
Bir önceki postta zulasını patlattığımı bildirdiğim sevgili amcam. Affetsin beni. Kendisi askerliğini bedelli yaptığından beni aile içinde en az askerlik anısı olan şahıs olma derdinden kurtarmıştır. Ekşi Sözlük'ü takip etmeyenler için Amcam ve Boğaz Köprüsünü tersten geçtiği bir anektodu burada da paylaşmayı vazife bilirim:
hiç unutmam sene 88 ya da 89, ilkokuldayım. o dönemler idolüm en küçük amcam, ki bahsi geçen dönemde henüz 19 yaşında ve istanbul'un gece hayatını arşınlarken en kral playboylara taş çıkarmakta fırtına gibi esmekte kendisi.
hatırladığım kadarıyla o senelerde belirli bir ritüelimiz vardı, gecenin bir yarısı ya da sabaha karşı telefonumuz çalardı, genelde arayan amcam ya da bir polis memuru olurdu, annem beni uyandırır, "amcanı yine karakoldan alıcaz, gelecen mi?" diye sorardı. ben hemen pijamalarımla fırlar, ayakkabılarımı giyer arabanın arka koltuğundaki yerimi alırdım.
bahsi geçen karakola gider, babam dil dökerek, rüşvet vererek o gece kaza yapan, yan masadaki adamı döven, ya da dükkanların vitrinlerini indiren amcamı nezaretten çıkarırdı. arkadaşları hazırlıklı olduklarından (eğer hala sağlamsa) karakolun önünde arabalarında onu bekler, çıkınca da hep beraber geceye devam etmek için bambaşka mezralara akarlardı. bazen babam bana "sen de gidecen mi amcanla?" diye takılırdı. ben takıldığını anlamaz renkli renkli kıyafetler giymiş, filmlerdeki telekızlara benzeyen fileli çoraplı, derin göğüs dekolteli ablalara bakar, utanır, arabanın arka koltuğuna kaçardım.
her neyse velhasıl kelam, amcam atak, hareketli bir insan, bir girişimci ve aynı zamanda [yazının burası aile eşrafı tarafından sansürlenmiştir] idi. burak hakkısı, burak kutu, şunun davulcusu, bunun gitaristi her türlü adam daha ünlü olmadan göte parmak arkadaşıydı. babaannem hala zaman zaman bir burak kut vardı ne oldu ona, hani evde gitar çalardı, şu çocuk resim yapardı, diyerek sorar bazılarını ben de şaşırırım hatırlamasına.
neyse,
bir gün amcam "ben bu akşam televizyona çıkacam anne, akşam seyredin." müjdesini verdiğinde beklentilerimiz elbette farklıydı. ünlü arkadaşları var ya, reklamda oynayacak dedik, bekledik reklamları, hepsini izledik çıkmadı hiçbirinde. haberleri bekledik, ne oldu, kaza oldu da orada arkada mı göründü acaba dedik, haberlerde de çıkmadı amcam. akabinde uğur dündarla quake arena programı başladı ve şaşkınlık içerisinde izlemeye başladık:
"gece yarısı köprüde ölüm yarışı!!
18-19 yaşında motorlu, arabalı gençler sabaha karşı saat ikide boğaz köprüsünde ters yönde yarışlar yapıyor. sadece kendilerininkini değil başkalarının hayatını da tehlikeye atıyorlar."
bu esnada ekrandan önleri kaldırılmış motorlar son sürat geçiyorlar... karşıdan araba gelse paramparça olacaklar.
"tatminsizlik, arsızlık gençlerimizi nereye götürüyor?"
iki araba son sürat yarışıyor... birbirlerine sürtünüyorlar.
biz bunları dehşetle karışık bir şaşkınlıkla izlerken amcam kıvırcık saçlarını savura savura ters yönden motoruyla gelip kameranın önünde pati çekiyor, aracını yan çeviriyor bir tur dönüyor ve objektiflere sırıtmaya başlıyor...
babaannemi kolonya ile zor kendine getiriyoruz.
Amcam bu kasım ayında ikinci evliliğini yaptı ve eşi üç aylık hamile. Ultrasound'da erkek olduğu anlaşılmış. Amcamı biraz tanıyorsam o çocuk kafasında kaskla çıkar motoru da sezaryenle alırlar.


8 yorum:
ahaha valla şikayet etmeyin en azından yalancı değil amcan televizyona çıkacam demiş çıkmış :)
ömer rss de sorun mu var, normalde blogroll da güncellendiğinde takip ediyorum okuduğum blogları ama "ulan ne zamandır bir şey yazmadı" diyip bakınca gördüm ki daha dün yazmışsın halbuse..
vallahi mükemmel bir amcan varmış. okuduktan sonra çok güldüm. Amcamı biraz tanıyorsam o çocuk kafasında kaskla çıkar motoru da sezaryenle alırlar. bölümü ise harika olmuş
Adamda suç yok tamamen üretim ve montaj hatası =)
Amca değil süpermen mübarek.
Mükemmele çok yakın bir amca : )Vandal olması ise en büyük artısı bence.
Saygılar,
t&t
ahahha süpermiş =)
Bu haziran bir oğlu olucak amcamın =)
vandal jr
Yorum Gönder