
Yarın, Terapi serisinin son iki bölümü...
Ertesinde yeni bir hikaye, Duygusal atıklar:

"Menekşe'nin beni beşinci terk edişi ile altıncı terk edişi arasında bir yerde, Tazı ile ek hesabımdaki eksi binleri görmüştük. Sarhoşluk ardı depresyonunda kalabalık caddede yürürken gördüğüm her güzel kızın ayakları dibine çökerek bacaklarına sarılıyor, gözlerimden yaşlar akarken lütfen beni sev diye bağırıyordum. Sev beni, çok sev, kimse buna benim kadar muhtaç olmamıştır. Gözyaşlarım keten pantalonlarında, çoraplarında dağılırken Tazı beni çekiştiriyor ve ağır çekimde ağzını koskocaman açmış Başka bir hayat mümkün diyordu. Sesi yolu çevreleyen tarihi binaların pencerelerine çarpa çarpa uzaklaşıyordu.
Güçlü kadınlara tapıyorum. Benim gibi ilişki-kolik, ayrılık-fobikler söz konusu olduğunda, Menekşe'nin beni siklemez halde seri terk edişleri Mona Lisa'nın dudak çevresindeki fırça darbeleri kadar, mutlaka bir sahnesinde meme ucu görünen fransız filmleri kadar sanatsaldı.
Bir gün temelli gider de beni boş çuval gibi bırakırsa, yeniden bana ne yapacağımı söyleyebilecek kadar güçlü bir kadın aramak zorunda kalırım diye korkuyordum. Korkarken kendi başına varolamayacak kadar zayıf olduğum için kendimle gurur duyuyordum."
2 yorum:
açlık hissettiğim bütün duygular yazılarınızın içindeymiş de okudukça doyacakmışım gibi. bilgelik sizin kelimelerinizdeymiş gibi. kelimeleriniz beni takip edecekmiş gibi; öyle acaip öyle güzel. söylemek istedim
Teşekkür ederim =)
Yorum Gönder