


Biz Getirin o günleri diyoruz, zaman olanı da götürüyor. (Ha ne yapacağıdı?)
Sekiz sene 7.15 Kadıköy - Karaköy yaptım. (Sanki Kadıköy Taksim dolmuş yaptın zevzek.) Karaköy İskelesi, dün akşam saatlerinde arkadaşlar benden bu kadar diyip salavat getirip suya gömülmüş.
Bizim zamanımızda İdo'ya devirden yıllaar yıllaar önce gazete bayimiz, ara ara vapur beklerken girdiğimiz resim sergisi, kermesi şusu busu vardı. Fotospor'un siyah poşetlerde futbolcu çıkartmaları verdiği dönemlerde her gün gazete aldığımız abimiz (Arkadaşlarla Resmi gazete, Cumhuriyet falan değil Fotospor, Ekip alır, Batistuta'nın Fener'e transferi ile, parmakla kızlık bozanların hikayelerini okurduk) hakikaten bayimizden ısrarla istediğimiz çıkartmalardan bize avuç avuç verir, jestleriyle çocukları sevindirirdi.
Sonradan İDO şehir hatlarını hamile bırakıp nikahına alınca ilk önce topuklarına bastığı sivri burun ayakkabılarıyla çayçen var mı çayçen diye soran çaycılar, akabinden sağ el dümende sol dirsek camın dışında park eder gibi gemi yanaştıran kaptanlar gitti. Vapur seyahatleri 15 dakikaya inerken, yanaşma merasimi 15 dakikaya çıktı. Süt görünümlü su sahlep gitti, Ülker Cafe Crown'lar, Ülker Cola Turka'lar, Ülker İçim Ayran'lar geldi. Ders kitaplarına girecek örnek bir kadrolaşma hareketi ile personel değişti, gişelere türbanlı memur bereketi geldi. Günümüzde şehir hatları vapurlarında martılar bile akp gençlik kolları üyesi.
Personelle beraber iskele de tadilata girdi, bizim bayi zaten yolcuydu, sergi sizlere ömür. Meğerse üst tarafı yenilerken alt tarafı unutmuşlar, zamanla yavşayan dubalar en sonunda dün 20.00 sularında pes etmiş.
Karaköy iskelesi batarken Lcd ekranlar çalışmaya devam ediyor muymuş acaba Titanic hesabı?


3 yorum:
siz hiç sevdiginiz bir sehri sevmediklerinizin elinde solarken gördünüz mü?
Saint-Benoit ?
Hell yeah!
Yorum Gönder