
Sizi bilemiyoruz ama bizim şahsi olarak yazmamızın, çizmemizin, düşünmemizin ve yaptığımız bilimum eblekliğin ana sebebini tam anlamıyla kim olduğumuz tesbit edebilmek teşkil ediyordu. Detaylara baktığımızda egosantrik, kendini beğenmiş, ukala, öğrenmeye aç, bencil ama çalışkan, ilkeli, tutarlı bir sezar salatası olduğumuz, hayatımıza giren kadınları bir şekilde öğütüp fast food tarzı tükettiğimiz ortadaydı. Tüm bu ipuçlarından bir genel portre çıkıyor ama portrenin dinamikleri tam anlamıyla çözümlenemiyordu. Yeterince tikat olursak satır aralarında bitmeyen tükenmeyen bir anlam arayışı olduğunu, ya ben böyleyim sanırım aslında ama böyle olmaktan da pek mutlu değilim duygusunun hakim olduğunu görebiliyorduk.
Kayıp parçaların bir araya gelebilmesi için canım şirketimin takım liderlerine Trimetrix sistemin geribildirim raporunu vermesi gerekiyormuş.
Bu rapora göre potansiyelinin farkında ama kendisini gelişime açık gören, hayattaki tüm rollerini asıl değerleriyle net belirlemiş ve bu rollere gereken değeri veren, gitmesi gereken yolu çok net gören ama seçeneklerinden pek de memnun olmayan bir birey(mişim) Ofdırekırd konuşmamızda sevgili danışmanımız farkındalığımın 4 milyar insanın bir kafa üstünde olduğunu belirtti.
Beeeenn nickfallin, hem kendim hem de başkaları için pek çok standart belirlermişim. Benliğimin güçlülüğü bu standartlara uyulmasını şart koşuyormuş. Gevşemeyi ve kendi hızımı ayarlamayı öğrenmem gerekiyormuş, kendimi ve başkalarını kontrol etmek için aşırı enerji harcıyormuşum. İnsanların durumlar ve olaylarla ilgili temel varsayımlarını sorgulama yeteneğim varmış. Yaratıcılığımdan, kesinliğimden ve zekamdan gurur duyuyormuşum. Israrcı, agresif ve kendime güvenliymişim. Baskı altında bulunduğumda şiddetli bir aciliyet hissi ve işleri yapıp bitirme gereksinimi duyan bir kişilik tipiymişim. Yaratıcıymışım ve bunu problem çözmede kullanırmışım. Bir projenin meydan okuyuculuğu sona erdiğinde ona karşı ilgimi yitirirmişim. Hemen bir başka talepkar projeye hazır hale gelebiliyormuşum.
Üzülerek söylemeliyim ki dostlar sonuç odaklılık, öğrenme, kendi kendine harekete geçme söz konusu olduğunda altı milyarınıza da çok pis basıyorum. Bu arada beni harekete geçiren ilgi tutum ve değerler kuramsal ve estetik olanlarmış. Sevgili danışmanımızın sunumuna eklediği tablonun Van Gogh'un yıldızlı geceleri olması, benim portrait du docteur Gachet'den yola çıkarak fiyatını doğru tahmin etmem ve daha önemlisi bu tablonun afişinin duvarımda asılı olması sunulan portrenin doğruluğunu korkutucu noktalara vardırdı dostlar eklemeden geçemiycem.
Bu yazılanlardan yola çıkılarak Başak burcu ne yapmazdı sorusunu sorduğumuz cinnet geçirmez yelek başlıklı postumuz daha büyük anlam kazanıyor. Orada bu aciliyet, kontrol ve iç disipline sağlam bir eleştiri getirmiş ve gevşeme ihtiyacımızı dile getirmiştik. Ayrıca hayatımıza giren kadınları içten içe bir proje olarak tanımladığımız ve projeyi onları duygusal olarak kendimize bağlama ile sonuçlandırınca ilgimizi kaybettiğimiz de ortaya çıktı. Buna üzüldüm açıkçası, ben kadınları severdim bir zamanlar. Onları ne kadar zamandır böyle gördüğümü de merak ediyorum desem de cevabı belli. Danışman buna paralel bir durumu insan davranışlarını kökten değiştirecek şey yaşanan büyük travmalardır şeklinde açıkladığına göre evet, sebebi belli.
Kariyer bağlamında bir projeniz felakete doğru gidiyorsa emanet etmeniz gereken herifler ben ve benim gibi rekabetçi, analitik, aciliyet hissi had safhada, anında sonuç almanızı sağlayan rahatsız tipler. Duygu bağlamında ise kendimi kimseye zaten önermiyorum. Asansöre binildiğinde herkes kafaları sayarken benim kafamda kiloları hesapladığım anlaşılırsa benimle asansöre binen herkes bir garip olur. Danışman diyor ki ben de otobüse bindiğinde çantasında akbilini aramaya başlayanlardan olmalıymışım. Öyle olmayı çok istiyorum buna inanabilir.
Bu sabah saat 7.00'da uyanmayı planlarken kendimle yataş fingirdeşmesini uzattığımdan 8.00'a doğru ayaklanabildim. Doktora gideceğimden kahvaltı falan da etmeden şortum sandaletim tişörtüm dışarı fırladım. Hava gölgede seksen dereceydi. Yine minibüsleri teker teker süzüp her sokak arasında bekleme yapıp kornasının ırzına geçmeyecek tipte prezantabl şöförler aradım ve bulduğuma bindim.
Hastaneye vardığımda sevgili doktorum yine beni teste uğurladı, testin çıkmasını beklediğim 2 saatte merkeze gittim, kendime fitnessta giymek için şort ve tişört aldım. Sahilde kahvaltı yaptım, kahvaltı yaparken kedinin biri masaya çıktı. Maalesef normal(!) insanlar gibi kediye elimin tersiyle koyamayacağımdan bir iki tane höt yaptım ama kedi yemedi. Muhtemelen içinden bu herifte kediye vuracak tip yok demiştir. Blöfün işe yaramaması insanda hakikaten vurma isteği yaratıyor çünkü analitik düşünüyorsun, bir sonraki safha bu. Yine de vurmadım kediye. Kıçından tutup bahçeye attım gerisin geri. Kediye vuran bir tip olduğumu anlamıştı ama kahvaltısını paylaşmayacak kadar bencil olduğumu atlamıştı kedi. Buna da uyansa kedi olmaz zaten.
Sonrasında kayalıklara indim ve guatr vermeye başladı alttan coşkuyu. Kendime hayali arkadaş yaratacak kadar yalnız hissettim, artık hiç sevmiyorum yalnız olmayı. Doktorun nasılsınız diye sorması bile insana arkadaşı varmış gibi hissediyorsa bu hayatınız kırmızı alarm veriyor demektir dostlar. Eğer yanınızda o kadar arkadaşınız yok ki danışmak için psikoloğa gidiyorsanız da bittiğiniz andır. Daha herifin ofisine girmeden kapısında ağlayıp rahatlıyorsanız bilin okeye dönüyorsunuz.
Bunları düşünerek kayalıklardan kalktım haydi gerisin geri sevgili doktorumuzun yanına test sonuçlarıyla gittim. Herif ne zaman o sonuçları eline alıp gözlüğünün üstünden okuyup iç geçirse yarın ölecekmişim gibi hissediyorum, hiç sektirmeden. Bekledi de bekledi, en sonunda kafasını memnun memnun sallayıp büyük iyileşme var dedi. Evet var çünkü bu ay iyileşmeyi bir proje olarak kabul ettim ve hastalıkla rekabete başladım diyemedim. Ne bilsin herif trimetrix analizi?
Sırtımdan sekiz ton yük kalktı. Posta katarı vasıtasiyle Misisipi nehri kıyısından fiti fiti yol aldı. Elim ayağım boşandı. Bu hastalık sinir agresyon yapar idare edebiliyo musun diye sordu. İşim stresli, çok da sabır gerektiriyo zorlanıyorum dedim. Daha anlatıcaktım ama sormadı, çok kıl oldum. Boynuna atlayıp her şey yoluna giricek di mi sorusunu sorup ağlamak üzereydim.
Dönüş yolunu gölgeden gölgeden yürümeye karar verdim ama kötü fikirmiş. Mezarlığın önünden geçerken guatrın coştuğu o anlarda mezar taşı okumanın ne gibi sonuçlar doğurabileceğini görmüş olduk, çünkü ayran gibi yayılıp duygusallaştım ve yine gözlerim doldu. Eczaneden ilaçlarımı yazdırdım dedeler gibi. Çıkarken anam anam diye çıktım usul yerini bulsun diye.
Kusura bakmayın sormuşunuz gibi anlatıyorum ama akabinde fitness e gittim. Torso machine, hyper extension yaptım. b. curl efendime söyleyeyim butterfly... sonra havuza gittim, üye olduğunuz havuzun halk plajına dönüşmesi de insana koyuyormuş bunu gördüm.
Sahil kenarında uyumuşum, uzun uzun, ne nedir diye düşünmeden. Şu hayatta hiç bişey düşünmeyebildiğim tek zaman sahilde uyuyarak geçirdiğim zaman. Uyandığında da beyninin bütün sikko şeyleri toparlayabilmesi de belli bir süre aldığından rahat ediyosun. Uyanma esnasında da kafamın içinde Örovizyon birincisi Lena Meyer çalıyodu, çıkardım.
Bi kaçamak yapayım donut yiyeyim diye girdiğim McDonalds'ta ilk çocuklu ailenin gelmesiyle kulaklıkları kafama geri takmam bir oldu. Çocuk terörü yaşanıyor sokaklarımızda! 1.30 boyunda kafasının tepesinde kasık kılı tutulup tükürüklenip yapıştırılmış gibi duran bi velet bebek arabasına yayılmış sırıta sırıta burnunu karıştırıyordu. Çocukların çığlık atmaya başlaması genellikle anaları zorla yemek yedirmeye başladığı ana tekabül ediyor. İşte o an geldiğinde masadan kalktım, aileye hızlı hızlı hiçbir korunma yöntemi %100 garantili değildir diye bağırıp fiti fiti kaçtım.
Size bu satırları evde yazıyor ve pasifiğin hayalinizdeki kadar mavi olduğunu umuyorum. Arayış sona erdiğine göre bize dair her şey bitip başka şeyler başlayabilir. Ahanda burası 3 senelik izometrik vesikalığımızdı.
Bi gün otobüste daha durakta akbilini hazırlayan birini görürseniz, asansöre bindiğinde herkesin kilosunu hesaplamaya çalışan bi arkadaşınız olursa, ya da sizi gece kulübüne elinde haritayla götürüyosa beni hatırlayın. O herif kafayı çizmek üzere arkadaşlar, destek olun. Sahilde kucağınızda uyutun hiçbi şey düşünmesin. Ben artık bişiy düşünmek istemiyorum, güzel şeyler düşünmek istiyorum, Rachel Hurd Wood, tavuklu noodle, honey mustard sos gibi şeyler. Hayattan da çok bişey istemiyorum.
Huzur istiyorum...
Bit..
5 yorum:
yaşasın başak burçları...bir de "yükselenin ikiz senin" teşhisi konup bi tarafın kalk gidelim diğeri b.k yeme otur diyorsa tadından yenmez oluyor...
personelinin beyninin içini bu kadar didik didik eden şirketten ürktüm... altı üstü 3 tane daha proje kotaracaklar 5 tane daha müşteri bulacaklar diye, çalışanların ruh haritasını niye çıkartırlar?! ve buna neden insanlar izin verir ve katlanır? "özel hayatın ihlali" diye mücadele verirken gelinen nokta, tekrar ürktüm.
Ben de Başak Burcuyum ve galiba bazı zamanlarda sapığım. Ciddi bir ruh çözümlemsine benim de ihtiyacım var üstat.
Yorum Gönder