına, Recep İvedik fiziğiyle Tom Cruise'un aşmış bir performans sergilediği Less Grossman ile yapımcılara değdiren filmde Kirk'ün öldüren diyalogları mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirk'ün en önemli özelliği kendisini oynadığı karakterle feci şekilde bağdaştırması ve onu sahiplenmesi. Herif zenci çavuş rolünün hakkını verebilmek için estetik ameliyat geçiriyor. Dahası filmde kavga ederken bile zenci ağzıyla konuşarak Alpa Chino'yu delirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001774/"&gt;Tugg Speedman&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: This is insane. Are you really going to abandon this movie? We're supposed to be a unit! &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Suck my unit!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-0-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Everybody knows you never go full retard. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001774/"&gt;Tugg Speedman&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: What do you mean? &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Check it out. Dustin Hoffman, 'Rain Man,' look retarded, act retarded, not retarded. Counted toothpicks, cheated cards. Autistic, sho'. Not retarded. You know Tom Hanks, 'Forrest Gump.' Slow, yes. Retarded, maybe. Braces on his legs. But he charmed the pants off Nixon and won a ping-pong competition. That ain't retarded. Peter Sellers, "Being There." Infantile, yes. Retarded, no. You went full retard, man. Never go full retard. You don't buy that? Ask Sean Penn, 2001, "I Am Sam." Remember? Went full retard, went home empty handed...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-0-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: No, I always wanted to. I guess I just never had the courage to ask. It's complicated. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Nah! It's simple as pie man, you plant your feet on the ground, you look her square in the eyes you say "Hey! baby, you and me's goin' on a date, that's in the story"... What's her name?&lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: ...Lance &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;You say 'Listen here, Lance'... Lance? What the fuck did I just hear? Lance?  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0059431/"&gt;Kevin Sandusky&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Did you just say Lance? &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: No! No, I didn't say Lance. I said Nance. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0059431/"&gt;Kevin Sandusky&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: It sounded a lot like Lance. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Dammit, I'm Alpa Chino! 'I Love Tha Pussy', aight? Lay yo ass back down and look at the stars. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: When you wrote 'I Love Tha Pussy', was you thinking about danglin your dice on Lance's forehead?&lt;br /&gt;&lt;a name="qt0477786"&gt;&lt;/a&gt;  &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: [&lt;i class="fine"&gt;Alpa reveals he is gay&lt;/i&gt;] &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;It's Hollywood, man! Everyone turns gay at some point!&lt;/span&gt; &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: I'm not gay! I love tha pussy!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-0-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: And why am I in this movie? Maybe it's because I just knew I had to represent, because they had one good part in here for a black man and they gave it to Crocodile Dundee!&lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Pump your brakes, kid. That man's a national treasure. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: I just wanted to thrown another shrimp on your barbie! &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: That shit ain't funny. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0059431/"&gt;Kevin Sandusky&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Hey, fellas... it's hot! We're tired! It stinks! &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: I ain't fuckin' with you, Kangaroo Jack. I'm sorry the dingo ate your baby! &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: You know that's a true story? Lady lost a kid. You're about to cross some fuckin' lines. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0059431/"&gt;Kevin Sandusky&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Guys, relax! &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: You know what? Fuck that, man! I'm sick of this koala-huntin' nigga tellin' me- &lt;br /&gt;[&lt;i class="fine"&gt;is cut off as Lazarus slaps him; goes to punch back&lt;/i&gt;] &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: [&lt;i class="fine"&gt;blocking the punch and pulling Alpa into an embrace&lt;/i&gt;] For four hundred years, that word has kept us down. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: What the fuck? &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Took a whole lotta tryin' just to get up that hill. Now we're up in the big leagues, gettin' our turn at bat. As long as we live, it's you and me, baby...&lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1040365/"&gt;Alpa Chino&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: [&lt;i class="fine"&gt;pulling away&lt;/i&gt;] That's the theme song to The Jeffersons. Man, you really need help. &lt;br /&gt; &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000375/"&gt;Kirk Lazarus&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;: Just because it's a theme song don't mean it's not true.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-0-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-4573436450238072355?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/4573436450238072355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=4573436450238072355&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4573436450238072355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/4573436450238072355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2008/12/four-leaf-taybaki-kurtarmak.html' title='Four Leaf Taybak&apos;i kurtarmak'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVj9AuwlRHI/AAAAAAAAB18/ScY6Tf746aY/s72-c/robert-downey-jr-tropic-thunder.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-1799518084465658055</id><published>2008-12-29T18:32:00.002+02:00</published><updated>2008-12-29T18:36:13.816+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ONCE BEN GORDUM'/><title type='text'>Rachel Hurd wood 2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVj72isWWwI/AAAAAAAAB10/KF27rWTi7rY/s1600-h/rachelhurdwood1.JPG"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 369px; height: 242px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVj72isWWwI/AAAAAAAAB10/KF27rWTi7rY/s320/rachelhurdwood1.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5285251077163604738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;saçlarını dağıtırsın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;rüzgarlara bırakırsın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;sen sevmeye yakışırsın &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;seni sevmeyen ölsün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:trebuchet ms;" &gt;&lt;a href="http://nick-fallin.blogspot.com/2008/09/rachel-hurd-wood.html"&gt;Rachel Hurd Wood 1&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-1799518084465658055?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/1799518084465658055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=1799518084465658055&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1799518084465658055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1799518084465658055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2008/12/rachel-hurd-wood-2.html' title='Rachel Hurd wood 2'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVj72isWWwI/AAAAAAAAB10/KF27rWTi7rY/s72-c/rachelhurdwood1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-5356604135870721828</id><published>2008-12-25T12:33:00.006+02:00</published><updated>2008-12-25T14:13:11.869+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GETİRİN O GÜNLERİ'/><title type='text'>Önce emniyet sonra hareket</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVNp8JnkvYI/AAAAAAAAB1s/rPQfoEBmnwE/s1600-h/INGLOR.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 210px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVNp8JnkvYI/AAAAAAAAB1s/rPQfoEBmnwE/s320/INGLOR.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5283683269930696066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moda'da maymun gibi ağaçlara tırmanıp beyaz, kara dutları koparıp ağzın burnun yara içinde kalana kadar yiyebildiğin, bahçelerden incirleri hüpletip ishal olabildiğin günlerdi. Moda Sahili dediğin yerde henüz yürüme, koşu parkuru yoktu. Babalarımızın denize girdiği ahşap iskele terk edilmiş çürümekteydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şair Nefi Sokak'tan cami yönüne giderkene marketin bulunduğu sokaktan sağa sapınız, sonra tekrar sağ, hemen sol derken çıkmaz bir sokakta bulacaksınız kendinizi. Bir elli metre daha ilerleyiniz, işte dut ağaçları solunuzda, çayır ise sağınızdaydı. Şimdi dev apartmanların konuşlandığı arsa bir zamanlar Mustafa Çayırı olarak bilinirdi. Pek çok Modalı veled hayatındaki ilk mahalle maçını bu çayırda yapmıştır. Şimdiki veledler ilk maçlarını PS2'de yapıyor. Kim daha şanslı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokuldayım, bütün arkadaşlarım kapıcıların çocukları o zamanlar. Bitmek bilmeyen yaz günlerinde dağ gibi yayılmış ödevler beklerken Mustafa Çayırında binbir aktivite bizleri bekliyor. Kah bisiklet tepelerinde yokuş aşağı adrenalin, kah plastik topla taştan direk, çift kale futbol. Ya da konumuz olduğu üzre laz müteahitlik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diken var Badem var. Kardeş bunlar. Diken'in saçları dimdik, burnunda sürekli sümük var. Her nefes verdiğinde bu yeşil sümük on santim uzuyor, bir hık içine çektiğinde burnuna geri dönüyor, sonra tekrar iniyor. Bu şekilde bir devridaimi var Diken'in. Badem de bunun abisi. Genelde aktiviteler Badem ile oluyor, Diken olaya ombudsman ve fasulye olarak sonradan katılıyor. Diken cılız biraz. Yetersiz beslenmeden diyeceğim; gerçi Moda'da kapıcıların hali vakti yerindedir, fena değildir o ayrı. Düz mantıkla Diken yetersiz besleniyorsa Badem'in de yetersiz beslenmesi gerekir ama Badem Orc iken Diken Hobbit. Hatta Badem doğrudan Diken ile beslenmiş gibi. Böyle esrarlı durumlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diken, Badem ben bir gün Mustafa Çayırında kendimize çok gizli bir ev yapmaya karar veriyoruz. Fikir bana ait, muhtemelen Enid Blyton'un sekiz kafadarlar, yedi kankalar, altı biraderler tarzı kitaplarından birinden esinlenmişimdir, kulüp evi hesabı. Tabi burası Amerika değil, babamızın bize bahçedeki incir ağacına ahşap ağaç evi yapacak hali yok. Bizim penthouse'umuz Çayırda olacak, taştan olacak (güya) yazın serinletecek, kışın da ısıtacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevre inşaatlardan yürüttüğümüz taşlarla başlayan inşaatı, dedemin bakkalından yürüttüğüm kurdela ile temsilen açıyoruz. Her gün belli saatlerde Diken, Badem ve ben herkeslerden gizli, klassifayd operasyonumuzu yürütmek üzere geliyor, taşları elden ele imece usulü gecekondumuza taşıyor, duvarları yavaş yavaş örüyoruz. Hiçbirimizin konuya herhangi bir yeteneği yok, iş tamamen doğaçlama. Bildiğin gerzek gerzek çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden bir gün yine yaz güneşi ensemizde boza pişirirken son kalan harçlığımla Badem'e oğlum bakkaldan üç kola kap gel, serinleyelim lan diyorum. Badem gidiyor, inşaatta Diken ile ben kalıyoruz. Personel yetersizliğinden elden ele gitmesi gereken taşlar şimdi karpuz gibi fırlatılmaya başlanıyor. Önce yumruk büyüklüğünde taşlarla başlıyorum, sonra Nadide Sultan Memesi kadar, kafam kadar derken ben her nasılsa fasulye Diken'in bu taşları ıkına ıkına yakalayıp taşımaya çalışmasıyla çok eğlenmeye başlıyorum. Tabi daha ilkokulda olmanın ve havanın gereksizce sıcak olmasının getirdiği gerizekalılık da var. Bu gerizekalılık halen de mevcut ama daha başımı o gün yaklaştığım kadar belaya sokmuş değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu imece usulü Diken'e eziyet faslının zirve kısmı götüm kadar bir kayayı kucaklayışım ve göğüsten çıkararak Diken'e fırlatışımla oluyor. Taş elimden çıktığında ne bok yediğimi farkediyorum. Zaten sürekli abi, dur, yapma, etme diyen Diken'in gözleri zebellah gibi kayayı görünce fal taşı gibi açılıyor, başına gelecekleri anlayıp sus, pus oluyor herif; çubuk makarna misali kolları kafayı korumak üzre başın üstüne kalkıyor, ancak kaya daaan diye kafaya inerek gümm diye düşüyor, toprağa saplanıyor. Diken ise kendi etrafında şöyle bir dönüp reverans yaparak yere yığılıp kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sıçtık hissiyatıyla beraber uyuşan bacağa dolan kana benzer bir ürperti makatımdan ayaklarıma kadar dolaşıyor. Diken'i önce ayağımla dürtüyorum, ses yok. Lan diyorum kalksana, yine ses yok. Yüzüstü düşen talihsiz sabiyi çeviriyorum ve bütün hayatım (yaklaşık 8 sene) gözümün önünden geçiyor. Diken'in alnının sol köşesinde pencere gibi bir delik var ve içinden beyaz bir şeyler görünüyor. Dünya etrafımda şöyle bir dönüyor, gitti diyorum, öldü herif. Bok vardı o kayayı atacak, bravo. Olanlara inanamıyor tekrar deliğe bakıyorum, sıçtık diyorum ve zart diye yere oturuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anası babası da var bunun şimdi. Naptın oğlumuza diycekler. Sonra polis gelir, götürür merkeze, öptürür herkese. Anneme babama ne diyeceğim, e birazdan Badem gelecek ona ne diyeceğim? Ben senin kardeşinin kafayı karpuz gibi yardım, pekmezini akıttım denir mi? O kayayı atan elini sikeyim Ömer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu esnada kontrol mekanizması devreye giriyor ve eve koşuyorum. Beyin bakıyor olmayacak kafayı yemeden eve git sen diyor. Annem odamda ütü yapıyor, ulan diyorum bundan sonra çok iyi bir insan olucam, annemin babamın bir dediğini iki etmiycem. Hiçbir şey olmamış gibi annemle sohbet ediyorum, bana puding yapıyorum git bi karıştır diyor, hay hay diyorum, Ömer yarın perdeleri yıkadım onları takıcaz, siz nasıl uygun görürseniz efem diyorum. Bir yandan da kulak kapıda. Moda Polis Department, CIA, FBI gelecek kelepçeyi takıp götürücekler. Sonra ulan diyorum, herifi orada yaralı bıraktık birine söyleseydin etseydin, yok. İnşaattan kafaya taş düştü öldü o, yorum yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gazla oturuyorum yaz ödevlerine başlıyorum, FBI ile CIA gelmiyor, akşam yemeği yeniyor, TV'nin başına oturuyorum kapıcılardan, Badem'den haber bekliyorum o da yok. Karar veriyorum bir daha asla dışarı da çıkmıycam. Çıkarsam birinin kafayı yarma ihtimalim de yüksek. Riske gerek yok. Madem tutuklamaya gelmiyorlar, oğlana ne oldu sormuyorlar gözlerine gözlerine sokmanın manası yok. Ben bilmiyor Badem, ben bilmiyor Diken, ben dilinizi bilmiyor.&lt;br /&gt;Yatıyoruz, kalkıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kahvaltısından sonra örnek vatandaş kimliğimi pekiştirmek üzere hemen ödev başına oturuyorum. Ancak annem eve ekmek ile süt almak üzre bakkala gitmem gerektiğini söyleyince başımdan aşağı ketıldan sular dökülüyor. Bakkal demek kapıcı demek, kapıcı demek Badem demek Diken demek. Anne diyemiyorum beni linç ederler orda, ben dün Diken sizlere ömür. Ahanda böyle kaya fırlattım kafaya, diyemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda kaçınılmaz bir şekilde para alınıyor ve bakkala gidiliyor, gidiliyor ve bakkalın önünde şok yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim son 24 saat herif öldü pekmezi aktı diye canımdan can giderken Diken kendisi yaş ve size'ında 5-6 veledle yakalamaç oynuyor. Alnın sol tarafına bakıyorum sikindirik bir yara bandı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dellenip &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gellanburaya!&lt;/span&gt; diye bağırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırıyor geliyor çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Lan madem bi bok olmadı neden ceset gibi yatıyosun pezevenk?! Ömrümden ömür gitti lan!&lt;/span&gt; diye bağırıyorum, iki tane çakıyorum Diken'e. Sümük tokadın şiddetiyle iniyor, hık yukarı çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçim rahatlamış, aklanmış, yeniden sivil hayata dönmüş olarak elimde ekmek, süt ve para üstüyle alınmış çikolatalı süt ile örnek vatandaş yeminimi bozarak dönüyorum eve. Annem Ömer şimdi çamaşır makinesini boşalt derken uşağın mı var? diyerek resti çekip çikolatalı sütümle odaya giriyor, masanın üstündeki kitaba bakıp sikerim Garcia'yı da mektubunu da diyerek o yaz bir daha açmamak üzre kapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ben de beyni aktı zannettim, ulan o herifte beyin ne arar?&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-5356604135870721828?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/5356604135870721828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=5356604135870721828&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5356604135870721828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/5356604135870721828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2008/12/nce-emniyet-sonra-hareket.html' title='Önce emniyet sonra hareket'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SVNp8JnkvYI/AAAAAAAAB1s/rPQfoEBmnwE/s72-c/INGLOR.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-1102665829944331120</id><published>2008-12-13T18:31:00.005+02:00</published><updated>2008-12-13T18:35:17.486+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MUZIK'/><title type='text'>Terlemeden sevişenler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SUPjhACcB6I/AAAAAAAAB1c/Gf7SMR5_hGk/s1600-h/teoman_duvar_resimleri.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 213px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SUPjhACcB6I/AAAAAAAAB1c/Gf7SMR5_hGk/s320/teoman_duvar_resimleri.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5279313344293767074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saat 11'miş meğerse fildişinden kulelerde sönüyor ışıklar bak&lt;br /&gt;geceye günaydın diyelim gözlerinde çapak varsa hemen silelim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıradan ölümlüleriz, büyümüş kimyası değişmiş&lt;br /&gt;yazarız banıp kanımıza, tutkunuzdur yazgımıza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;nasıl anlasınlar seni beni&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;acıkmadan yiyenler, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;uyumadan önce ayaküstü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;terlemeden sevişenler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;niye külçe gibi kalpleri, kurumuş ağızları dilleri, hepsi yorgun yaşamamaktan&lt;br /&gt;boşver anlamasınlar seni, ben anlarım bakışından, bilirim her hücreni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nasıl görecekler seni, kapalıyken sımsıkı kalpleri, boşver dişle kendi fünyeni&lt;br /&gt;zaten bir gün her şey biter, kabul edenler etmeyenler, kabul edilmiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;nasıl anlasınlar seni beni&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;acıkmadan yiyenler, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;uyumadan önce ayaküstü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;terlemeden sevişenler&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4904825804261877587-1102665829944331120?l=nick-fallin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://nick-fallin.blogspot.com/feeds/1102665829944331120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4904825804261877587&amp;postID=1102665829944331120&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1102665829944331120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4904825804261877587/posts/default/1102665829944331120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://nick-fallin.blogspot.com/2008/12/nasl-anlasnlar-seni-beni.html' title='Terlemeden sevişenler'/><author><name>Nickfallin</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='31' src='http://1.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/TEy36B8O1tI/AAAAAAAACK0/M5870ie71NI/S220/wolf.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SUPjhACcB6I/AAAAAAAAB1c/Gf7SMR5_hGk/s72-c/teoman_duvar_resimleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4904825804261877587.post-3760675817503819453</id><published>2008-12-11T23:05:00.002+02:00</published><updated>2008-12-12T00:51:24.035+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BEYAZ PERDE'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TRIVIA'/><title type='text'>All Hail Michael Bay</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SUGA1UMnSDI/AAAAAAAAB1U/lVoU8kNl_jk/s1600-h/transformers3_800.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_cbn5tCCt60k/SUGA1UMnSDI/AAAAAAAAB1U/lVoU8kNl_jk/s320/transformers3_800.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278641891697969202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Adam olacak film trailer'ından, afişinden belli olur derler. O kumun üzerine düşen robot gölgesini görür görmez bu film olacak diye düşünmüştüm. Bu özel efekt rahatsızı muhteşem uyarlamayı bugün analım istedim:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Megan Fox'un filmdeki fecahat performansı malumunuz. Ağzını toplamaktan aciz bu kızcağız, mimiksiz suratı ve ifadesiz bakışlarıyla benim bacaklarım uzun ve memelerim dolgun, bu filme başka da katkım yoktur dostlar diye bağırıyordu. Michael Bay de bunu doğrulayan laflar ediyor; Megan kazmasının oynadığı sahneleri defalarca çekmek zorunda kalmışlar; durup durup gülme krizine giriyormuş kendisi, o kadar ki bir iki yerde kızın suratını kapamak, bazen de tamamen sahneden çıkarmak zorunda kalmışlar. Shia Laboeuf'e saldıran robotu kesme sahnesi de sıçtığı sahnelerden biriymiş. Robotu testereyle doğrarken arzulanan haşin ifadeyi ve vücut dilini yakalayamayan Fox'a Bay en sonunda kızım bu sahneyi beceremezsen sabaha kadar tekrarlarız kuşkun olmasın diyerek tehdit etmek zorunda kalmış. Spielberg bu filmde Hollywood yıldızı istemiyorum çünki filmin kendisi yıldız olacak demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Uyarlamanın yapılacağının ilan edildiği günlerde yönetmen Michael Bay ciddi ölüm tehditleriyle karşılaşmış. Hatta bazıları ileri giderek ofisinin penceresini camını indirmeye kalkışmış. Neyse ki diyor Bay, iki yıl önce kullandığım eski ofisimin önünde gösteri yaptılar, kafaları yenisini bulmayı akıl edecek kadar çalışmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Özel efektler için Lucas Arts'ın SW3'te General Grievous için kullandığı şablon önerilmiş ama yönetmen Lucas'ın renklerini çok pastel, kontrastı zayıf ve gerçekçilikten uzak buluyormuş. Grievous için kullanılan şablonu da detay olarak yetersiz bulmuş. Hakikaten de filmde robotların üzerindeki ışık yansımalarını, gölgeleri incelediğinizde Bay'ın daha gerçekçi olduğu aşikar. Tabi Lucas Arts'ın pastel renkleri SW3 için daha uygundu o ayrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Akrep şeklindeki robotun askerleri kovaladığı sahnede, kaçan askerlerin arkasına bir halı serilmiş, altına da uzaktan kumandalı bombalar döşenmiş. Kendilerine, beyler, sakın düşmeyin, tökezlemeyin, hiçbir şey için durmayın denmiş. Diyor ki Bay, o sahnede suratlarındaki dehşet ifadesi bu yüzden gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Cep telefonu ve kredi kartıyla ile Pentagon'u ödemeli arama muhabbeti vaktiyle Granada'da mahsur kalan Amerikan askerlerinin başından geçen gerçek bir hikayeden alıntıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Karaip Korsanları için 350 milyon $, Örümcek Adam için 325 milyon $, bu film içinse 150 milyon $ harcanmış. Michael Bay filmi günlüğü 151 $'a getirdik diyormuş. Spielberg bütçe konusunda aşırı hassasmış. Filme başlamadan kullanacağın efektleri baştan hesapla bana masraf çıkarma demiş. Bu tarz kısıtlamalar yüzünden Bay, robotların yüzlerini istediği
